Unutmayın! Bu dünyadan sadece geçiyoruz....

Öyle bir an gelir ki ömrü hayatımızda bazı yolların dönüşü, bazı hataların özrü, bazı insanların anlamı olmaz...

Dünyanın her yerinde savaşlar, haksızlık ve zulüm orantısız güç dengesi, etnik çatışmalar devam ederken buna seyirci kalmak hem vicdanen hem de insani olarak etik olmaz..

*Zulüm ile abad olanın akıbeti berbat olur (Yunus Emre )

Afganistan birilerinin isteği ile   el değiştirerek tekrar yine Taliban rejimine geçti. 

Değişen bir şey var mı? 

Gerçi öncelikle neyin değişmesinin beklendiği yani yönetimi mi, halkın yaşam şeklimi, ne?

Şimdilik gözle görünen bir değişim yok gibi, zamanla her şey belli olacak fakat bu ülke her gün kan gölü ve karmaşa içerisinde...Ve patlatılan bombalar ile kıyılan masum canlar gerçeği, Allah akıbetlerini selamete erdirsin... 

O ülkenin kaderi acılarla dolu geleceği belli olmayan bir çıkmaz.

Ne acıdır ki huzuru bir türlü bulamadığı gibi gelişmemiş ülkeler içerisinde üst sıralarda kendisine yer bulmuş.

Dünya ülkeleri her zamanki gibi izlemekle ve iç işlerine kendi istekleri doğrultusunda açıklamalar yapmakla yetiniyorlar.

Ama şimdilik...

Afganistan'da herkesin beklentisi Demokratik adil bir yönetim şekli fakat şartlar neye göre şekillenir bilinmeyen bir bulmaca... 

Sonuç; kendi iç işleri kendileri nasıl isterse öylece yönetecektir. 

Yıllarca ağır bedeller ödeyen, yeterince kan ve gözyaşı döken bir ülke.

Dünya gündemi her zamanki  gibi çok yoğun! 

Gündemin yoğunluğu ve medyanın görmek istediğimizi gösterdiği bir dönemdeyiz... 

Çoğu zaman unutturulmak istenen Ortadoğuda barış ve huzur anlamında değişen bir şey yok dersek yerinde bir cevap olur. 

Çünkü;

Çözümsüzlük had safhada ve dışarıdan müdahaleler pik vaziyette.

Kanayan yara Filistin! 

İsrail'in söz anlamaz, kimseyi takmaz tavrı devam ediyor... 

Bu kadim topraklar asırlardır batılı güçlerin oluşturduğu ve finanse ettiği hatta yeri geldikçe kontrol etmekte zorlandığı örgütlerin hedefinde oldukça, barış hayal ötesi bir şey... 

Ezilen insanların dini, dili, ırkı, mezhebi, meşrebi her ne olursa olsun, hatta ve hatta zulüm hangi canlıya yapılırsa yapılsın yapan zalimdir...

Zalime had bildirmek vicdanı olan herkesin asli görevidir.

Dedik ya gündem hem çok yoğun ve kaygan zeminde değişken.

Dünya ülkeleri özellikle Afganistan ve bunun devamında Irak ve Suriye meselesinde her zamanki stratejileri ile hareket ederek amaçlarına ulaşmaya çalışıyorlar.  Ülkeler kendi menfaatleri için kırk takla atarak yalanlar sarmalı ile iş tutmanın peşinde.

Ekonomik gücü olmayan ve güçsüz ülkeler zaten bu durumda hükümsüz ve söz sahibi değiller.

Özellikle bu bölgelerde mezhep çatışması sürekli diri tutulan bir gerçek. 

Netice olarak ne kadar güçlüysen o kadar söz sahibi olduğunu ve o kadar sahaya hakim olduğun gibi, her yeni film senaryosunun yazarı çizeri sen olursun. Vizyonda gişe rekorları kırarken sevmeyenin bile iş olsun diye seni alkışladığını görürsün.

Arap baharı neydi?

Arap baharı dediler, dengeleri alt üst ettiler. Yeni dünya düzeni yani ‘’kendi kuracakları sistematik düzene zemin hazırladılar"

Maalesef halen daha inşaası devam eden bir proje... 

Bu projede yapılan öyle bir şey olduki! Bütün tarih ve siyasi yazarların tahminlerini şah ve mat eden bir durum oldu. 

Ne mi oldu?

İsrail ile Arap ülkeleri KANKA oldu! 

Her şeyi sil baştan... 

Resmen nikah masasına oturarak şahitleri olan ABD ve diğer ülkeler huzurunda nikah kıydılar.

Eskiye dair herşeyi formatlayıp yeni bir sistem kurdular.

Devamında... 

Arap baharı İsrail'in sahada hareket alanına güç kattı.

Arap baharı İsrail'in kan davalarından beraatı için yeni bir sayfa açtı. 

Arap baharı İsrail'i çevre Arap ülkeleri ile sıkı ilişki içerisine soktu. 

Arap baharı Filistin halkına yapılanlara kılıf buldu. 

Konu hep Filistin olunca kör olan Arap halkının gözlerine set ve perde oldu...

Arap baharı ABD'yi her zamanki gibi her sorunun çözüm adresi konumuna soktu.

Peki biz nerdeyiz ?

Akl-ı selim olan herkes bilmeli ki o bölgelerdeki güç dengesi ve oynanan oyunların tamamının hedefinde Türkiye var.

Bunun en basit örneği Suriye bombalanınca sınırlarınıza mülteci akını. Afganistan ve hakeza diğer ülkeleri yazmıyorum bile... 

Kısacası bu komşu ülkelerin her yaşadığı deprem ve travmalar tsunami dalgası gibi sınırlarımıza vuruyor.

İnsanı yardıma muhtaç duruma düşürülen bu göç dalgası bilinçli olarak  ülkemize fatura ediliyor...

Amaç ekonomimizi çökertmek! 

Nasıl mı ?

Bıçak sırtında olan ekonomiyi daha da çıkmaz hale sokmak.Avrupa'nın mülteci desteği için verdiği sözler...

Tabi ki yıllarca muhacirlere ensar olan bir milletiz ama bizimde kaldırabileceğimiz bir gücümüz var...

Bu göç dalgalarının kendi vatanlarına dönüşü sağlanmaz ise ileriki zamanlarda lokal olan bu tartışmalar genele yayılacaktır.

Zamanla kitlesel etnik çatışmalara zemin hazırlayabilir.

Belkide yıllar sonra dinsel mezhepsel ve ırksal farklılık bahanesi ile tam bir kargaşaya zemin hazırlayabilir.

Gelen mülteci akınları ilkin geçici barınma derken bunların kalıcı hale gelmeleri bir yana kontrolsüz bir nüfus artışıda sebep olduğu bilinen bir gerçek.

Avrupa birliğine aday bir ülke için ileriki zamanlarda mültecilere vatandaşlık verme davaları ile karşı karşıya kalmasına sebep olabilir..

Demedi demeyin...

Abdurrahman YEŞİLDAĞ

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdurrahman YEŞİLDAĞ - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Mercek Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mercek Haber değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (530) 912 22 78
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?