Münafıkların Terör Timleri Resulullah’ı Nasıl Öldürmek İstediler?

Vahiy Evine Saldıran Kureyş'in terör timi, elleri kılıçlarının kabzasında, topluca vahiy evine saldırıp yatağında yatan peygamberin kanını dökeceği anı beklemekte idiler.

Kapı aralığında peygamberin yattığı yeri gözetliyorlardı. Kabuklarına sığınmayacak kadar seviniyorlardı ve kısa süre sonra son arzularına kavuşacaklarını umuyorlardı.

Fakat Allah'ın Galip Aslanı Hz.Ali (R.A.) mutamin bir kalple ve günül rahatlığıyla peygamberin yatağına uzanmıştı, çünkü Allah peygamberini kurtaracağını biliyordu. 

Daha önce gece yarısı peygamberin evine saldırmaya karar vermelerine rağmen her nedense bu karardan vazgeçerek planı sabaha yakın uygulamaya karar verdiler. Ufukta şafak sökmüş, gecenin karanlığını yırtmıştı. Yalın kılıçlarla topluca peygamberin evine saldıran ve en büyük arzularının gerçekleşmesinin eşiğinde olmaktan oldukça sevinen Kureyşlilerin terör timi, içeriye girdiklerinde Hz.Ali (R.A.)  peygamberin yatağında buldular. Öfke ve şaşkınlık tüm benliklerini sarmış halde Hz.Ali'ye dönerek "Muhammed nerede?" diye sorduklarında, 
Hz.Ali (R.A.) "Onu bana mı emanet etmiştiniz de benden soruyorsunuz?"
cevevabıyla karşılaştılar.

Bu sefer büyük bir öfkeyle Hz.Ali'ye saldırıp, sürüklüyerek Mescid-i Haram'a getirdiler. Fakat kısa bir gözaltından sonra serbest bırakmak zorunda kaldılar ve öfke boğazlarına düğümlenmiş bir halde, peygamberin yerini bulana kadar aramaya devam etmeye karar verdiler.

Kur'an-ı Kerim, bu eşsiz fedakârlığın ebedileşmesi için bir ayetle Hz.Ali'yi övüyor ve onu Allah rızasını kazanma yolunda canını hiçe sayan kimselerden biri olarak gösteriyor. 

İnsanlardan öyleside vardır ki, benliğinin Allah'ın hoşnutluğunu elde etmeye satar.Allah kullarına karşı rauftur, çok şefkatlidir. 

Müfesirlerinin çoğu, üstteki ayetin nüzul sebebinin "Leyletül-Mebit (Baskın gecesi) hadisesi olduğuna ve bu münasebetle Hz. Ali (R.A.) hakkında nazil olduğuna inanmaktadır. 

Emevi Asırı'nın en büyük canisi ve yalakası SEMURE BİN CÜNDEP isimli kişi, imanını 400.000 dirheme satarak, bu ayetin Hz.Ali (R.A) hakkında nazil olduğunu inkar ederek, umumi bir oturumda bu ayetin Abdurrahman Bin Mülcem hakkında nazil olduğunu söylemiştir.

Sadece bu ayetin Hz.Ali hakkında nazil olduğunu inkâr etmekle kalmamıştır,
münafıklar hakkında nazil olan ayeti de Hz.Ali hakkında nazil olduğunu eklemiştir...

Sözü edilen ayet şudur:
"İnsanlardan öylesi var ki dünya yaşayışı hakkında söylediği söz seni şaşırtırır, imrendirir, kalbindekine de Allah'ı tanık tutar. Hâlbuki O düşmanların en yamanı, en inatçısıdır. Böyle bir caniye de ancak hakikati bu şekilde tahrif etmek yakışır."

Semure Bin Cündeb, Ziyad'in Irak Valiliği döneminde Basra Kaymakamı idi ve Hz. Peygamber ailesine karşı olan kin ve nefretinden dolayı 8000 kişiyi sırf Hz.Ali'yi sevdiklerinden dolayı onları katletti.

Kendisine "Neden ve hangi cürretle bu kadar insanı katlettin ve aralarında suçsuzlarda olabileceğini hiç düşünmedin mi?" diye soran Ziyad'a tam bir küstahlıkla "İki katını öldürmekten de çekinmezdim." şeklinde cevap vermiştır.

Semure'nin yaptığı alçaklıkları anlatmak, sayfalarca kitap eder. O "Hz. Peygamber'in hurma ağacını kontrol etmek için başkasının evine zorunlu olarak girmen gerekse de, izin alman gerekir." emrini reddeden hatta hurma ağacını değerinin bir kaç katına Hz. Peygamber'e satmaya yanaşmadan ve izin almamakta ısrar eden kimsedir.

Bunun üzerine Hz. Peygamber'in evin sahibine hurma ağacını söküp atmasını söyleyerek Semureye: "Ziyankâr bir insansın ve İslam kimsenin kimseye zarar vermesine izin vermez." diye buyurdu.

Evet bu birkaç günlük geçici tahrif, saf düşünceli insanlara bir miktar etki etse de geçen zaman taasup perdelerini bir kenara itti ve İslam tarihi araştırmacıları gerçekleri evhamların arasında çekip çıkardı ve hadisçiler ile müffesirler, ayetin Hz.Ali (R.A.) hakkında indiğini tastik ettiler.

Bu tarihi olay, Şam halkının ne denli Emevi propagandaların etkisi altında kaldığını ve Emevilerin ağzından duydukları her şeyi Levh-i Mahfuz gibi sandıklarını göstermektedir.

