KORKMA!

Bu ülkede işlerişlen neden hızlı ve adil olmuyor? 

Yöneticiler ve karar vericiler neden inisiyatif almıyor veya alamıyor?

Neden adalet için kör değildir, ama topaldır benzetmesi yapılıyor?

Geciken adalet adalet mi dir…?  Ve daha birçok nedenler yazmak mümkün.

Sevgili okurlarım

Tarih derslerinde veya tarih kitaplarında birçok devlet adamı ve gönül insanı görürüz. Ama halkın hafızasına bakınca gerçek lider, gerçek devlet adamı ve gerçek gönül insanları ortaya çıkar. Örnek olarak Sultan Alpaslan, Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman ve Mustafa Kemal Atatürk gibi devlet adamları. Ahmet Yesevi, Mevlana, Hacı Bektaş, Yunus Emre gibi gönül insanları halkın beynine kazınmıştır.  Halkın hafızası asla yalakalık yapmaz ve yalan söylemez. Çünkü binlerce yıllık imbiklerden ve terazilerden geçer. 

İnsanlar görev yaptıkları yerlerde görevlerinin hakkını vermeli, görevleri ne olursa olsun hiç fark etmez memur, işçi, bürokrat, hakim, asker veya siyasetçi olmaları hiç önemli değildir. Çünkü bunlar birer unvandır asıl olan kişidir.değil. Önemli olan o yere o makama kattıkları ve adaletle hükmedip yapmaları gerekenleri tam olarak yapıp inisiyatif almalarıdır. Kişi görevli olduğu yerde işini en iyi şekilde ifa etmelietmelidir ve kazandığı ekmeği helal etmelidir. Yani bulunduğu yer değer katmalı ve kendi ismi ünvannından önce gelmelidir.

 Basiretsiz olan kişiler adaletle eşitliği birbirine karıştırdıklarına bazen şahit oluyoruz. Bu gibi durumlar toplumda ciddi yaralar oluşmasını sebebiyet veriyor ve toplumun düzenini bozuyor. Her görevlinin en yüksek vasıfta olmasını tabiki beklememiz mümkün değildir. Ama liyakat esaslarına göre görevde yükselmeler olursa bunu en üst seviyelere taşımak mümkündür. Mustafa Kemal Atatürk bu günlerimiz ve yarınlarımızın teminatı olan çocukları yetiştiren ve şekillendiren öğretmenlere seslenerek “Muallimler, Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür, nesiller ister.” demekle ne anlatmak istediğini bir kez daha düşünelim.

Toplumumuzda üç meslek gurubu Akademisyenler, Din adamları ve Hukukçular cüppe giyer malumunuz cüppelerde ne düğme vardır, ne de cep çünkü kimsenin önünde düğmelerini iliklemesinler ve kimse ile maddi bir ilişkiye girmesinler diye. 

Devlet millet için vardır. Halktan kopuk yaşayan devletler ne kadar güçlü olursa olsun mutlaka yıkılmaya mahkumdur. Tarih bu şekilde yıkılan devletlerin adeta çöplüğü olmuştur. "Kenar-ı Diclede bir kurt kapsa koyunu, Gelir de adl-i ilahi Ömer'den sorar onu!" düşüncesinden bu gün bizden değil ne olursa olsun düşüncesine maalesef geldik veya getirildik.

 Oysaki yüce Yaratan Adaletle ve İhsan ile hükmetmeyi emrediyor. Yani idareciler oturdukları koltukların emanet oluğu bilici ile hareket etmeli ve elleri ile koltuklarını makamlarını tutacaklarına ellerini hizmet etmek için halka ve hakka uzatmalı yoksa bu vebalden kurtulmak zor kanımca. 

Hızlanmamız lazım. Yaptığımız işler uzun metrajlı Hint filimi gibi değil, reklam filimi gibi kısa, kamu spotu gibi net, çarpıcı ve anlaşılır olmalı. Yönetimde liyakatli idarecilerle; adil hızlı devlet vakarına yaraşır. Üretimde; dürüst, aldatmayan, emek vererek ve hep beraber el ele vererek bu ülkeyi yükseltmemiz düsturumuz olmalı.

İstiklal şairimiz Mehmet aktif ’in istiklal marşında dediği “Korkma “

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar FUAT ÇİRİŞ - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Mercek Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mercek Haber değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (530) 912 22 78
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?