TABİ Kİ TERCİH SİZİN...

Genç ve başarılı bir yönetici, yeni Jaguarıyla mahallenin birinden hızlı bir şekilde geçerken arabasına sert bir cisim çarptığını fark etti. Hemen durdu ve arabadan indi. Arabasının kapısında bir çökme olduğunu gördü. Kapının altında yerde tuğla olduğunu görünce arabasına tuğla atıldığını anladı. Sağı solu kolaçan edince az ileride bir şeyle uğraşan on- onbir yaşlarında bir çocuktan başka kimsenin olmadığını gördü. Çocuğun yanına gitti, elindeki tuğlayı göstererek: “
-Arabama bu tuğlayı sen mi attın? Çocuk evet deyince çocuğu tuttu ve onu park etmiş bir arabaya doğru iterek bağırmaya başladı:

-Bunu neden yaptın? Manyak mısın, deli misin, kimsin, ne yaptığının farkında mısın? Diye sordu İyice sinirlenerek ve bağırarak devam etti:

-Bu yeni ve senin düşünemeyeceğin kadar değerli ve pahalı bir araba, atmış olduğun bu tuğla bana çok pahalıya mal olacak. Bundan haberin var mı? Sen bu arabanın kaç para olduğunu biliyor musun? Şimdi ben sana ne yapayım? Çocuk yalvararak cevap verdi:

-Lütfen efendim. Çok üzgünüm ama başka ne yapabilirdim bilmiyorum. Saatlerdir kimseyi durduramadım. Hava çok soğuk, çok üşüdüm. Eğer tuğlayı fırlatmasaydım belki sizi de durduramayacaktım, ikimiz de belki donabilirdik diyordu ve park etmiş bir arabanın arkasını işaret ederken çocuk hıçkırarak ağlıyor, gözyaşları çenesinden süzülüyordu…

Çocuk hıçkırarak devam etti:

-Ağabeyim engellidir, arabasını itelerken birden kaldırımın kenarından yuvarlandı ve tekerlekli sandalyesinden düştü. Ne kadar uğraştıysam gücüm yetmediğinden kaldırıp sandalyesine oturtamadım. Saatlerdir soğukta uğraşıyorum ama bir türlü başaramıyorum. Lütfen onu tekerlekli sandalyesine oturtmam için bana yardım eder misiniz efendim? Bu durumdan son derece duygulanan genç yöneticinin boğazı düğümlendi, kendine gelmek için biraz hareketsiz kaldı. Neden sonra zar zor da olsa yutkundu, gözlerinden iki damla yaş sessizce süzüldü üstüne aktı…
Kendine geldiğinde yerdeki engelli genci kaldırarak, tekerlekli sandalyeye geri oturttu. Kendi kendine gerçekten de ağırmış diye geçirdi içinden…

Engelli gencin çamur ve kar olan üstünü silkeledi, çizik ve yaralarını sildi ve adamın sağına soluna iyice bakarak ciddi bir yarası olup olmadığını da kontrol etti.

     Küçük çocuk çok memnun olmuştu, sevinmişti. Genç yöneticiye dönerek:
-Teşekkür ederim efendim, siz de durmasaydınız soğukta hastalanır belki de donabilirdik Allah sizden razı olsun dedi.

      Genç yönetici yardım yapmanın, hele de küçük bir çocuğa ve engelli ağabeyine yardım edebilmenin mutluluğunu yaşıyordu. Bu güzel duyguyu kendisine yaşama fırsatı verdiği için Rabbine hamdetti…

      Genç yönetici, küçük çocuğun, ağabeyini kaldırımdan evine doğru götürmesini uzun uzun izledi. Bulunduğu yerden arabasına geri dönmesi oldukça uzun sürmüştü. Çünkü uzun, yavaş ve mecalsiz bir yürüyüştü bu…

      Genç yönetici, kapıyı hiç tamir ettirmedi. Kapıda oluşan çöküğü, hayatını birisinin kendisine tuğla atmasını gerektirecek kadar hızlı yaşamaması gerektiğini hatırlatması için öylece bıraktı...
       Allah, ruhunuza fısıldar ve kalbinize konuşur. Vicdanın sesi Allah’ın sesidir. Bazıları bu sesi dinler, onları vicdanları daha gür bir sesle daima uyarır. Bazen dinleyecek kadar zamanınız olmadığında veya olsa bile dinlemediğimiz de ise vicdanın sesi gittikçe azalır. Uzun süre vicdanın sesini dinlemeyenler, onu bastıranlar da zamanla vicdanın sesi kısılır, cılızlaşır. Bu durumun devamında sesi duyulmaz olur. İşte vicdanı nasır bağlamış, vicdansız dediklerimiz bunlardır…

Vicdan her zaman doğruyu fısıldar. Fısıltıyı dinlemeyenlere ikaz gönderir. Fısıltı zararsızdır ama ikaz bazen çok ağır da olabilir. Hiçbir Müslüman etrafını görüp duymayacak kadar hızlı yaşamamalı ve etrafını görüp duyamayacak kadar da dünyaya dalmamalıdır…

      Siz, siz olun vicdanınızın fısıltısını dinleyin ve dikkate alın ki ikaz almayasınız. İster fısıltıyı dinleyin, ister ikaz alın musibet yaşayın tabi ki tercih sizin…

Selamım aklının ve inancının önderliğinde vicdanının fısıltılarını dinleyen ve çevresine duyarlı olabilenlere gitsin…

ESEN KALINIZ...

Abdullah HAKTANKAÇMAZ
    ah6334@gmail.com.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdullah Haktankaçmaz - Mesaj Gönder

# Dedi


Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Mercek Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mercek Haber değil haberi geçen ajanstır.

03

Abdullah Haktankaçmaz - @Şebnem 02 nolu yoruma cevabı: Teşekkür ederim kızım. Senden beğeni almak bir başka güzel...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 12 Şubat 14:13
01

Fazilet Doğan - Muhteşem bir yazı. Vicdanının fısıltısına kulak verenlerden olalım inşallah. Saygılar..

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 27 Ocak 15:31
04

Abdullah Haktankaçmaz - @Fazilet Doğan 01 nolu yoruma cevabı: Değerli meslektaşım sağolun, teşekkür ederim. Temenninize tüm içtenliğimle amindiyorum.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 12 Şubat 14:15


İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (530) 912 22 78
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?