Birlik Mi Olacağız, Yoksa Hep Birlikte Yok Mu Olacağız?

Ne zaman Ortadoğu'da aşılmayan bir sorun ve ya açılmayan bir kapı zuhur ettiyse tam o anda aklıma Yavuz Sultan Selim Han Hazretleri geliyor. O mübarek yüzünü ne zaman ki Avrupa'ya çevirip fethetmeye kalkıştıysa, işte o günü hep Müslümanlarla karşı karşıya gelerek harp etmiştir. Neden ? Çünkü hemen o anda şer odakları devreye girmiş ve Müslümanları Yavuz’a karşı kışkırtarak harp çıkarmışlardı. Onun için kimi Müslümanlar onu rahmetle yad ederken, kimisi de hep lanetlemiştir. Oysaki Yavuz Sultanın tek bir meramı vardı, oda Avrupa’yı fethederek İslam birliğinin bütün dünya da hüküm sürebilmesi için ya o uğurda şehit veya gazi olmaktı. Çünkü o şer odaklı dış mihraklar her zaman olduğu gibi, o günde iş başındaydılar. İnanın ki şuan da aynı senaryonun içerisindeyiz. Her ne kadar zaman aşımına uğramış ve figüranlar değişmiş olsa da oyun aynı, oynatan aynı. Tek fark, aktörler değişti...

Zira o günü Yavuz Sultan Selim han hazretleri nasıl ki idrisi bitlisi ile ittifak ederek Kürt milletini de yanına alarak şah İsmail’i dize getirerek İran’ı yenip birde Mısırı feth ederek memluklerin sonunu getirdi ise, işte tam olarak bizde o asil ecdadın üstün basirete sahip ferasetli evlatları olarak bugün Irak’ta ve Suriye’de aynı durumu sergilemiş olduk. Şayet bugün rahat sorunsuz bir şekilde bu cennet vatanın güzel topraklarında rahatça dolaşabiliyorsak, işte hem ecdadın o kahramanlıkları ve hemde bugünün güçlü iradesi olan asil devletimizin sayesindedir. Onun için sebep her ne olursa olsun muhalefet ne derse desin, hatta ve hatta Siyonist ve emperyalistler ne oyun oynarlarsa oynasınlar, bizim hiç bir gaflete prim verecek kadar lüksümüz yok ve olmamalı da. Nasıl ki 15 Temmuz’da o iblisane oyunu bozguna çevirerek bu aziz milletin birlik ve beraberliği sağlandıysa, bugünde milli iradenin güçlü devleti halkı ile el ele vererek bu ekonomideki canavarı bertaraf etmek olacaktır. Aksi halde, bu zındıklara ekstra prim vermiş oluruz...

Aslında yakın tarihimize bir bakacak olsak veya yanı başımızda ki komşularımızı göz önüne getirsek nasıl kirli bir tezgahın içinde olduğumuzu net göreceğiz. Şayet buna da inanmıyorsak, ülkemizde bu tarz müşkülatlara karşı maruz kalan milyonlarca yabancı uyruklu misafirlerimiz var. Buyurun onlardan sorun. Zira onlar, her şeyin en bariz örneğidir. Onlar ülkelerin nasıl ellerinden alındığını, namusların nasıl payimal olduğunu ve en önemlisi ise canlarının nasıl alındığını bizlere bir bir anlatsınlar. Bakalım o zaman da bu layla lom kafalar halen böyle uyuşuk kalacak mı ?

Bakınız, zaman zaman bu konuları her defasında değişik jenerasyonlar üzerinden anlatmaya çalışıyorum. Çünkü tehlikenin ne kadar bize yaklaştığının farkındayım. Bu gemi bir su alırsa, hep birlikte yok oluruz. Bırakın artık layla lomluğu! Artık uyanma ve diriliş vakti, artık oyun oynama zamanı değil, oyun bozma vakti. İla ahiri kelam ile uyanan ümmetin safında olma arzusu ile huzur içinde kalın selametle...

“SAYGILARIMLA WESSSELAM”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdullah TAŞKIN - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Mercek Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mercek Haber değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (544) 375 03 30
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?