ERDOĞAN TEHLİKENİN FARKINDA! EMEKLİ AMİRALLERİN SİYASİ AYAĞI CHP Mİ?

Bildiriye imza atan emekli amirallerden 4'ünün Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) üyesi olduğu ortaya çıktı. Skandal bildiriye imza atan emekli amirallerden Kadir Nazif Özdağdeviren, Cemil Şükrü Bozoğlu, Cengiz Alpözü ve Mehmet Tayfun Uraz'ın Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) üyesi olduğu tespit edildi. Bildiriyi imzalayan isimlerin en başında İYİ Parti Uluslararası Siyasi Kuruluşlar ve Jeo Stratejik Analizlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ergun Mengi yer alıyordu. Sözün özü… Asker kimliği vurgusu öne çıkarılarak yapılan bu tip kategorik bildirilere karşıyım. Doğru bir iş olmadı bu iş. Yanlış yaptılar ve en önemlisi bu yanlışı yaparak demokratik siyaset ortamının daha da zehirli hale gelmesine yol açtılar.

Bu arada dün sosyal medyaya ve haber sitelerine, TV ekranlarına biraz bakınınca şunu gördüm… Hem bildiriye imza koyan emekli amiraller hem de onlara destek veren muhalifler, iktidar ve çevresinin bildiri karşısında gösterdiği tepkilerden şikâyet ediyorlardı. Ardı ardına yapılan açıklamalarla iktidar tarafının söz konusu bildiriyi kullanarak seçmen kitleleri nezdinde bir mağduriyet yaratma gayretinde olduğunu öne sürüyorlardı.

Bu tezlerine katılmamam mümkün değil ama ne bekliyorlardı karşılığında onu da anlayamıyorum. Yüzde 100 oluşacak tablo zaten buydu. Tersi olması bir sürpriz olurdu. Asıl iktidar ve çevrelerinin tamamı emekli asker olan 104 amiralin ortak yayınladığı bu bildiriyi kendi taraftarlarını konsolide etmek için bir fırsat olarak görüp değerlendirmemesi şaşırtıcı olurdu.

Şu hususu atlamamak lazım! Esasında Kanal İstanbul Projesi gündeme geldiğinden beri kamuoyunun önünde ki bir konu!. Uzun zamandır tartışıyoruz yani. Hatta geçen yıl 104 emekli amiralin bildirisine benzer bir bildiri de 30 Ocak 2020'de yayımlanmıştı. O bildiriyi de 126 emekli diplomat imzalamıştı. Ama aralarında Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT) ilk sivil müsteşarı olan emekli büyükelçi Sönmez Köksal, halen BM İşkenceyi Önleme Komitesi üyesi olan Erdoğan İşcan, eski AİHM yargıçlarından Rıza Türmen gibi kritik isimlerin olduğu o bildiri ne bu kadar yankı yaratmıştı kamuoyunda ne de iktidar cephesinden böyle bir karşılık bulmuştu. Peki, hemen hemen aynı ve hatta emekli diplomatların yayımladığı ortak bildiride Kanal İstanbul/Montrö üzerine daha da ağır bazı ifadeler yer aldığı halde bu iki bildiriyle ilgili kamuoyu nezdinde oluşan bu fark neden?

Çünkü birinde emekli sivil diplomatlar toplu seslenişte bulunmuştu. Diğerinde ise emekli askerler… Militarizm geçmişi olan bir ülkede emekli asker kimliği başlığı ile yayımlanmış ortak bir bildirinin antidemokratik çağrışımları ve yansımaları ister istemez gündeme gelir. Bunun böyle olacağını kestirememek büyük garabet gerçekten.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, emekli amirallerin darbe kokulu bildirisi hakkında ilk kez konuştu. Bildirinin ele alındığı kritik toplantıda aldığı bilgiler de o yönde olmalı ki Erdoğan, darbe tehdidini önemli buldu. Daha doğrusu bu bildiriyi bir sürecin başlama vuruşu olarak değerlendirdi. Karşımızda 15 Temmuz’da darbeyi püskürten lider, 27 Nisan’ta e-muhtıra veren askere karşı muhtıra veren Erdoğan vardı. Cumhurbaşkanı bir kez daha darbe tehdidini önemseyen, darbelerle mücadelede kararlı bir lider profili çizdi. Güven verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan daha söze başlamadan işin fotoğrafını çekti. “Bir gece yarısı gerçekleşen bu eylem hem üslubu, hem yöntemi hem açacağı tahribat açısından kesinlikle art niyetli bir eylemdir” dedi. Erdoğan, Cumhurbaşkanı sıfatıyla aynı zamanda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başkomutanı. Erdoğan, Türk Silahlı Kuvvetleri ile darbe bildirisi yayınlayan emekli amiralleri ayrı tuttu. “Kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bühtandır” diye konuştu.

