İsraf mı, cimrilik mi?

Muhterem Kardeşlerim…

Bazılarına göre cimrilik daha kötüdür. Mesela zenginin cimri olması daha kötüdür. Fakir cimrilik etse de, o kadar zararı olmaz. Zenginin israf etmesiyle fakirin israf etmesi de aynı olmaz. Duruma göre her ikisi de kötüdür.

Cimri, malı harcamıyor, mal kullanılmadığı için işe yaramıyor. Müsrif, malı boşa harcıyor, yok ediyor, netice de onunki de işe yaramıyor. Cimri, kendine yazık etse de, malı mirasçısına falan kalabilir, yani bir faydalanan çıkabilir. Hırsız bile çalsa, cimri ahirette çalınan malın karşılığını alır. Hayvan yese sadaka olur.

Cimriliğin daha çok kötülenmesi, insanlardan çoğunun mal biriktirmeye meyilli olmasındandır. Kur’an-ı Kerimde israf edenlerin şeytana, Firavun’a ve Hazreti Lut’un kötü kavmine benzetilmesi ve Allahü Teâlâ’nın bunları sevmemesi, bunlara sefih demesi ve ahirette azap çekmeleri, dünyada aşağı, muhtaç duruma düşmeleri ve pişman olmaları, israfın zararlı olduğunu göstermektedir.

Bir Hadis-i Şerif meali de şöyledir:

“İsraf ve kibirden sakının!” [Buhari]

İsraf kibirle beraber zikredilmiştir. Demek çok kötü ki, kibir gibi büyük bir günahla beraber söyleniyor.

İsrafın kötü olmasının birinci sebebi, malın kıymetli olmasıdır. Mal, Allahü Teâlâ’nın verdiği bir nimettir. Âhireti kazanmak, malla olur. Dünya ve âhiret, malla intizam bulur, rahat olur. Hac, cihad sevabı malla kazanılır. Bedenin sıhhat, kuvvet bulması, malla olur. Başkasına muhtaç olmaktan insanı koruyan maldır. Sadaka vermek, akrabayı dolaşmak, fakirlerin imdadına yetişmek malla olur. Mescidler, okullar, hastaneler, yollar, çeşmeler, köprüler yaparak insanlara hizmet de malla olur.

“İnsanların en iyisi, onlara faydası çok olanıdır” Hadis-i Şerifi de, malın önemini bildiriyor. İnsanlara yardım etmek için çalışıp para kazanmak, nafile ibadet etmekten daha çok sevabdır. Cennetin yüksek derecelerine malla kavuşulur. Mal kıymetli olunca, onu israf etmek elbette kötüdür. İsraf kötü diye cimrilik de yapmak yanlış olur. İslamiyet orta yoldur. Aşırılıklardan uzak durmak gerekir. İsraf ifrat, cimrilik tefrittir. İkisinden de uzak durmalı, cömert olmalıdır.

Haram ve israf

İçki ve genelev gibi haram bir şeye para verilirse, ayrıca israf da olur. İsraf ise haramdır. (Hadika)

Birkaç ayakkabısı olmak

Ayakkabının birkaç tane olması erkek için israf olmaz.

Bir Hadis-i Şerif meali şöyledir:

“Ayakkabılarınızı çoğaltın! Erkek, ayakkabı giydiği sürece binekli sayılır.” [Müslim]

İsraf, malı helak etmektir

İsraf, malı helak etmek, faydasız hale getirmek, dine ve dünyanın mubah olan işlerine faydalı olmayacak şekilde sarfetmektir. Malı denize, kuyuya, ateşe ve elden çıkmasına sebep olan yerlere atmak, onu helak etmektir. Kullanılmayacak hale sokmak, kırmak, kesmek, ağaçtan meyveyi toplamayıp çürütmek, tarlayı hasat etmeyip, ekinin helak olması, hayvanları soğuktan, düşmandan korunacak yere koymamak ve soğuktan, sıcaktan ve açlıktan ölmelerini önleyecek kadar yedirmemek ve örtmemek de, helak etmektir ki, bunların hepsi israf olmaktadır.

