Irak Karar Koalisyonu Liderleri Eski Musul Valisi Athil Al-Nucayfi ile Yaptığım Mülakat

Sn. Nucayfi ile yapmış olduğum görüşme sırasında başta iki ülkeyi ilgilendiren konular, ortak çıkarlar ile işbirliği alanlarına değinilmiş ve satırlar arasında değişik konuların yanı sıra Türkiye ve Irak arasında yegane seçenek olan ortak işbirliği üzerinde durulmuştur.

Sn. Nucayfi ile yapmış olduğum görüşme sırasında başta iki ülkeyi ilgilendiren konular, ortak çıkarlar ile işbirliği alanlarına değinilmiş ve satırlar arasında değişik konuların yanı sıra Türkiye ve Irak arasında yegane seçenek olan ortak işbirliği üzerinde durulmuştur.

Kendisine sorduğum Birinci soru Irak’ın istikrarının Türkiye’ ye olan etkisi üzerine idi.

Nucayfi; Tabi ki Irak’ın istikrara kavuşması Türkiye’nin çıkarınadır, Türkiye dostu bir Irak’ın yeniden yapılanması Türkiye ile başta ekonomik, kültürel, sosyal ve güvenlik kapılarını aralayacak olmasından dolayıdır ki bizlerde bu tür ilişkilerin geliştirilmesinden yanayız dedi ve ekledi,

Ancak, Türk siyasetinin Irak’a bakışı Türkiye dostu olmayan bazı ülkelerin halihazır uluslararası ve bölgesel çıkarlara ters düşen mantık dışı savlarla yaymış olduğu menfi propaganda neticesinde Irak halk tabanı içerisinde kuşkuya neden olan birtakım gelişmelere dayalı olarak tedirginlik yaratmaktadır. Bununla birlikte ne yazık ki Irak halkına değil de Türk kamuoyuna yönelik olan bu menfi propagandalar ve mantık dışı savlar karşısında Türk Basın hiçbir tepki göstermemektedir. İran ve Arap Körfezi Ülkelerinin Irak’ın içişlerine yönelik onlarca değil yüzlerce uydu kanalının bulunmasının yanı sıra Türkiye’ye karşı olan politikalarını destekleyen sosyal medya ağları da bulunmaktadır, Türkiye ise Arapça yayın yapan sadece bir kanalı bulunmakta o da Arap Halklarına yönelik değil de içe yöneliktir.

Basın yayın organına rağmen Türkiye’nin Irak’a karşı stratejik görüşü pek net olmayıp daha ziyade Bölgede bulunan başka ülkelere yöneliktir.

Genel olarak baktığımızda Türkiye’nin önünde nadir bir fırsat ile büyük iş imkanlarının bulunduğunu söylemek mümkündür ancak, bunların Irak’ın içişlerinde tek aktör olan İran’ın muazzam etkisi altında kalan Irak halkı ile olan ilişkilerin yeniden gözden geçirilmesinin yanında sosyal ve kültürel ilişkilerin daha da pekiştirilmesinin gerekli olduğu kanaatindeyim. 

Diğer Sorumuz ise:

İki Komşu Ülke olan Türkiye ve Irak Arasında Kurulması Gerekli olan Ortak Çıkarların Ölçüt ve Çerçevesi Nelerden İbarettir?

Türkiye ve Irak’ın ortak çıkarlarını daha da detaylı ele almak istediğimizde bunu iki ayrı çerçevede ele almamız gerekir.

Birinci Çerçeve Ortak Güvenlik Olgusudur:

Bu çerçevede bakıldığında ele alınması gerekli olan konuların başında Musul ili ve Irak’ın Kuzeyinde meydana gelen olaylar ile Kürdistan Bölgesel Yönetimi ve PKK terör örgütünün sadece askeri alanda kalmayıp siyasal alanlarda da bölgeye sızması, Sincar bölgesini işgal etmesi, İran yanlısı güçlerle kuvvetli ilişki kurması ve direkt bir şekilde buradan siyasal destek alması bölgede hakim olan iki kuvveti kendine hedef olarak seçmiştir. Bu kuvvetlerden birincisi Musul İli, Sincar Bölgesi ve civarında çoğunluk olarak en büyüğü ancak siyasal olarak en zayıf kütleri olan Arap Sünni grubudur, İran yanlısı grupların desteğini alan PKK örgütünün hedef aldığı İkinci kuvvet ise Kürdistan Demokratik Partisidir (Barzani’nin Partisi), Barzani her ne kadar bu örgütün tehlikesinin farkında olmasına rağmen ancak PKK’nın yaydığı sahte Kürt Milliyetçiliği söylemleri karşısında eli kolu bağlı kalmakta ve karşı koymada sınırlı ve zayıf kalmaktadır. Büyük olasılıkla Kürt Toplumu içerisinde PKK’ya destek veren gruplar ile Yezidilerin önümüzdeki parlamento seçimlerinde siyasal bir temsil hakkı elde edeceklerini tahmin ederim.

İşte bundan dolayıdır ki Türkiye halen Musul Vilayeti içerisinde yaşamakta olan Sünni Arap Toplumu ile olan ilişkisinin daha da kuvvetlendirmesi direkt olarak çıkarındandır ki, özel olarak Musul’da ve genel olarak Irak’ın tamamında geçmişte olan rolünü tekrar geri getirmesi yolunu açacaktır. Bunun gerçekleşmesi halinde Türkiye’nin Sincar Bölgesinde PKK ile karşı karşıya gelmesine gerek kalmayacak bu görevi Türkiye yerine zaten PKK karşıtı görüş ve düşünceye sahip Sünni Arap Toplumu üstlenecektir. Bununla birlikte Türkiye’nin bu nüfuz ve ilişkilerini; Türkiye dostu tarafları zayıf düşürecek ve karşı tarafları daha da kuvvetlendirecek olan halen üzerinde uzlaşma sağlanmayan bölgelerde bir Arap – Kürt çatışmasına mahal vermemek için kullanmasının gereklidir.