Erdoğan darbe tehdidi içeren bildiriye karşı çıkan siyasilere teşekkür etti. Bahçeli ve Akşener’i ilk başta saymak lazım. İki lider ama, fakat demeden darbe karşıtı bir duruş sergilediler. Erdoğan’ın iki lideri arayıp teşekkür etmesinin yararlı olacağına inanıyorum. Ama söz konusu darbe olunca CHP yine sınıfta kaldı. Erdoğan, “Bu işin merkezinde bizzat CHP vardır” diye sert bir dille eleştirdi. Ama “CHP’’yi de demokrasiden yana tavır almaya çağırıyorum” diyerek el uzattı. Emekli amirallerin bildirisinin merkezini Montrö oluşturuyor.

Erdoğan, Montrö konusunda güvence verdi. “Montrö Sözleşmesi’nden çıkmayla ilgili ne bir çalışmamız, ne bir düşüncemiz vardır. Sözleşmeye bağlılığımızı sürdürüyoruz” dedi. Erdoğan bu tür konularda çok net bir lider. “TSK’nın disiplin anlayışıyla bağdaşmayan askere de sıcak bakmıyoruz, bakmayız” diye konuştu. Darbe bir süreç. Erdoğan, emekli amirallerin bildirisini büyük fotoğrafın bir parçası olarak nitelendirdi. “Çok daha büyük kampanyanın parçası olarak algılanmaktadır” dedi. Doğru bir tespit. Çünkü asıl önemli olan, bunun arkasından neyi planladılar? 27 Mayıs’ta, 12 Mart’ta, 12 Eylül’de liderleri darbecilere karşı gereken önlemleri almamakla eleştiririz. Ama bu Erdoğan için geçerli değil. Çünkü Erdoğan darbelerle mücadele eden bir lider.

Dün de “Gereken her tedbiri uygularız” dedi. Erdoğan tehlikenin farkına vardıktan sonra gerisi sorun değil. ** CHP’nin darbe sicili kabarıktır. 27 Mayıs’ta, CHP artı ordu eşittir darbe denklemi kurulmuştur. Buna rağmen isterim ki CHP de darbe karşıtı olsun. Ama her defasında hayâl kırıklığına uğrarım. Amirallerin darbe tehdidi karşısında CHP yine sınıfta kaldı. Amirallerin darbe tehditine destek veren tek lider Kılıçdaroğlu oldu. Henüz darbenin siyasi ayağı kim demiyorum ama, amirallerin siyasi ayağı kim, diye sormak hakkım olsa gerek. Çünkü CHP’li Aykut Erdoğdu darbe tehdidinde bulunanları savundu, meşru hükümeti tehdit etti. “Ben o mahkemede onların yargılanmalarını göreceğim. Bütün bu yargılanmaları TRT ekranlarından vereceğiz” dedi.

Ben söyleyecek bir şey bulamıyorum. Siz bulursanız altına yazın. **DARBELERLE mücadelemizde 15 Temmuz’un ayrı bir yeri var. 15 Temmuz demokrasi mücadelemizin kutup yıldızı. Çünkü o gece ilk kez bir darbeyi püskürttük. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliği ve milletimizin canı ve kanı pahasına darbeye karşı çıkmasıyla. Darbelerle mücadelemizin önemli kilometre taşlarından birini de 27 Nisan e-muhtırasına karşı 28 Nisan’da muhtıraya karşı verilen cevap oluşturuyor...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan ALPARSLAN - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Mercek Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mercek Haber değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (530) 912 22 78
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?