AMERİKAN RÜYASI BİTİYOR MU?

"KOYNUNUZDA BESLEDİĞİNİZ O YILAN GÜN GELİP SİZİDE SOKACAK.. .’’

Ne demişti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye'de PKK/PYD/ YPG'yi besleyip büyüten ABD Başkanı Donald Trump'a?
"Koynunuzda beslediğiniz o yılan gün gelip sizi de sokacak...’’

Şimdi ABD şehirleri Suriye'de o teröristlerle işbirliği yapan, onlardan silah ve bomba eğitimi alan, ellerinde Kaleşnikof'larla birlikte fotoğraf çektiren ANTİFA adlı örgütün pençesinde inim inim inliyor.

O örgüt, polislere saldırıyor.
Karakolları yakıyor, mağazaları yağmalayıp, insani bir protestoyu ABD'nin başına bela olacak silahlı bir ayaklanmaya çevirmek için elinden geleni yapıyor.
Tıpkı ABD güdümünde semiren ama sonra yine ABD'nin kabusu haline gelen Taliban, El Kaide ve IŞİD gibi..

Amerika zembereğinden boşandı.
"Durup dururken ne oldu?" diyecek halimiz yok, çünkü olan şey "durup dururken" olmuyor.
İki akım birleşti: Biri, bu ülkede bir türlü bitmeyen ırkçılık ve bunun epey uzun bir süredir güvenlik güçlerinin davranışlarında yansıma biçimi; ikincisi, bütün performansıyla Donald Trump’ın başkanlığı, başkan olma üslubu.
Geçen gün Minneapolis’te bu ikisi belirli bir biçimde bir araya geldiler.
Bu biçim, olayın kurbanının son sözlerinde anlatımını buldu: "Soluk alamıyorum!"

Yalancının mumu yatsıya kadar yanar. ABD için de yatsı vakti geldi ve geçiyor.
Zira dünya üzerinde sergilediği bunca zulme, zulmün bizatihi kendisi bile dayanamaz.

Bir kuralı her zaman hatırlatıyoruz:
Her şey en ince yerinden, zulüm ise en kalın yerinden kopar.
Dünyanın neresinde bir kan, gözyaşı ve sömürü varsa, altından mutlaka ABD ve onun yandaşları çıkıyor.

ABD, hürriyet şemsiyesinin altında saklanarak, dünyanın yarısından fazlasını yanına aldı.
İşin tuhafına bakın ki, ABD karşısındaki ülkelerden ziyade yanındakileri, sözde dost ve müttefiki olan ülkeleri karıştırıyor.

Tehdit ve şantajla onların iliklerini emiyor, boyun eğmeyenleri ise vesayet savaşlarıyla çökertip aynı hizaya sokuyor.

Ziya Paşa ne güzel söylemiş: “Onlar ki verir laf ile dünyaya nizamat/Bin türlü teseyyüp bulunur hanelerinde.”

Kıtanın asli sahipleri olan Kızılderililerin köklerini kazıyarak oraları işgal ettiler; bu zulüm yetmedi, Afrika’da siyahi gençleri köle olarak gördüler ve onların sırtlarından devasa beldelerini imar ettiler.

Siyahileri ise hayvan yerine bile koymadılar.
1960’a kadar kendilerine oy hakkı bile verilmedi.

Siyahi bir kişiyi başkan seçmeleri, eşitlik ve insan hakları konusunda kimseyi yanıltmamalı.
Tamamen gaz almaya yönelik bu eylemle ABD, uzatmalarına biraz daha vakit ilave etti.

Ülke genelinde siyahilerin oranı yüzde 13.5 olmasına karşın, koronadan ölenlerin yüzde 60’ı siyahilerden.
Sadece bu rakamlar bile siyahilerin ABD’de ne denli ikinci ve hatta üçüncü sınıf vatandaş olduğunun tipik göstergesidir.

Bardağı taşıran son damla, beyaz bir polisin siyahi George P. Floyd’u boynuna diziyle basarak, göz göre göre öldürmesi ve yanındaki polislerin de bu vahşi cinayete seyirci kalmaları oldu.

Minneapolis’teki ırkçı polis şiddetiyle başlayan olaylar kısa sürede diğer şehirlere de yayıldı.

Koronavirüs yüzünden yüz binden fazla insanını kaybetmiş ve 40 milyondan fazla insanı işsiz kalan ülkede insanlar zaten burunlarından soluyorlardı.

Başkan Trump ise her zamanki gibi ateşe benzinle gitti ve göstericileri ‘mermi’ ile tehdit etti.

Öfkeyle kalkmış olan kalabalıklar, büsbütün deliye dönüp yakıp yıkmaya başladılar.
Sokağa çıkma yasağı bile kalabalıkların öfkesini dindiremiyor.

Başkan, yeterli önlemleri almadıkları için belediye başkanlarını suçluyor.

Başkan Trump’ın seçimlerdeki en büyük kozu olan ekonomi, korona yüzünden SOS verirken, şimdi bir de bu tedhiş olayları patlak verdi.

‘Arap Baharı’ diyerek koca bir coğrafyayı yangın yerine çevirenler, ‘ABD baharı’nı yaşayarak bedel ödüyorlar!

Terör örgütlerini besleyerek başka ülkelerin üzerine salanlar, ‘bumerang’ etkisiyle terör örgütlerinin hedefinde oldular.

Eden bulur, kimsenin yaptığı yanına kâr kalmaz.
Bu hal, şahıs planında da aynıdır, devlet planında da.

Dün Sovyetler rüyası bitmişti, bugün de ABD rüyası bitiyor.

Rüyalar bitmeye mahkûm.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Alparslan - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Mercek Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mercek Haber değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (530) 912 22 78
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?