Emre itaat ve Hedef Birliği

Muhterem Kardeşlerim….

Her işimizde Emire (Amire, Devlet büyüklerimize) itaat şarttır ve dinimizin gereğidir. Ancak dinimize aykırı emirlerine uymak olmaz. Emire itaat ederken, Emir de emri altındakilerin kalbini kırmamalı, günah işlememeli, işletmemeli, doğru ve net bir hedefi olmalıdır.

Efendim;

“Bu konuda maddeler halinde açıklama yaparak sizleri bilgilendirelim;

İnsan çalıştırmanın temel şartı, heves kırmamaktır.

İdareci olan kimsenin odasına kapı çalınmadan girilebilmeli. Maiyetindekiler, yanına gelmekten çekinmemeli. Eleman, ceketini nefretinden değil, muhabbetinden iliklemeli. Bir Müslüman, bir Müslüman’ın yanına, herhangi bir iş için, rahat gidemiyorsa, çekinerek gidiyorsa, o kendisinden çekinilen Müslüman’ın son nefesinden korkulur.

Bir ekipteki eleman herhangi bir kusur işlerse, bu kusur ve kusurun günahı, ekip başına aittir ve o da sorumludur. Baş olmak, ahirette pişmanlıktır.

Bütün idareciler, bir eli boynunda bağlı olarak hesap gününe geleceklerdir. Hesap temiz çıkarsa çözülüp Cennete, kötü çıkarsa, diğer eli de bağlanıp Cehenneme götürülecektir.

Emîre itaat etmeli, karışmamalı, iki üç başlılık olmaz. Çatal kazık yere batmaz. Ne kadar çok çatal olursa yere batması o kadar zor olur. Müslümanlar bir vücut gibidir. Bu vücudun da bir başı var. İki başlı olsa olmaz. Zaten iki başlı bir yaratık görünce herkes korkar, bir tarafa kaçar.

Bir toplumda herkes üzerine düşen vazifeyi yapmalı. Bir vücudun işe yaraması organların sıhhatli çalışmasına bağlıdır. Saatin dişlilerinden birinde arıza varsa saat çalışmaz, doğru göstermez.

Müslüman, dinine uydukça başarılı olur. Bu başarı onun değil sistemin başarısıdır. Sıkıntısının sebebiyse sisteme yani dinimize uymamaktan, nefsimize uymaktan kaynaklanmaktadır. Biz dinimize ne kadar uyabilirsek, o kadar rahat eder ve başarılı oluruz. Allahü Teâlâ, “Allah’a, Peygambere ve sizden olan amire itaat edin” buyuruyor. Kim kendi aklına göre hareket ederse helak olur. Dinin emirlerine uymak birinci şarttır. Büyük engel insanın kendisidir. Nefsimize uymak, en büyük engeldir.

Bütün iş, birlik beraberliktedir. Bu temin edilirse, kimse bize zarar veremez.

Vekil asıl gibidir. Vekili üzmek aslı üzmek gibidir. Vekile itiraz asla itirazdır.

Emre itaat esastır. Bir vücutta bir ağız bulunur.

Emîr kim olursa olsun, itaat edilir. Emîre itaat etmek, Peygamber efendimizin emridir. Burnu kesik, Habeşli bir köle de olsa, fâsık veya facir de olsa, emîre itaat vacibdir. Bunun şakası olmaz.

Bu din, kişinin kendisine itaatini kaldıran, sormayı, sorduğuna itaati emreden bir dindir.

Emîrin haberi olmadan yapılan iş, girdi ve çıktı meşru değildir.

Hedef birliği çok önemli. Herkesin çektiği, hedefsizlikten, belirsizliktendir. Hedef birliği sevgiyi artırır. Hedefi olmayan gemiye, rüzgârın faydası olmaz.

Bir yumruk gibi olmalı. El açık olursa parmaklar zarar görür. Yumruk haline gelirse zarar görmez.”

Kalb kırmamak, günah işlememek

Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi; Emire itaat ederken, Emir de emri altındakilerin kalbini kırmamalı, günah işlememeli, işletmemeli, doğru ve net bir hedefi olmalıdır.

Efendim;

“Hiç kimseye şüpheyle yaklaşmamalı. İnsanlara nasıl yaklaşırsak, onlar da bize öyle yaklaşır.

Hiç kimseyi incitmemeli. Küfürden sonra en büyük günah kalb kırmaktır. Kâfirin dahi kalbini kırmamalı. İnsanların kalıbıyla yani görünüşüyle değil, kalbiyle meşgul olmalı. Onların kalıbıyla değil, kalbiyle iş görmeli. Muhatabımız kalıp değil, kalb olsun. Müslüman kardeşinin kalbini kıran, Kâbe’yi yıkmaktan daha büyük günaha girer. Müslüman’ın kalbi, nazargâh-ı ilâhidir, çok dikkat etmelidir.

Kimseyle tartışmamalı. Münakaşaya girişmek, fayda kapılarını kapatır. Münakaşa dostun dostluğunu giderir, düşmanın düşmanlığını artırır.

Maiyetiyle yani emri altındakilerle laubali olmamalı, ciddi ve mert olmalı.

Kendisini üstün görmemeli, kibirden, büyüklenmekten sakınmalı.

Kısa ve net konuşmalı, işi sürüncemeye bırakmamalı. Hayırlı söz, kısa ve yol gösterici olandır.

İşine hâkim olmalı, kâr ve zararın nereden geldiğini bilmeli.

Kendisine düşünecek zaman ayırmalı.

Hissî davranmamalı ve sabit fikirli olmamalı.

Verdiği işin neticesini istemeli ve almalı.

Özür dileyenin özrünü kabul etmeli.

Kendisini diliyle ve haliyle sevdirmesini bilmeli. Maiyetimiz bizi sevmiyorsa noksanlık bizdedir.

Sorulan her suale, kendisinin ve karşısındakinin ahiretini düşünerek cevap vermeli.

Her şeyi vaat etmemeli, vaat ettiğini de mutlaka yerine getirmeli.

Su-i zan etmemeli, geniş ihtimalle düşünmeli; fakat insanın her an hata yapabileceğini de unutmamalı. Bunun için de, denetimi ihmal etmemelidir.

Hüsn-i zan etmeli; ama şeytan ve nefsi unutmamalı.

Hıyanete meydan vermemeli, haini affetmemeli.

Başarıları Allahü Teâlâ’dan, başarısızlıkları günahlarından bilmeli.

Her sıkıntının, her başarısızlığın, her derdin ilacı, doğru kılınan namaz ve istiğfardır. Allahü Teâlâ günah işleyen bir kulunu başarılı kılmaz.

Allahü Teâlâ günah işlemeyenlerden ve günah işlenmeyen yerlerden razıdır. Kendimiz günahtan sakındığımız gibi, arkadaşlarımızı da günahtan korumaya çalışmalıyız.”

Allahü Teâlâ cümlemizi kendisine layık bir kul, Habibine layık ümmet eylesin. (Amin)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Müslüm ABACI - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Mercek Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mercek Haber değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (530) 912 22 78
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?