DENİZ SALYASI (MÜSİLAJ)

     Bu yazımda Türk insanı olarak hepimizi etkileyen ve üzen Marmara denizimizdeki ekolojik felaket olan deniz salyasını (Müslaj) uzmanlarının dilinden yazacağım.

     Müsilaj: Biyolojik ve kimyasal birçok koşulun bir araya gelmesiyle oluşan, fitoplankton olarak adlandırılan bitkisel canlıların aşırı çoğalması, deniz sıcaklığının yükselmesi ve buna bağlı olarak bakteriyel aktivitelerin artmasıyla oluşan sümüksü, yapışkan bir yapı. Bu konudaki araştırmalarım sonunda:

     Deniz Biyoloğu Mert Gökalp: "Marmara Denizini eski haline getirecek politikalara geçirmezsek Marmara Denizi etrafından insan göçünü öngörüyoruz" dedi.

     Prof. Dr. Bayram Öztürk ise: Marmara Denizi'nin biyolojik bir koridor olduğuna dikkat çekerek, önlemler değerlendirilirken Ege Denizi ve Karadeniz'in de dahil edilmesi gerektiğini söyledi.

     Erdem Saker (Bursa Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı ve DSİ Eski Bölge Müdürü) de:

     Marmara Denizi sakat bir çocuktur! Çünkü babası Karadeniz (suyu soğuk, minareli yüksek), annesi Akdeniz (suyu sıcak, tuzu yüksek) bu yüzden Akdenizden gelen su yaklaşık olarak 20/25 metre derinlikten Marmaraya girer. Karadeniz ise 10/15 metre derinlikten girer. Bilmeyenler için şöyle açıklıyalım:

     İki deniz suyu birbiri ile karışmazlar. Marmaranın üst yüzeyindeki su ise akarsulardan gelen sulardır ki bunlar asıl Marmara Denizini oluşturur. Buraya kadar anlamışsınızdır umarım.

     Şimdi Marmara çevresinde yaşayan yaklaşık 30 milyon kişi en az 2 şer defa tuvalete girip sifonu çekerler. Bu pislik nereye gider? Önce kanalizasyona, oradan da Katı Atık Arıtma Tesisine gider. Burada arıtılır; ne arıtılır? Katı olduğuna göre kaka arıtılır ve sıvı halinde suyun 15 metre altına derin deniz deşarjı yapılır. Yani bizim pis suyumuz Karadenize yollanır. Neden? Çünkü Karadeniz derin ve soğuktur. Buradaki güçlü minareller bu pisliği zamanla yok eder. Bu kanalizyon içindir, bunu da cebinize koyun.

     Şimdi geçelim diğer soruna... Marmara Denizimizin Büyükada açıklarında büyük bir çukurumuz vardı. Bu çukur derinde olduğu için içerisindeki su Akdenizin sıcak suyu idi. Peki biz ne yaptık? Marmaray yaptık! O güzargahtan aldığımız çamuru bu çukura doldurduk. Yetmedi, Avrasya tüneli yaptık! Oradan aldığımız çamuru da bu çukura boşalttık! Yetmedi, Yenikapı miting alanı yaptık! Oradan gelen çamuru nereye attık? Büyükada çukuruna! Yetmedi, Galataport'tan gelen çamuru da oraya attık! Böylece bu çukur tamamen yok oldu!

     Hal böyle olunca Akdenizin suyu nereye gitti? Yukarı doğru çıktı! Bu da Karadenizden gelen suyu yukarı itti! Ne demiştik? Karadenize giden pislik Karadenizin suyu soğuk ve minerali çok olduğu için pisliği zamanla yok ediyordu ama su yükseldiği için bizim pis suyumuz tekrar Akdenize döndü. Ama yüksek Çanakkale akıntısı orada duvar olduğu için bu pis su geri dönerek baskılana baskılana Marmara Denizinin dibine çöktü bunu da cebimize koyalım. aşam Bu saydıklarımız Marmara Denizinin üzerinde korkunç bir baskıya neden oldu ama bu da yetmedi!

     Tekirdağ'dan başlayarak sanayi atıkları yüzünden zehir akan Ergene Çayını kurtarmak adına yapılan projede arıtmadan geçen su sizce nereye yönlendirildi? Tabii ki Marmara Denizine...