Herkesçe bilinmeyen, hatırlatılması lazım olan israflar da vardır. Mesela, meyve ve ekin toplandıktan sonra, bunları iyi saklamayıp kendiliklerinden bozulmaları veya nem alarak, çürümeleri veya kurt, güve, fare, karınca ve benzeri canlıların yemeleri hep israftır. Ekmek, et, et suyu, peynir gibi gıdaların ve hurma, karpuz, soğan gibi meyvelerin ve kuru incir, kuru üzüm, zerdali gibi kuru meyvelerin ve buğday, arpa, mercimek gibi hububatın ve elbise, kumaş, kitap gibi eşyanın, böylece, israf edildikleri çok görülmektedir.

Yemek artıklarını dökmek, çatalı, kaşığı, tabağı, tası ekmekle veya parmakla sıyırıp yemeden önce, kapları ve parmakları yıkamak ve silmek israftır. Sofra bezi ve masa üstüne düşen ekmek ve yemek kırıntılarını toplamayıp atmak da israftır. Bu kırıntıları toplayıp kedi, köpek, koyun, sığır, karınca, kuş, tavuk gibi hayvanlara yedirmek israf olmaz.

Hadis-i Şerifte;

“Şeytan, her işinizde sizinle beraber bulunur. Hatta, yemekte bile. Birinizin lokması düşerse, onu alıp tozunu temizleyip yesin. O lokmayı şeytana bırakmasın! Yemek sonunda parmağını yalasın! Çünkü, bereketin hangi lokmada olduğu bilinmez” buyuruldu.

Düşen lokmayı alıp yemek, yemek tabaklarını sıyırmak, insanı israftan kurtardığı gibi, kibir ve riyayı giderir, berekete kavuşturur. Mevcuttan istifadeye ve gelecek nimetin artmasına sebep olur. Fasulye, pirinç, nohut gibi şeyleri yıkarken dökmek ve dökülenleri toplamamak israftır. Elbise, çorap, ayakkabı gibi giyim eşyasını iyi kullanmayıp, çabuk eskitmek, onları yırtmak, yıkarken suyu, sabunu çok harcamak, lambayı, mumu, elektriği, hava gazını boş yere yakmak, hep israftır.

Kendi malını ateşte yakmak

Bir kimsenin, malını kendisi için kullanmadığı zaman, hakkı, yani lüzumu olmayan yere, az da sarf etmesi israf olur. Mesela, malı ateşte yakmak, denize atmak böyledir. Lüzumu olan yere, lüzumundan fazla vermek de israf olur. Mesela, çoluk çocuğuna ihtiyaçlarından fazla şeyler vermek israf olur. İhtiyaç, İslâmiyet’in gösterdiği miktarlar ile ve memleketin âdetine göre belli olur. Görülüyor ki, bir kimsenin, malını sarf edeceği, harcayacağı yerleri ve kendi malındaki başkalarının hakkını öğrenmesi lazımdır.

İnsanın, kendi malında bulunan, başkasının hakkını ödemesi, israf değildir. Bu hakların en mühimi, zekâttır.

Bir kimsenin, kendi bedeni için, yemekte, içmekte, giyinmekte, ev kurmakta, tabiatının çektiği şeye, ihtiyacından fazla harcaması, israf olur. Mesela bir şeyi yemek, içmek isteyince, doyduktan sonra, fazlası israf olur. Bunun küçük günah olduğu, Redd-ül-Muhtâr’da bildirilmektedir.

Ekmeğin pişkin yerini ve içini yiyip, kenar ve kabuklarını yemeyip atmak israf olur. Bırakılan kısımları başkası veya hayvan yerse, israf olmaz.

Her istediğini yemek israf mıdır?

Her istediğini yemek de israftır. İbni Mâce, İmâm-ı Beyhekî ve Abdullah ibni Ebiddünyâ hazretleri kitaplarında, Enes bin Mâlik hazretlerinin, Resûlullah Efendimizin;

“Her istediğini yemek israftandır” buyurduğunu naklediyorlar.

Günde iki kere ve her istediğini yemenin israf olması, doyduktan sonra veya hazım, sindirim olmadan, acıkmadan tekrar yemek israf olur demektir. Çünkü, gündüz ikinci olarak yemek, hele kısa günlerde ve çalışmayan kimseler için, çok kere, tam acıkmadan yemek olur. Bir sofrada, her istediğini yemek de, doyduktan sonra yemek olur.

Bildirilen iki Hadîs-i Şerifte, israf olduğunu açıkça anlatmadığından, israfa, harama teşbih, benzetme buyurulması da mümkündür.