İkinci Çerçeve ise Türkiye Irak İlişkileridir

Türkiye’nin ABD Güçlerinin Irak’a karşı başlattığı hamleye iştirak etmemesi sonucunda 2003 senesinden beri Türkiye’ye karşı haksız ve mesnetsiz propaganda hamleleri başlatılmış olup Türkiye’yi terörü destekleyen bir taraf olarak lanse etmekte ve İran’ı ise kurtarıcı olarak göstermektedir. Türkiye bu tür menfi propagandalara karşı herhangi bir karşı koyma girişiminde bulunmadı ve bölgedeki destekçilerini yalnız bırakarak karşı tarafın güçlü imkanlarına karşılık kendi kendilerini savunma pozisyonunda bıraktı, daha sonraları ise Körfez Ülkeleri ile ilişkilerin bozulması ile Türkiye karşıtı hamleler daha da bir hız kazanmaya başladı

Bu gibi Türkiye karşıtı hamleler Türkiye ile Irak arasında mevcut olan siyasi ve ekonomik ilişkiler olumsuz yönde etkilenmiştir. Son iki yıl içerisinde Türkiye ile İran arasındaki ilişkilerin bir nebze de olsun düzelmiş olmasına rağmen İran yanlısı siyasi partilerin Türkiye’ye karşı söylemlerinde bir değişiklik göze çarpmamaktadır, halen daha Türkiye karşıtı kuşku ve menfi propaganda faaliyetlerine devam etmektedir.

Kuzey Irak Bölgesel Yönetimine gelince, Barzani’nin her ne kadar Türkiye ile gelişmiş ilişkiler içerisinde olmasına rağmen çoğunlukta olan Kürt Milliyetçi grupları Türkiye’yi bir hasım olarak görmektedir. Buna karşılık Türkiye şimdiye kadar ortak çıkarları geliştirme, ortak dini ve sosyal benzerlikleri öne çıkaran karşı hamlelerde bulunmadı, bunda dolayı da PKK Kürt insanını aldatarak sahte Kürt milliyetçiliği söylemleri ile Kürt toplumu içerisinde kendine yer edinmeye çabalamaktadır.

Kanaatimce, Türkiye’nin İran ile olan ilişkisini bir fırsat olarak ele alması, İran ve Irak’taki yandaşlarına karşı bir baskı aracı olarak Türkiye karşıtlığının sona erdirilmesi yönünde kullanmasının zamanı gelmiştir.    

Türkiye’nin Irak ile olan ortak çıkarlarını izah eden uydu kanalları ile geniş tabanlı sosyal medya ağlarının kurulmasına ihtiyacı bulunmakta ki bu araçlar ile karşı tarafların yaymış olduğu Türkiye’nin bölgemizdeki mantık dışı niyet ve isteklerini çürüten yayınların bir an önce hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Uluslararası siyaset platformunda ise Türkiye şuanda değişik bir siyasal konumdadır, bir taraftan İran ile yumuşak ve sakin bir politika izlerken diğer yandan aktif bir NATO üyesi olması hasebiyle ABD ile olan direkt ilişkisi kanalıyla NATO’dan alacağı yetki ile Irak’ta güvenlik ve politik yönden çok aktif bir rol alma imkanı bulunmaktadır.

Türkiye’nin üstleneceği bu rolün amacı ilk başta bütün kurumları ile birlikte Irak Devlet yapısının güçlendirilmesi, gerekli olan eğitim ve geliştirme desteğinin verilmesi, her türlü terör örgüt ve faaliyetlerinin sona erdirilmesi ve Irak’ın komşu ülkelere bir tehdit unsuru olmaktan çıkartılması yönünde olmasını temenni ederim. Irak’ın dış ülkelerden gelecek olan bu türden bir adıma gerçekten ihtiyacının olması durumunda ABD ve AB’nin desteğini elde etmesiyle sosyal kurumları ile Türkiye bu rolü pekala üstlenecek kabiliyet ve konumdadır.

Türkiye Bölgesinde kurumsal ve teknolojik olarak en gelişmiş ülke konumundadır, bu konumu itibarıyla bölge halklarının kültürünü en yakından bilen birisi olarak bu bölgede yaşamakta olan halkların gelişmesine ve ilerlemesine yardımcı olabilecektir. Ben şahsen Türkiye ile İran arasındaki temel farkın bundan ibaret olduğunu bilen birisiyim, İran’ın terörün yaygın hale gelmesi, resmi devlet kurumunun ortadan kalması, terör gruplarının devlet mekanizmasına hakim olmasını sağlayan bir rol üstlenmesine karşılık olarak Devlet sistemini pekiştiren ve kendi kendini koruyabilen bir devlet yapısının oluşmasını sağlayan komşuları ile dostane ekonomik ve sosyal ilişkiler içerisinde olan bir devlet fikrini savunan ve gerçekleştiren bir Türkiye’nin bu rolü üstlenmesi bizim için daha hayırlı olacaktır. İran her ne kadar terörden fayda sağlıyor ise Türkiye sadece güven ve istikrardan fayda sağlamaktadır.

Bu görüşme sonunda,  Türkiye – Irak ilişkilerine ışık tutan bu aydınlatıcı cevaplarına karşı sonsuz saygı ve şükranlarımız sunarız. 

03 Şubat 2020 -



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (530) 912 22 78
Reklam bilgi


Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?