ÖNLENEMEYEN AİLE İÇİ ŞİDDET

Ne oluyoruz, anlamış değiliz…

Haberlerde Şiddet Görüntüleri İlk Sırayı Alıyor. Bu şiddet olaylarının  yüzlerce nedeni olabilir. O şiddet eylemlerini sürekli gündemde tutmak ta, bence en küçük ayrıntısına kadar anlatmakta ne kadar doğrudur? Bilmiyorum.
Bir bakıyorsunuz, TV´lerin gündüz kuşaklarında üstelik ev hanımlarının evde olduğu dönemlerde, öyle sunumlar yapılıyor ki, akıllara zarar bir durum var ortada. İhanet, arsızlık, cinayet, kaçırma, tecavüz… Sıradan olaylar gibi anlatılıyor.  Hem de evimizin başköşesinde… Mahrem ilişkiler an küçük ayrıntısına kadar, üstelik dikkatleri üzerine çekecek şekilde seyirciye sunuluyor.

Hatta şu ghünlerde aile içeriisnde olan küçük çocuklar, orada ifade edilen kavramları anlamadıkları için, bu sunumlar yapılırken, o kavramların ne anlama geldiğini Aile büyüklerine soruyorlar. Çünkü aynı sunumları onlarda dolaylı olarak izlemek zorunda kalıyorlar.

Aile içerisinde inanılmaz, geçimsizlikler... Tanımı yapılamayan yanlış davranış ve hareketler. Öfke, sinir kontrolü yapamamak, içki, kontrolsüz davranışlar, karmaşık ilişkiler, bu şiddet olaylarını körüklemektedir.

Akabinde kadın cinayetleri, şiddet görüntüleri haberlerin birinci sırasında  yer almaktadır...


Ey TV yöneticileri, reyting uğruna, YETER   ARTIK…  Bir nesli yok ediyorsunuz… Televizyon dizilerinde mafya anlatan, onlara özendiren, bedavadan lüks hayat reklamı yapılan, ahlaksızlık sunan dizi ve film izlemek yerine, eğitici programlar görmek istiyoruz… Çok zor olmasa gerektir.

Bir TV´nin açık oturumunda bir hocanın yaptığı açıklama gündeme oturdu. Hoca maksadının dışında bir söz etti. Söylemek istediğini ifade edemedi. Ya da yanlış ifade etti. O ayrı bir konu. Ancak, Üniversite gençliğinin sorunları da ortadadır. Bu gerçekler de göz ardı edilemez. Ailelerinden uzak öğrencilerin, onlar nasıl olsa özgür insanlar istediklerini yaparlar, mantığını da sorgulamak lazım.

Öyle ki son zamanlarda,

İnsanımızın, işlediği vahşi suçlar toplum gündemine oturdu. İster, istemez ne oluyor? Diye kendi kendimize sormamız gerekiyor. İnsanımız bir bunalımın içerisinde her katmandan değişik olumsuz haberler alıyoruz. Bu haberlerin onlarca nedeni olabilir. Amma ben: öncelikle örnek alma, imrenme, onun gibi olma, öne çıkma, dikkat çekme,  farklı algılanma, özenti, gibi beklentilerinin öne çıktığını düşünüyorum. İnsanımızda en çok kendi gibi olmak yerine; başkasına benzemek, onun gibi olmak, örnek alma durumunun daha yaygın olduğu gözlemlenmektedir. Medya, Çevre arkadaş ilişkileri ya da bazı şeyleri elde edememe çaresizliği bu tür suçlara yönlendiriyor kanısındayım. Burada Medyanın, topluma mal olmuş sanatçıların, sinemanın, sorumluluğu olduğunu düşünüyorum. Kimi olumsuz davranışların oralardan örnek alındığı kanaatindeyim.

Bütün bunları söylerken, şu gerçeği de unutmayalım. Ülkede özgürlüğün sınırının ne olduğu? Ya da ne olmadığı? Hala tartışılmaktadır. Birine göre özgürlük olan bir konu, bir başkasının özgürlük sınırını zorluyorsa; o zaman onun sınırlarının belirlenmesi gerekir. Evet,  işin vardığı sonucu şu örnekle daha iyi açıklayabiliriz. Yapılan protestoların birinde;  bir pankart dikkatimi çekti. Bir genç kızımız elindeki pankartta, şunu yazdırmış ve taşıyordu. Hepimiz pornocuyuz… Evet, enteresan gençliğin özgürlüğünün vardığı noktayı gösteriyor.  Amma, ortada bir gerçek var.  Bu genç bizim gencimiz. Bu, nasıl bu hale geldi?  Bunun sorumluları kimler?

Ey Ülkeyi yönetenler! İşte size gençlerimizin geldiği noktadan bir örnek… Bu kızımız yarın bu Vatana belki bir nesil yetiştirecek. Birinin annesi, birinin eşi, Birinin kayın validesi, olacak… Şu anda zaten birinin kızı, birinin kız kardeşidir, birinin akrabasıdır. Ey Medyamız! Sizler de bizim böyle olumsuzluklara katkımız nedir? Diye sorgulamanın sırası gelmedi mi? Bilerek ya da bilmeyerek kötülüklere sebep olmak kötü bir duygudur. Acil, Devlet yöneticilerinden böyle olayların reklam edilmemesi için bir çalışma yapmasını bekliyoruz. Bu konuda denetim görevi yapan kuruluşları daha dikkatli, bir göreve çağırıyoruz. Sokaklardaki bu anarşinin çoğalmasının nedenleri arasında; bu tür yayınların etkisi olduğu inancını taşıyorum. Sorumluları göreve davet ediyorum. Bu tür bir davranış bozukluklarına devlet olarak izin vermememiz gerekir.  Sonuçta, bu tür kötü şeylerden etkilenen sayısız insan, belki de farkında olmadan suç sayılabilecek tavır ve davranışlarda bulunuyor. Aman, dikkat. Aile, çevre, resmi kurumlar, bu konularda üzerimize düşeni yapalım.


Sayın İç İşleri Bakanımızın terör ile yaptığı başarılı operasyonları takdirle karşılıyoruz. Sokaklarda olan bu duyarsızlığa yasal bir zemin oluşturularak, denetleme imkanlarının sunulmasını ümit ediyoruz. Maske denetimi kadar,  bağımlılık maddelerinin denetimi kadar, ahlaksızlık denetimi de önemlidir, diye düşünüyorum. Onun için, bireyler için,  özgürlük tanımının iyi yapılması, sınırlarının belirlenmesi gerekir. Hangi davranışların toplumu rahatsız ettiğinin belirtilmesi gerekir. Böylece sorumsuz davranış içerisinde bulunan kimseler, Devletin o alandaki yetkileri karşısında, sorumsuz davranışlardan uzaklaşacaklardır, diye düşünüyorum.

Bu alınacak tedbirlerin hem aileler için hem gençler için çok önemli olduğuna inanıyorum…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Orhan Arslan - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Mercek Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mercek Haber değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (530) 912 22 78
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?