Bu zehirli sular Karadenize gidecekti ama yukarda belirttiğim sebepler ile bu zehirli su da Akdenize yöneldi ve yine Çanakkale Boğazındaki akıntı duvarına çarparak Marmaraya geri döndü. Bu Ergene Çayı projesi Kasım ayında hayata geçti ve 10 gün sonra Marmara Denizinde 'musilaj' (deniz salyası) oluşmaya başladı.

     Havalar ısınmaya başlayınca Akdeniz suyu da ısınmaya başladı. Bir de üstüne küresel ısınmadan dolayı Akdeniz rekor kırarak 2,5 derece birden ısınınca Marmara denizindeki su sıcaklığı çok fazla arttı! Sıcaklık, Fosfor, azot ve güneş bir araya gelince bu musilaj çok hızlı çoğalmaya başladı ve artık maalesef önüne geçilemez bir hal aldı. Marmara denizindeki yaşam bir yıl içinde son bulacak ve Marmarada maalesef çok ağır bir koku oluşacak ve buralar dayanılmaz olacak...

     Temizlenemez mi? Elbette temizlenebilir ama bu bir süre alacak. Yaklaşık olarak 2-3 sene sonra yeniden hayat başlayabilir, bu konu çok nettir ve kesindir. Bunun olmaması için Allah'ın bir mucizesi gerekmektedir. Yüce Rabbime sığınarak dua ediyorum, sizler de dua edin... Çünkü işimiz maalesef dualara kaldı dedi.

     Konunun uzmanı kişiler ve bilim insanları zaten Marmara Denizi'nin bir ölüm noktasında olduğunu, Kanal İstanbul'un yapılması ile birlikte geri dönülemez bir noktada olacağını söylüyorlar. Biz de bilim insanlarının söylemlerinden yola çıkarak, Müsilajın ve açılacak kanalın Marmara Denizi'ndeki yaşamı yok edeceğini kamuoyuna duyurmaya çalışıyoruz.

Nasıl temizlenir?

Trakya Platformu Yürütme Kurulu Üyesi Murat Sevgi, ‘Marmara Denizi’nde Musilaj Sorunu’na şu çözüm önerisini sunuyor:

1- Atık arıtma tesisleri fabrikalardan borularla gelen sıvı atıkları arıtmadan sisteme vermeyecek!

2- Kıyı yerleşimlerinde doğrudan denize verilen kanalizasyonlar, kolektörlerle atık arıtma tesislerine ulaştırılacak.

3- Kıyı şeridinde yerleşik sanayi işletmelerinin müstakil atık arıtma tesislerini ve OSB’ler de kurulu toplu atık arıtma tesislerini çalıştırması zorunlu tutulacak. Çalıştırıldığı denetlenecek.

4- Büyükşehirlerin arıtmadan kıyı şeridinde kolektörlerle topladığı ve deniz akıntılarını kullanarak şehirlerden uzaklaştırdığını zannettiği atıklarla ilgili projeler tekrar ele alınacak ve atık arıtma tesisine yönlendirilmeyen hiçbir atık denize verilmeyecek.

5- Marmara ve diğer denizlerin havzası içerisinde bulunan ve Marmara’ya ve diğer denizlere dökülen akarsular üzerindeki yerleşimlerin ve sanayi tesislerinin atık deşarjlarını izleyen “Akarsu Atık İzleme Sistemi (AAİS)” oluşturulacak.

6- Sanayi tesislerinin üretim kapasiteleri ve atık kapasiteleri arasındaki istatistiksel hareketi izleyen sistem “atık kontrol” devreye sokulacak.

7- Atık arıtma tesislerinin işletme bilgileri gerçek zamanlı ve güncel olarak halkla paylaşılacak.

     Her Türk vatandaşının da bu konuda hassas olması ve elinden gelen her çabayı göstermesi bir vatan borcudur. Çünkü: Atalarımızın canları ve kanları pahasına çok zor şartlarda savaşarak aldıkları bu güzel vatan hepimizindir… ESEN KALINIZ

Abdullah HAKTANKAÇMAZ

    [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdullah HAKTANKAÇMAZ - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Mercek Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mercek Haber değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (530) 912 22 78
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?