YOKSUNLAR...

      Bir odada dört mum sessizce yanıyordu. O kadar derin bir sessizlik hüküm sürüyordu ki odada, aralarında fısıltı şeklindeki konuşmaları bile rahatlıkla işitiliyordu.

     1.Mum "Ben Barış’ım. Ancak kimse benim sürekli yanık kalıp, etrafıma ışık saçabilmeme yardımcı olmuyor. Artık sönmek üzereyim…” Der ve sessizce karanlığa gömülü verir…

     2.Mum" Ben İnanç’ım. Ama artık gerekli olduğuma inanmıyorum.  Yanık kalmamın da bir kıymeti kalmadı” diye eklerken hafif bir esinti ışığını söndürüverir.

     3.Mum çok üzgündür. "Ben Sevgi’yim ama etrafıma ışık verecek gücüm kalmadı. İnsanlar beni hep kenara itiyorlar. Kendilerine en yakın olanları bile sevmemeye başladılar” der. Sessizce söner gider Sevgi mumu…

     O sırada içeri aniden bir çocuk girer. 3 mumun söndüğünü görünce sebebini sorar ve niçin sonuna kadar yanmadıklarına hayıflanarak ağlamaya başlar.

     4.Mum, yumuşak ve yatıştırıcı sesi ile çocuğa ağlamamasını söyler. ” Korkma ben etrafıma ışık saçtığım sürece diğerleri yeniden yanarlar ve onlar da aydınlatmaya devam ederler der ve sesini yükselterek:

     Ben UMUDUM, UMUDUM... “

     Gözleri parlayan çocuk umut mumunu alır ve diğerlerini sevgiyle teker, teker yakar.

 İçinizdeki umut mumunu yani ışığını asla söndürmeyin. Ey insan kalmak isteyen insanlar; İçinizde yavaş yavaş azalarak sönmek üzere olan bu ışıkların sönmesine müsaade etmeyin. Sürekli yanık kalmaları için çaba harcayın…

      İnsan varlık âleminde eşrefi mahlûk vasfına layık görülen yegâne canlıdır. O, varlık âleminde, var olmanın şuuru, yükümlülüğü ve idrakiyle donatılmıştır. Bu yüzden, insan önceden benlik idrakini var olmak ve varoluş seyrinde bizzat kazanır. İnsanın dünyada varoluşu, ferdi, yaşanmışlığı ve tecrübeleri, iç ve dış idraklerini benliği merkezinde değerlendirilerek, insan olmak hakikatine erişmesiyle yetkinlik kazanır, tekamül eder.

     Kendini bilmek, kişinin nelere muktedir olduğunu, hangi donanım ve yetilere sahip olarak bunları iyilik ve hayra uygun davranış biçimine dönüştüreceğinin şuurunu içermektedir. Bu durumda kişinin içe ve dışa dönük iki tür muhasebe ve bakış içinde olması ve bu iki yönünün şuuruyla kendiliğini yani şahsiyetini oluşturması beklenir. İnsanın, insanlık bağlamında konuşan, sosyalleşmeyi iradi olarak gerçekleştiren, bilen, yapan, seçen, inanan, güvenen,  hayatı inşa, imar ve ıslah eden bir varlık olmasını göz önünde bulundurmalıdır. Yaşadığımız zamanda dünyadaki bütün insan ve toplumların muhtaç oldukları, yardım üzere ilişki kurma ve buradan insanlığa yansıyacak iyiliğin yayılama imkânı araştırılmalıdır. İnsan olmak her durumda bunu gerektirir diye düşünüyorum.

     İnsanlar çıkarını her şeyin önünde ve üstünde görmeye devam ettiği sürece, zamanla Barış, İnanç, Sevgi ve Umut’un ışıklarının böyle yaşayanların gönlünde zamanla söndüklerine şahit olacağız. Böyle insani duyguların olmadığı gönüller, başkalarıyla barış içinde olamaz, kimseye güvenemez, kimseyi sevemez. Tek bildiği ve kafa yorduğu çıkarıdır. Tek çabaları dünya malına sahip olmak, servetine servet katmaktır. Başka hiçbir şeye ayıracak zamanları yok gibi bir şeydir. Kimseden bir şey umut etmezler. Gerçek dostları yoktur. Olan dostları da çıkara dayalı dostluk, menfaat birliği dostluğudur. Servet sevgi ve hırsı Allah inancını bile gölgede bırakmıştır. İnanmayanlar için Allah Bakara 7. ayette mealen:  “Allah onların kalpleri ve kulakları üzerine mühür vurmuştur, gözleri üzerinde de bir tür perde vardır; işte onlardır korkunç bir azabı hak edenler.” dediği insanlar böyleleri olsa gerektir.

      Bir insan düşünün kimseye, hele kendine benzemeyene hiç sevgisi yok, kimseyi gerçekten sevmiyor sevemiyor, kimseyle barışık değil, diyalogu yok, gerçek dostu yok, kimseye inanmıyor, gerçek bir inancı da yok, bütün umudunu servete bağlamış, servetin her şey olduğuna inanıyor. Her fırsatta kendi gibi düşünmeyeni, kendinden olmayanı ötekileştiriyor, ayrıştırıyor. Böyle bir insan ne kadar servete sahip olursa olsun insanlıktan yoksundur ve insanlık fakiridir. Sever gibi görünür samimi değildir. İnançlı gibi görünür, inançsızlığını gizler.  Aslında gerçekten inanmaz,  yalancıdır, münafıktır. Sevgisiz olduğu için sevenleri kıskanır, arabulucu gibi görünse de aslında arabozucudur.

       Kuranı kerimde (Münafikun 4. ayette)böyle insanlar hakkında mealen:

“Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kalaslar gibidirler. Her çığlığı kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar kökten düşmandırlar, onlardan sakın! Allah onları kahretsin! Nasıl da haktan çevriliyorlar!” der.

       İnsan ahlaki bir varlıktır, insan olması için ahlaklı olması ilk ve gerekli şarttır. Bir düşünürün dediği gibi “ İnancınız var diye size ahlakın gerekmediğini mi düşünüyorsunuz?” Oysa bizim inancımızda ahlak önceliklidir. Her Müslüman önce ahlaklı olmalıdır, sonra Müslüman…  Ahlaksız Müslüman olamaz, olmamalıdır. Kuranı Kerimin birçok yerinde ahlaklılığa vurgu yapar. Ahlaksız Müslüman, Kitabı Kuran olan vahiy dinin neresinde olur, bir düşünün…  Onun içindir ki. Peygamberimiz: “Ahlak en büyük zenginliktir, bitmez hazinedir.” Buyurmuştur.

      Selamım insan kalabilmek adına içindeki ışıkların sönmemesi için yakıt ikmalini önemseyen ve yapan, her şeyi dengeli, ahlaklı, hep kendini değil karşısındaki insanı da, insanlığı da düşünen ve katkı sağlayabilenlere gitsin… ESEN KALINIZ.

 

Abdullah HAKTANKAÇMAZ

    [email protected]

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdullah HAKTANKAÇMAZ - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Mercek Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mercek Haber değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (530) 912 22 78
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?