İsraf

Muhterem Kardeşlerim…

Malı, dinin ve mürüvvetin uygun görmediği yerlere dağıtmaya israf denir. İsraf, malı helak etmek, faydasız hâle getirmek, dine ve dünyanın mübah olan işlerine faydalı olmayacak şekilde sarf etmektir. Malı denize, kuyuya, ateşe atmak, onu helak etmektir. Kullanılmayacak hâle sokmak, kırmak, kesmek, ağaçtan meyveyi toplamayıp çürütmek, tarlayı hasat etmeyip, ekinin helak olmasına sebep olmak, hayvanları soğuktan, düşmandan korunacak yere koymamak ve soğuktan, sıcaktan ve açlıktan ölmelerini önleyecek kadar yedirmemek ve örtmemek de, helak etmek olup israftır. Günah işlemek için ve günah işlenmesi için verilen mal ve paralar da israf olur. Abdestte ve gusülde, lüzumundan fazla su kullanmak da israftır.

Hadis-i Şerifte buyuruldu ki:

“İktisat eden zenginleşir, israf eden fakirleşir.” [Bezzar]

İsrafla cimriliğin ortasına iktisat veya cömertlik denir. 

Hadis-i Şeriflerde buyuruldu ki:

“İktisat eden, sıkıntı çekmez.” [Taberani]

“Kurtarıcı üç şeyden biri, varlıkta, yoklukta, zenginlikte, fakirlikte, iktisada riayet etmektir.” [Beyheki]

“ktisat etmek, maişetin yarısıdır.” [Hatib]

“Tedbirli olmak, geçimin yarısıdır.” [Deylemi]

“Geçimde iktisat etmek, peygamberliğin yirmide biridir.” [Ebu Davud]

“Kıyamette herkes, şu 4 suale cevap vermedikçe hesaptan kurtulamaz:

1- Ömrünü nasıl geçirdi?

2- İlmi ile nasıl amel etti?

3- Malını nereden, nasıl kazandı ve nerelere harcetti?

4- Cismini, bedenini nerede yordu, hırpaladı?” [Tirmizi]

Dinimizde abes, lüzumsuz şeyleri yapmak, caiz değildir. Mesela boş ve lüzumsuz yere bir şeyler karalamak, israf ve abestir. Burada birkaç israf vardır. Zaman, emek, enerji, kağıt, kalem, mürekkep. Hepsinden mühimi de faydalı bir şeyle meşgul olunmamak...

Eğer dünyadaki herkesin boşa harcadığı zaman, enerji ve emek hesaplansa, dünyada açlık ve yokluk içinde kıvranan milyonlarca insanın ihtiyaçlarına kâfi gelebilecek zaruri meta üretilebilirdi.

İsrafın miktarı ne olursa olsun zararı büyüktür. Küçük sanılan şeyler, yan yana geldiği zaman büyük rakamlar, değerler ortaya çıkar. Damlaya damlaya göl olur, atasözünü duymuşuzdur. Dakikada on damla kaçıran bir musluk ayda 170 litre su akıtıyormuş.

Semavi dinlerin hepsinde Allahü Teâlâ kötü bir huy olan israfı yasak etmiştir. Dinimizin boşu, abesi, haramı, israfı yasaklamasında insanların saadeti, refahı, adaleti ve her şeyi yatmaktadır.

Dinimizde, cimriliğin, israftan daha çok kötülenmesi, israfın cimrilik kadar kötü olmadığını göstermez. Cimriliğin daha çok kötülenmesi, insanlardan çoğunun mal biriktirmeye meyilli olmasındandır. 

İsrafın kötülüğünü göstermek için, Allahü Teâlâ buyuruyor ki:

“Yiyin, için, fakat israf etmeyin! Allahü Teâlâ israf edenleri elbette sevmez.” [Araf 31]

“İsraf etme! İsraf edenler, şeytanların kardeşleridir.” [İsra 26, 27]

“Müsrifleri helak ettik.” [Enbiya 9]

“Mallarını israf edenlere bir şey vermeyin!) emri ile müsrifleri en kötü şekilde vasıflandırıp, (Mallarınızı sefihlere vermeyin” buyuruyor. (Nisa 5)

Ne israf etmeli, ne de kısmalıdır. Bunların ortasını bulmak ise makbuldür. Buna iktisat etmek denir. Cömertlik de malını iktisat ile kullanmaktır. 

