En anlamlı bakış, bir çift ıslak gözde saklıdır

İnsanoğlu her gün utanmadan hırsının esiri olmuş, açgözlülüğünü tatmin etmek için acımasızlıkta sınırlarını aşmış. Dünyanın yaratılışı ve ilk insan olan Hz. Adem (AS) ile Havva annemizden çoğalarak zamanla topluluklar oluşturan insanlar, çoğaldıkça birbirini dışlayan  insanlığa sığmayan anlamsız açgözlülük, doyumsuz ve bencil davranışlar sergilemekten asla vazgeçmemiştir.Üstelik tavan yapmış bir özgüven ve egoistlik ile varlığını sürdürmek için her yolu kendine hak görmüştür.

Kendi nefsini tatmin etmek  için yakıp yıkmaktan hiç çekinmeyeceğini her yerde göstermiş, bu sadist davranışlarını sadece kendi nesli olan  insana yönelik değil doğa ve  kendisinden başka her canlıyı tahrip ve yok etmiş ve hala da bu sorumsuz tavrından vazgeçmemiştir.

İnsan kısacası;
Yaratılış olarak Allah (CC) tarafından o kadar güzel ve itinalı yaratılmasına rağmen bütün varlık ve canlılara zarar verebilecek potansiyelle sahip çevresel katliamlarında baş aktörü olmuştur.

Elbette Allah'u Teala'nın belirlediği  zaman içerisinde kıyamet kopacaktır.Ne bir saniye erken ne de bir saniye geç...

Kıyametin alametlerinden bir tanesi de  açlık ve buna sebep olan merhametsizliktir. Dünyanın çoğu yerinde birileri tok birileri ise aç yatarken bu durumu adalet, hak, hakkaniyet  çerçevesinde yorumlayabilirmiyiz?

Şayet insanlar arasında adil gelir dağılımı olmuş olsaydı ayrılıklar sitemler olurmuydu? Fakat insanlar ikiye bölünmüş durumda; aç oldukları için uyuyamayanlar ve bu aç insanlardan korktukları için uyuyamayanlarla. 

 Önce kendimizden başlayarak doyumsuzluk, vicdansızlık ve kalben inançsızlık nedeni ile insanlar arasında yıkılmayacağını zanneden etten kemikten kibir dağların oluşmasına sebep olmuştur.Halbuki gideceği yer belli kim kendisi ile ne götürebildi ki kefen bile nasip meselesiyken... 

   Dünyanın güçlü ve kendilerini medeni lanse ettiren ülkelerin adalet, hak ve hakkaniyetden  bahsetmesi kocaman bir yalan olduğu gibi buna ancak kendi çalar kendi oynar denmez mi? 

   Dünyanın bazı bölgeleri ve özellikle Asya ve Afrika kıtaları sömürgeci ülkelerin deneme tahtası haline gelmiş bir hal içerisindeyken, Ortadoğu'nun medeniyetler arası ganimet ve sahipsiz toprak olarak Siyonistlerin kendilerine sanki miras kalmış yaklaşımı ve kendilerinden başka insanların yaşama hakkını yok sayan zulüm, eziyet ve  oyunları ile kan gölü havuzuna çevirmeleri ve bu durum karşısında insanların barış içerisinde yaşamaları ancak hayalden öteye geçemez.

Düşünün ki dünya altın rezervinin %90'ına sahip olan bir Afrika kıtasından sadece bir kaç tane zengin çıkıyorsa ve ülke halkı sefalet ve açlık içerisinde kıvranıyorsa bunun tek izahı insanların birbirlerine karşı ne kadar zalim, acımasız ve gaddar olduğunun delilidir.

Ülkeler yaşadıkları coğrafyalarında ve buna ilaveten diğer coğrafyalarda yaşayan insanlara beklentisiz, çıkarsız ve art niyetsiz saygı duymalı bilmeli ki  ''Komşumun yangını yerinde ve ortak müdahale ile söndürülmez ise beni de yakar herkesi de yakar" bilincinde olmalı. 

Ülkelerin istikrar ve huzuru dünyanın tamamının sigortası sayılır, maalesef bunu pek de dikkate alan yok. Nedeni ise sömürgeci ülkeler asırlardır kan gölüne çevirdikleri orta doğuyu huzur ve emniyetten uzaklaştırmanın türlü türlü yollarını bularak ve bunları taşeron örgütlerine yaptırmaya devam ettirdikleri içindir.

    Zaten asıl amaçları parça parça olmuş ülkelerde siyasi ve iktidari boşlukları doldurmak için bu ülkelerde açlık sefalet döngüsü ve ölüm korkusu salarak dinsel ve ırksal bunun da şah damarı olan mezhepsel farklılıklar bahanesi ile kardeş halkı  birbirlerine kırdırarak amaçlarına ulaşmak. 

    Türkiye hep kanayan yaralara merhem olmuştur. Çünkü bizler kendi yaşadığımız ve şehitlerimizin kanlarıyla alınmış olan topraklarımızda huzur ve barış içerisinde  asırlar boyu ecdadı gibi haktan ve adaletten ödün vermeden ezilenin yanında olan bir millet  olmuşuzdur.

Her koşulda ve her daim 'Sen varsan bizde varız' , 'VATAN SANA CANIM FEDA' bu cümle bizden başka hangi milletin yüreğinde ve kültüründe var işte bu cümle her şeyi özetliyor...

    Dünya üzerindeki medeniyet naraları atan çok gelişmiş ülkelerin aslında gözden kaçırdıkları ya da unuttukları, belki de hesaba katmadıkları bir şey var ki o da bu aziz milletin kahramanlıkları ve mayasının sağlam olduğu kadar  köklü bir soy ağacına sahip olması.

Geçen hafta Güney Doğu Anadolu turuna çıkmıştım ve Mardin'den çok güzel izlenimlerde bulundum. Bunu da ilerleyen günlerdeki yazımda yazacağım. Sadece bir şeye  değinmeden geçemeyeceğim.

 Vatan ve bayrak sevgisine adanan canları ve vatanseverliği görmek isteyen Türkiyemin bir ucu olan  Çanakkale'de şehitlerimizi ziyarete mutlaka gitsin. 

Diğer teklifim ise  Medeniyetler diyarı olan farklı dinlerin ve kültürlerin bir arada kardeşçe huzur içerisinde yaşadığı saygı ve sevginin hakim olduğu yine Türkiyemin diğer ucu olan Mardin ilimize mutlaka gitsin. 
  
   Ve diyoruz ki;    
             “Hayatta daima gerçekleri savun! Takdir eden olmasa bile, vicdanına hesap vermekten kurtulursun.” – Che Guevara

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdurrahman YEŞİLDAĞ - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Mercek Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mercek Haber değil haberi geçen ajanstır.

01

Hüma - Çok doğru bir söz şu devirde vicdanları bastırmış hırslar, çıkarlar ön planda çocuklarımızı vicdanlı yetiştirirsek geleceğimize daha umutlu bakarız elimizde kalan tek ümidimiz onuda kaybetmeyelim

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Ağustos 14:39


İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (530) 912 22 78
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?