Fakat, bir yemekten usanıp her birinden biraz yiyerek ibadet yapmak mesela oruç tutmak, helal kazanmak için çalışmak veya Müslüman kardeşlerine yardım etmek gibi ibadetler için kuvvetlenmek düşüncesi ile veya sofrada misafir bulundurmak niyeti ile olursa, israf olmayacağı, Hulâsa kitabında ve başka kitaplarda yazılıdır. Kitapların sözü, yemek çeşitleri, yalnız bu iki sebeple arttırılabilir demek değildir. Ziyan etmedikçe ve başka bozuk niyet ile olmadıkça, lezzet ve zevk için arttırmak da caiz olduğunu, A'râf sûresinin 31. Âyeti ve Mâide sûresinin 90. âyeti göstermektedir. Bu iki Âyet-i Kerime’ye dayanarak, Âlimlerimiz, her çeşit meyve yiyerek lezzet almaya caiz demişler ve Resûlullah efendimizin çeşitli meyve yediğini haber vermişlerdir.

Abdullah ibni Abbâs hazretleri için buyurulan;

“İstediğini ye, istediğini giyin! İnsanı yanlış yola götüren, israf ve tekebbürdür” Hadîs-i Şerifi, Buhârî’de yazılıdır.

Bir kimsenin, kendi elbisesini yırtması, yakması, günah işleyenlere para, mal vermesinin de israf olup olmadığı konusunda Hadîka kitabında buyuruluyor ki:

“Başkasının malını helak etmek, zulüm olur. Ödemek lazım olur. Kendi malını helak etmek ise, israf olur. Günah işlemek için ve günah işlenilmesi için verilen mal ve paralar da israf olur.”

Alışverişte aldanmak da israftır

Malı kıymetinden aşağı fiyatla satarak veya kiraya vererek ve kıymetinden yukarı fiyatla satın alarak veya kiralayarak aldanmak israf olur. Aldanarak alış verişe zaruri ihtiyaç olursa veya yardım, sadaka gibi niyet ile böyle yaparsa israf olmaz. Meyyitin kefenini miktar ve cins bakımından, İslâmiyet’te bildirilenden fazla yapmak israftır.

Abdullah ibni Ömer hazretleri şöyle naklediyor:

“Sa'd ibni Ebî Vakkâs hazretleri abdest alırken, Resûlullah efendimiz gördü.

-Ya Sa'd! Suyu niçin israf ediyorsun? buyurdu.

-Abdest alırken de israf olur mu dedikte;

-Büyük nehirde de olsa, abdestte fazla su kullanmak israf olur buyurdu.”

Acıkmadan önce, günde ikinci defa yemek, israftır. Ahmed Ebû Bekr-i Beyhekî hazretleri kitabında;

“Hazreti Aişe buyuruyor ki, günde ikinci defa yemek yiyordum. Resûlullah Efendimiz görünce;

-Ya Aişe! Yalnız mideni doyurmak, sana her işten daha tatlı mı geliyor? Günde iki kere yemek de israftandır. Allahü Teâlâ, israf edenleri sevmez! buyurdu.”

Hâdimî merhum, burayı şöyle açıklıyor:

“Resûlullah Efendimiz, Hazreti Aişenin ikinci yemeği, acıkmadan yediğini anlayarak böyle buyurmuştu. Yoksa, kefaretler için, günde iki kere yedirmek lazım olduğu meydandadır.”

Sofraya lüzumundan fazla ekmek koyup, sonra bunları, tekrar yemek için kaldırmamak israftır. Yani, yenmeyen ekmek parçalarını atmak ve riya, gösteriş, şöhret için fazla ekmek koymak israf olur.

Nefis yemekleri yemek, kıymetli, yeni elbise giymek, yüksek, büyük binalar yapmak ve dinin sahibinin haram etmediği daha bu gibi şeyler, helalden kazanıldığı, kibir ve öğünmek için olmadığı zaman israf değildir. Lüzumundan fazla olunca tenzihen mekruh olurlar. Ahireti kazanmak isteyenlere, lazım olan ile kanaat edip, fazlasını sadaka vermek yakışır.

 

Allahü Teâlâ, cümlemizi kul hakkını gözeten, israftan kaçınan, Kendisine layık bir Kul, Habibine Layık Ümmet kullarından eylesin. (Amin)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Müslüm ABACI - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Mercek Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mercek Haber değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (544) 375 03 30
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?