Allahü Teâlâ buyuruyor ki:

“Cimri olma, israf da etme!” [İsra 29]

Cömertleri överken de buyuruyor ki:

“Onlar sarf ettikleri zaman ne israf ederler, ne de cimrilik. İkisi arasında orta bir yol tutarlar.” [Furkan 67]

Hadis-i Şerifte de buyuruldu ki:

“Yiyip için, giyinin ve tasadduk edin. Fakat israf ve kibirden sakının!” [Buhari]

İsrafın zararları, israf edenlerin şeytana, Firavun’a ve Hazreti Lut’un kötü kavmine benzetilmesi ve Allahü Teâlâ’nın bunları sevmemesi ve bunlara sefih demesi ve ahirette azap çekmeleri, dünyada aşağı, muhtaç duruma düşmeleri ve pişman olmalarıdır. İsrafın kötü olmasının birinci sebebi, malın kıymetli olmasıdır. Mal, Allahü Teâlâ’nın verdiği bir nimettir. Ahireti kazanmak, mal ile olur. Dünya ve ahiret, mal ile intizam bulur, rahat olur. Hac, cihad sevabı mal ile kazanılır. Bedenin sıhhat, kuvvet bulması, mal ile olur. Başkasına muhtaç olmaktan insanı koruyan maldır. Sadaka vermek, akrabayı dolaşmak, fakirlerin imdadına yetişmek mal ile olur. Mescitler, okullar, hastaneler, yollar, çeşmeler, köprüler yaparak insanlara hizmet de mal ile olur. 

Peygamber Efendimiz, “İnsanların en iyisi, onlara faydası çok olanıdır” buyuruyor. (Kudai)

İnsanlara yardım etmek için çalışıp para kazanmak, nafile ibadet etmekten daha çok sevaptır. Cennetin yüksek derecelerine mal ile kavuşulur. Mal kıymetli olunca, onu israf etmek elbette kötüdür.

Hadis-i Şeriflerde buyuruldu ki:

“Allahü Teâlâ, bir kuluna mal ve ilim verir. Bu kul da haramlardan kaçınır, akrabasını sevindirir, malından hakkı olanları bilip verir ise, Cennetin yüksek derecesine kavuşur.” [Tirmizi]

“İki şeyden birine kavuşana gıpta etmek, imrenmek yerinde olur. Allahü Teâlâ bir kimseye İslam ilimlerini ihsan eder. Bu da, her hareketini, bilgisine uygun yapar. İkincisi, Allahü Teâlâ, birine çok mal verir. Bu da malını, Allahü Teâlâ’nın razı olduğu, beğendiği yerlere harceder.” [Müslim]

“İyi kimseye malın iyisi, ne güzel yakışır.” [Berika]

Süfyan-ı Sevri hazretleri, “Bu zamanda mal, insanın silahıdır. İnsan canını, sıhhatini, dinini ve şerefini mal ile korur” buyurdu. Büyük bir nimet olan malı israf, Allahü Teâlâ’nın nimetine kıymet vermemek, nimeti elden kaçırmak, Küfran-ı Nimet, yani şükretmemek olur. Bu ise, nimeti verenin azap etmesine sebep olacak büyük bir suçtur. Nimetin kıymeti bilinmez, hakkı gözetilmezse elden gider. Şükredilir ve hakkı gözetilirse elde kalır ve artar. 

Cenab-ı Hak, “Şükrederseniz, verdiğim nimetleri artırırım” buyuruyor. (İbrahim 7)

Elbise, ayakkabı gibi giyim eşyasını iyi kullanmayıp, çabuk eskitmek, onları yırtmak, yıkarken suyu, deterjanı çok harcamak, elektriği, tüp gazı boş yere yakmak, hep israftır.

Acıkmadan veya doyduktan sonra fazla yemek de israftır. Nefis yemekler yemek, kıymetli, yeni elbise giymek, büyük binalar yapmak ve haram olmayan daha bunun gibi şeyler, helalden kazanıldığı, kibir ve öğünmek için olmazsa, israf değildir. Ahireti kazanmak isteyenlere, gereken ile kanaat edip, fazlasını hayra vermek yakışır.

Sadaka vermekte de israf vardır. Hazreti Sabit bin Kays bir anda, 500 ağaçtaki hurmaların hepsini sadaka verip evi için bir şey bırakmayınca, “Hepsini vermeyin” diye âyet indi.

Borcundan çok malı olmayan, çoluk çocuğu sıkıntıya sabredemediği halde, bunların ihtiyacını karşılayacak maldan fazlası bulunmayan veya sıkıntıya katlanamadığı halde, kendi muhtaç olanın sadaka vermesi israf olur.

Sefihlik aklın az ve hafif olmasıdır. Aksine rüşd denir ki, aklın kuvvetli olmasıdır.

