VİCDANLARI KİRALANMIŞ BESLEME MEDYA!

İşte besleme medya!
Kurulan menfaat düzeninden pay alabilmek için aklını, vicdanını, ahlakını ve hatta imanını kiralık verip, sonra da ahkâm kesenlerin ne kadar çoğaldığını ibretle ve hayretle görüyoruz.

Besleme medyanın kalemleri ve vicdanları kiralanmıştır.
Yakın tarihte bu memlekete, bu halka, bu devlete büyük zarar veren iki tür medya olagelmişler.
Batılı ülkelerden tarafından fonlanan ve Türkiye'ye düşmanlık yapan bu ülkelerin ağzıyla gazetecilik yapmaya çalışan Birincisi: Gayr-i millî Sabataycı ve "Benzetilmiş" medya.
İkincisi: Şakşakçı, pohpohçu, alkışçı, yalaka, dalkavuk, parayla tutulmuş besleme medya.

En doğru, en haklı, en isabetli, en lüzumlu, en gerekli tenkitleri bile yapamazlar.
Ya doğrudan doğruya yahut dolaylı olarak öveceklerdir.
Yurtdışından gelen paralarla fonlanmışlar


Diyorum ki, ülkede tüm kavramların içini boşalttılar, itibarsız hale getirdiler, paçavraya çevirdiler.

Diyorum ki, artık bu kavramlarla, bu kelimelerle konuşmak, yazmak, tartışmak, siyaset üretmek doğru da değil, işe de yaramıyor.

Diyorum ki, hakikati gölgeleyen söylem üstünlüğü apaçık yalandan besleniyor.

Diyorum ki, yalana ‘yalan’ diyerek sonuç elde edemezsiniz.

Diyorum ki, yalan söyleyen, yalan söylemek için yalan söylemiyor. Bir amacı var.

Diyorum da diyorum.

Karşı tarafta Erdoğan’ı devirmek, Türkiye’yi durdurmak için Avrupa’dan fonlanan bir ‘Besleme Medya’ var.
Ve bu Besleme Medya Türkiye için artık milli güvenlik sorunu haline gelmiştir.
Tıpkı terör örgütleri gibi. Hal böyle iken Türkiye’ye yandaş medya diye uydurdukları bir yalanı konuşturuyorlar.

Siz Ayasofya’yı açıyorsunuz, Türkiye’ye Diyanet İşleri Başkanı’nın elindeki kılıcı tartıştırıyorlar.

Siz Afrin’de destan yazıyorsunuz, Türkiye’ye ÖSO’nun terör örgütü olup olmadığını tartıştırıyorlar.

Siz Libya’da Mavi Vatan inşa ediyorsunuz, Türkiye’ye İhvan’ı tartıştırıyorlar.

Siz Azerbaycan’da gururlandırıyorsunuz, Türkiye’ye cihatçıları tartıştırıyorlar.

Siz Karadeniz’de gaz buluyorsunuz, Türkiye’ye o gaz az mı çok mu onu tartıştırıyorlar.

Siz dünyanın en büyük en modern şehir hastanelerini yapıyorsunuz, Türkiye’ye Adana’daki çadır şarlatanlığını tartıştırıyorlar.

Siz pandemiye karşı eşi benzeri görülmemiş bir mücadele ortaya koyuyorsunuz, Türkiye’ye iskambil kâğıtlarını tartıştırıyorlar.

Siz dört milyon Suriyeli ’ye bakıyor, dünyanın dört bir yanındaki mazlumlara yardım götürüyorsunuz, Türkiye’ye Arapça Nutuk’u tartıştırıyorlar.

Örnekleri çoğaltmak mümkün lakin yerim dar.

Demem o ki, tüm bu çarpıtmalara, yalanlara, algı operasyonlarına karşı yeni bir dil ortaya koyamazsanız söylem üstünlüğünü kaybedersiniz.

Ama şunu da unutmamak gerekir ki Besleme Medya bu ülkede hep vardı.
Ama 18 yıl boyunca da sürekli kaybetti.
Bu kez kazanmak istiyorlar zira bu son şansları.

Cumhurbaşkanı Erdoğan hafta sonu bir serzenişte bulundu ve ”Medyamız en modern altyapıya sahip ama bizim sesimizi nefesimizi yansıtmıyor” dedi.

Medyanın sahip olduğu modern altyapı değil ki mesele.
Olmasa da olur. Mesele o altyapının nasıl kullanıldığı.

Erdoğan ‘sesimiz nefesimiz yansıtılmıyor’ derken yerden göğe haklı.
O kadar iş yapacaksınız ama hakkıyla sokağa yansımayacak.

Devasa yollar, barajlar, köprüler, hastaneler, havaalanları inşa ediyorsunuz.
Savunma sanayiniz dünyanın gündeminde. Ordunuz destan yazıyor, terör örgütleri inlerinden başlarını çıkartamıyor.
Dört bir cephede kuşatma yarıyorsunuz.
Doğu Akdeniz’de size kimse yan gözle bile bakamıyor. Sayısız ülke kapınıza gelmiş İHA istiyor, SİHA istiyor.

Uzun lafın kısası Türkiye yeniden şekillenen dünyada güçlü bir eksen haline gelmiş ama sokakta hakkıyla karşılık bulmuyor.

O halde sorun nerede?

-Sokağa kıyas yapabilme fırsatı vermelisiniz.
Avrupa’nın içler acısı halini, Amerika’nın arka sokaklarını, İngiltere’nin sağlık sorununu, Fransa’nın çökmek üzere olan altyapısını ve dahasını göstermeniz gerekiyor.

-Yalanla mücadeleyi ancak ve ancak o yalanı niçin söylediklerini yüksek sesle izah ederseniz başarırsınız.

-Hepsinden önemlisi medyanıza karşı yürütülen itibarsızlaştırma faaliyetlerinin bir amaca matuf olduğunu bilmeniz gerekiyor.

-Tabii bir de gündemi siz belirlemelisiniz.

Ve son bir not.

İktidarı hedef alan tüm bu itibarsızlaştırma faaliyetleri ben diyeyim 5, siz deyin 10 yalan üzerin kurulu. Neler oldukları da belli.
Her bir yalanı tek tek ele alıp doğrusunu ortaya koyduğunuz gün, söylem üstünlüklerinin de bittiği gün olacaktır.
Önemsemeyip göz ardı ettiğiniz sürece de bu konularda bir zafiyet var algısı yayılarak derinleşecektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Alparslan - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Mercek Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mercek Haber değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (530) 912 22 78
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?