Semure gibilerin söylediklerini kabullenen Şam halkının İslam tarihi hakkında en ufak bir bilgiye sahip olmadığı anlaşılmaktadır. 
Zira söz konusu ayet indiği sırada,
Abdurrahman Bin Mülcem daha dünyaya gelmemişti, ya da en azindan Hicaz muhitine adım atmamış ve peygamberi görmemiştir....

Yakışıksız Taassuplar peygamberin evinin Kureyşli haydutlar tarafından muhasara edildiği gece Hz.Ali'nin yaptığı fedakârlık, inkar edilebilecek veya küçümsenecek bir olay değildir.

Yüce Allah bu tarihi olaya, ebedi kılmak adına Kur'an-ı Kerim'de yer vermiş ve büyük tefsirciler de ayetin tefsirinde bu olaya ve ayetin Hz.Ali hakkında indiğine işaret etmişlerdir.

Fakat gözlerinde perde, kalplerinde Hz.Ali'ye büyük bir kin, nefret ve düşmanlık taasupu olan bir takım sözde Müslüman kişiler, bu büyük tarihi fazileti, onun fedakârlığının azametini küçümseyecek şekilde tefsir ettiler.

Ehl-i Sünnet'in ünlü alimlerinden Cahiz şöyle yazıyor:
Hz.Ali'nin peygamberin yatağından yatması, asla büyük bir itaat ve fazilet sayılmaz, Zira peygamber Hz.Ali'yi yatağında yatması durumunda kendisine bir zarar gelmeyeceğine inandırmıştı.

Cahiz'den sonra pusuda bekleyen Ehl-i Beyt düşmanı İbn Teymiye-i Dimeşki de şu eklemeyi yapiyor:

"Ali, öldürülmeyeceğini başka bir karineyle de biliyordu, zira Peygamber, Ali'ye ertesi gün Mekke'nin belirli bir yerinde, 'Kimin Muhammed'de bir emaneti varsa gelip alsın' diye ilân etmesini söylemişti. 

Dolayısıyla peygamberin kendisine verdiği bu görevden, onun yatağında yatması durumunda kendisine bir zarar gelmiyeceğini anlamıştı.

Hz.Ali'nin fedakârlığına iki açık delil vardır. Hz.Ali'nin o geceki amelinin fedakârlıktan başka bir şey olmadığına, onun gerçekten Allah yolunda şahadete hazır olduğuna da şahitlik etmektedir.

1. Hz.Ali'nin bu tarihi hadise hakkında okuduğu ve Suyuti'nin kendi tefsirinde naklettiği şiirler:

Vegeytu bi-nefsi hayre men vetae'l hasâ,
Ve men tâfe bi'l-Beyti'l-Atigi ve bi'l-hicri,
Muhammedun lemma hâfe en yemkurü bihi,
Fevagâhu Rabbi zulcellâli min'el-mekri,
Ve bittu uraihim metâ yenşurüneni,
Ve gad vettanu nefsi ale'l-gatli ve'l esri.

Türkçesi:
Siper ettim kendimi yeryüzünün en iyisine,
Allah'in evini,
Hicr-i İsmail'i tavaf edene,
Katline ferman çıkarılan Muhammed'e,
Korudu lakin onu Rabbim düşman şerrinden,
Ne zaman saldırılar diye bekleyip sabahladım,
Ölüm ve esarete kendi canımı hazırladım.
2- Bütün meshep alimleri nakletmişlerdir ki, yüce Allah, gece iki büyük meleği Cebrail ve Mikail'e şöyle hitap etti:

"İkinizden birine ölümü, diğerine hayatı taktir etsem, hanginiz yaşam hakkını diğerine verip, ölüme razı olur?"

O an hiç biri ölümü kabullenip, kendini diğerine feda edemedi. Bunun üzerine yüce Allah onlara şöyle hitap etti:

"Yeryüzüne inin ve görün Ali'nin nasıl da ölümü satın alıp kendini peygambere feda ettiğini ve sonra Ali'yi düşmanın şerrinden koruyun ve muhafaza edin..." 

Bazılarına göre geçen zaman bu büyük faziletin üzerini örtmüşse de, Hz.Ali'nin yaptığı İslam'ın başlagıcında dost düşman herkesin nazarında en büyük fedakârlık sayılmaktaydı. 

Nitekim halife tayini için Hz. Ömer'in emriyle teşkil edilen şurada Hz.Ali bu büyük faziletini şura üyelerine kanıt göstererek şöyle dedi:
Ben, siz şura üyelerine,Allah'ı şahit tutarak soruyorum;Kimdi peygamber'e Hira dağındayken yemek götüren?
ve kimdi onun yatağında yatıp kendisini belaya siper eden?Oradakiler:"
Vallahi ya Ali sendin;başka kimse değil'dır."dediler.
Merhum Seyyid İbn.Tavus,Hz.Ali'nin fedekârlığı ibrahim peygamberin oğlu
İsmail peyamberin fedekârlığı gibidir.İsmail peygamber nasıl babasının emrine teslim olmuşsa ,Hz.Ali'nin fedakârlıktaki üstünlüğünü ispatliyarak,bu konuda çok güzel bir tahlil yapmıştır.

Dr.aseyyid Hüseyin Zerraki
Düseyder Genel Başkanı

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar DR. HÜSEYİN ZERRAKİ - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Mercek Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mercek Haber değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (530) 912 22 78
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?