Allahü Teâlâ “Mallarınızı sefihlere vermeyin” dedikten sonra, “Onların halinde rüşd görürseniz, mallarını kendilerine teslim edin” buyuruyor. (Nisa 5, 6)

Meyve ve ekin toplandıktan sonra, bunları iyi saklamayıp kendiliklerinden bozulmaları veya nem alarak çürümeleri veya kurt, güve, fare ve benzeri canlıların yemelerine sebep olmak israftır.

Ekmek, et, et suyu, peynir gibi gıdaların; karpuz, soğan gibi meyvelerin; kuru incir, kuru üzüm, kayısı gibi kuru meyvelerin; buğday, arpa, mercimek gibi hububatın ve elbise, kumaş, kitap gibi eşyaların, çeşitli yollarla israf edildiği çok görülüyor.

Yemek artıklarını dökmek, çatalı, kaşığı, tabağı, tası ekmekle veya parmakla sıyırıp yemeden önce, kapları yıkamak ve silmek israftır. Sofra bezi ve masa üstüne düşen ekmek ve yemek kırıntılarını toplamayıp atmak da israftır. Bu kırıntıları toplayıp kedi, köpek, koyun, sığır, kuş, tavuk gibi hayvanlara yedirmek israf olmaz.

Ekmeğin içini yiyip kabuğunu bırakmak, pişkin yerini yiyip, gerisini bırakmak israftır. Kalanı başkası veya hayvan yerse israf olmaz.

Sofrada lüzumundan fazla çeşitli yemekler bulundurmak israftır. İbadete kuvvetlenmek için ve misafir için bulundurmak, israf olmaz.

Yemek, bal, pekmez gibi şeyler bulaşmış parmağını yalamak ve düşen lokmayı alıp yemek, insanı israftan kurtardığı gibi, kibir ve riyayı giderir, berekete kavuşturur. Özellikle de Peygamberlerin Efendisine uymak ve emrini yapmak şerefini kazandırır.

Fasulye, pirinç, nohut gibi şeyleri yıkarken dökülenleri toplamamak israftır. Elbise, çorap, ayakkabı gibi giyim eşyasını iyi kullanmayıp çabuk eskitmek, yıkarken suyu, deterjanı çok harcamak, lambayı, elektriği, doğalgazı boş yere yakmak israftır.

Malı kıymetinden aşağı fiyatla satarak veya kiraya vererek ve kıymetinden yukarı fiyatla satın alarak veya kiralayarak aldanmak israf olur. Aldanarak alışverişe zaruri ihtiyaç olursa veya yardım, sadaka gibi niyetle böyle yaparsa israf olmaz. Ölünün kefenini miktar ve cins bakımından, dinde bildirilenden fazla yapmak israftır.

Doyduktan sonra fazla yemek de israftır. Yalnız, misafir utanmasın diye, ev sahibinin fazla yemesi ve orucu rahat tutmak için sahurda çok yemek israf değildir. Her istediğini yemek israf olduğu gibi, acıkmadan günde ikinci defa yemek de israftır. 

İki Hadis-i Şerif meali:

“Her istediğini yemek israftandır.” [İbni Mace]

“Ya Âişe! Günde iki kere yemek israftandır.” [Beyheki]

Günde iki kere yemekten ve her istediğini yemekten maksat, doyduktan sonra veya acıkmadan tekrar yemek demektir. Çünkü gündüz ikinci olarak yemek, hele kısa günlerde veya yorucu bir işte çalışmayan kimseler için, genelde tam acıkmadan yemek olur.

Lüzum yokken, sofrada yemek çeşitlerini arttırmak israftır. Fakat bir yemekten usanıp her birinden biraz yiyerek ibadet yapmak, mesela oruç tutmak, helal kazanmak için çalışmak veya Müslüman kardeşlerine yardım etmek gibi ibadetler için kuvvetlenmek düşüncesiyle veya sofrada misafir bulundurmak niyetiyle olursa, israf olmaz.

Sofraya lüzumundan fazla ekmek koyup, sonra bunları tekrar yemek için kaldırmamak israftır. Yani, yenmeyen ekmek parçalarını atmak ve riya, gösteriş, şöhret için fazla ekmek koymak israf olur.

Nefis yemekleri yemek, kıymetli, yeni elbise giymek, yüksek, büyük binalar yapmak ve dinin haram etmediği daha bu gibi şeyler, helalden kazanıldığı, kibir ve öğünmek için olmadığı zaman israf değildir. Lüzumundan fazla olunca tenzihen mekruh olur. 

Bir Hadis-i Şerif meali:

“İstediğini ye, istediğini giy! İnsanı yanlış yola götüren, israf ve tekebbürdür.” [Buhari]

İmam-ı Muhammed Mâsum hazretleri de buyuruyor ki:

Yemekte, içmekte orta yolu gözetmeli. Gevşeklik verecek kadar çok yememeli. İbadet edemeyecek kadar da, az yememeli. 

Evliyanın büyüklerinden Şah-ı Nakşibend hazretleri, “İyi ye, iyi çalış” buyurdu. İbadet ve iyilik etmeye yardımcı olan her şey, iyi ve mübarektir. Bunlara mani olan her iş yasaktır. (2/110)

Hayra verilen para israf olmaz diyen âlimler varsa da, sadaka vermekte de, israf olabilir. 

Mesela borcundan çok malı olmayan veya çoluk çocuğu sıkıntıya sabredemediği hâlde, bunların ihtiyacını karşılayacak maldan fazlası bulunmayan veya sıkıntıya katlanamadığı hâlde, kendisi muhtaç olan kimsenin sadaka vermesi israf olur. Ödünç vermekte de böyle israf olur.

İsraftan kurtulmanın yolu, ilacı 3’tür:

1- İlimle ilaç: İsrafın zararlarını bilmek ve bunları düşünmektir.

2- İşle, uğraşmakla ilaç: Malı dağıtmamaya gayret etmek ve güvendiği birine bu derdini anlatıp, malına ve harçlarına dikkat etmesini, israfını görünce, kendine hatırlatmasını, hatta zorla önlemesini rica etmektir.

3- İsrafın sebeplerini söküp atmak. İsrafın sebepleri altıdır:

Birinci sebep, sefahattir. Çok kimseyi israfa alıştıran budur. Sefahat, aklın az olmasıdır. Buna sefih denir. Çok kimse, yaratılışta sefih olur. Bu kötü hâlleri, bazı sebeplerle zaman zaman artar. Çalışmadan, alın teri dökmeden eline mal girer, kötü arkadaşlar, bu mala konmak için dağıtmasına, saklamanın, arttırmanın erkeklik, yiğitlik olmadığına kandırır. İsrafa yol açarlar. Bunun içindir ki, kötü arkadaşlardan kaçmakla emrolunduk. Zengin çocuklarının çoğu, böyle israfa alışmakta ve mirasyedi olup çıkmaktadır. Sefahati arttıran bir sebep de, insanların çok saygı göstermesi ve övmesidir. Makam sahiplerinin ve zenginlerin çocukları bu yoldan sefahate düşmektedir. İkinci sebep, israfı veya çeşitlerini iyi tanımaz. İsraf olduğunu bilmez, hatta cömertlik sanır. Lüzumsuz yere, yasak, zararlı yerlere verilen mal, cömertlik sanılır. Üçüncü sebep, riya ve gösteriş yapmaktır. Dördüncü sebep, gevşeklik ve tembelliktir. Beşincisi, utanıp sıkılmaktır. Altıncısı, dini kayırmamak, İslamiyet’i gözetmemektir.

Bazı kimseler, israfın mahiyetini bilmedikleri için, mubah olan birçok içeceğe bile haram demişlerdir. Harama helal, helale haram demek çok tehlikelidir. İsraf haramdır. Fakat kendi görüşüne göre, “Şunlar israf olduğu için haramdır” demek çok yanlıştır. Dinde herkes, kendi görüşünü ortaya koyarsa, insan sayısı kadar din ortaya çıkar. Buna da din değil, felsefe denir. Eğer İslam Âlimlerinden nakil yapılırsa, fetva verilen kavil seçilirse, sadece bir hüküm meydana çıkar. 

Mubah olan işlerde niyet önemlidir. Niyet iyi olursa sevap, kötü olursa günah olur. Fakat haramlar, iyi niyetle de işlense haram olmaktan çıkmaz. Gücü yetenin pahalı kumaştan güzel elbise giymesi caizdir.

Bahr-ür-Raık’da buyuruluyor ki:

“Cemal ile ziyneti birbirine karıştırmamalıdır! Cemal, çirkinliği gidermek vakar sahibi olmak ve şükretmek için nimeti göstermek demektir. Allahü Teâlâ cemal sahibi olmayı övmektedir. Cemal için temiz, güzel giyinmek mubahtır. Kibir, gösteriş için giyinmek haram olur.” [Oruç Bahsi]

Allahü Teâlâ, cümlemizi kul hakkını gözeten, israftan kaçınan, Kendisine layık bir Kul, Habibine Layık Ümmet kullarından eylesin. (Amin)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Müslüm ABACI - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Mercek Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mercek Haber değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (544) 375 03 30
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?