İSTANBUL’UN FETHİ'NİN 567. YIL DÖNÜMÜ

‘BİZİM ULAŞTIĞIMIZ YERLERE ONLARIN HAYALLERİ BİLE ULAŞAMAZ’

BİZ Kİ; FATİH SULTAN MEHMET HAN'IN TORUNLARIYIZ.

“Bir gün gemiler dağlara tırmandı denizden; Kudret ve zafer bizlere miras dedemizden” dizelerine hayat veren şanlı ecdadımıza selam olsun…
İstanbul’un fethinin 566. Yılında; Ataları hadislerle övülen Aziz Türk milletinin evlatları olarak iftihar ediyoruz.
Peygamberimiz buyurdular: “İstanbul elbet bir gün fetih olunacaktır.
O’nu fetheden komutan ne güzel komutan, O’nu fetheden asker güzel askerdir.”

Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri, uzun boylu, dolgun yanaklı, kırmızı - beyaz tenli, kirik burunlu, kolları adaleli ve kuvvetli bir padişahtı. Devrinin en büyük ulemasından birisi idi. Yedi tane yabancı lisan bilirdi. Âlim, sair ve sanatkârları toplar ve onlarla sohbetten çok hoşlanırdı. Gayet soğukkanlı ve cesurdu.
Essiz bir kumandan ve idareci idi.

Yapacağı isler hususunda, en yakınlarına bile hiçbir şey sızdırmazdı. Fatih Sultan Mehmet'in ömrü seferlerle geçti. Yıkılmaz diye bilinen Bizans’ı yıktı. İstanbul’u fethetti. Ayasofya kilisesini camiye çevirdi. Kıyamete kadar cami olarak kalmasını istediği bu muhteşem mabet için mükemmel bir vakfiye yazdırttı.

29 Mayıs 1453 tarihi bütün dünyanın hafıza kayıtlarına Türklerin İstanbul’u fethettiği, Bizans (Doğu Roma) İmparatorluğuna son vererek bir çağı kapatıp yeni bir çağı başlattığı tarih olarak geçmişti.

Her Türk bu tarihle gurur duyar, göğsü kabarır ve adı geçtiğinde tüyleri ürperir. Gencecik Osmanlı Sultan’ının eşsiz özgüveni, kararlılığı, askeri dehası ve güçlü ordusuyla Anadolu’yu kesin olarak Türk Yurdu yaptığı bu tarihi her yıl giderek artan bir coşkuyla anıyoruz.

Peygamberimiz bile yüzyıllar öncesinden, İstanbul’u fethedecek kumandanın ve askerin ne güzel kumandan ve asker olacağını müjdelemişti. Ve bu asil görev Türklere nasip oldu.

Bu destanın isimsiz kahramanlarının arasından sıyrılıp canları pahasına ilk sancağı surlara dikmeyi başaran Ulubatlı Hasan ve arkadaşlarının yiğitliklerinden, ilkokul sıralarında okurken hangimiz duygulanmadık, etkilenmedik ki.
Çocukluğumun kahramanlarından biri Kubilay öğretmenken diğeri de Ulubatlı Hasan’dı. Bu genç insanların ve tarihimizde sayısız örneği bulunan benzerlerinin kendilerinden sonrakilerin daha iyi koşullara sahip olabilmeleri için inandıkları değerler uğruna, en değerli varlıklarını; canlarını tereddütsüz hediye etmelerinin arkasındaki yüceliği hayatım boyunca anlamaya, örnek almaya çalıştım.

Tarihimiz bu tür sayısız kahramanlık, fedakarlık ve yücelik örnekleriyle dolu.
Bunlardan birini; İstanbul’un Fethi’ni kutladığımız bu günlerde, atalarımızın anılarına gösterdiğimiz coşku, inanç, güven ve saygıyla hep birlikte bu kutlu tarihi anma etkinliklerine katılmalıyız.

29 Mayıs’lardı da, tıpkı 19 Mayıs’lardı olduğu gibi öyle bir milli birlik ve beraberlik duygusu yaşamalı ve yaşatmalıyız ki, herkes Türkler her türlü iç çekişmelerine rağmen, öz değerleri ve ataları söz konusu olunca yine yan yana durmayı başardılar desin.

Bizim gururla andığımız bu tarihin Batı dünyasındaki etkilerini de öte yandan mutlaka anlamaya çalışmalıyız.
Türkleri bir daha Anadolu’dan sökemeyeceklerini anlayan Batılılar, o gün bugündür, İstanbul’u ve beraberinde kesin olarak Anadolu’yu ellerinden kaçırdıkları bu tarihi emin olun bizim coşkumuza eşdeğer bir üzüntü, pişmanlık ve öfke ile hatırlıyorlar.

Fatih Sultan Mehmet’ten yüzlerce yıl önce; Hun İmparatoru Attila’nın, Batı ve Doğu Roma İmparatorluklarını kuşattığı yılları ve yüzlerce yıl sonra; Batılıların Türkleri Anadolu’dan geldikleri yere geri yollama emellerine karşılarına dikilen Mustafa Kemal’i ve bu büyük adamların Batılıların menfaatlerine verdikleri zararı mutlaka bir kez de onların gözünden anlamaya çalışmalıyız.

Emellerine ulaşmalarındaki en büyük engeli Türkler olarak algılayan Haçlı zihniyetinin, bugünkü davranışlarının arkasındaki gerekçenin, tarihte 1400 yıllık bir geçmişi olan ve hiçbir zaman ve hiçbir koşulda unutulmayacak bu kuyruk acıları ve Türklerin en zor zamanlarda bile bir çıkış yolu bulma konusundaki ezici üstünlüğü olduğunu bir an bile aklımızdan çıkarmamalıyız.

İçeride ve dışarıda yaşadığımız bu karmaşık süreç içerisinde birlik ve beraberlik konusunda yapacağımız en büyük hata, kültürümüzü oluşturan çeşitlilik içindeki unsurların kullanım haklarının, farklı alt kimlik grupları arasında paylaştırılmasına müsaade etmek olacaktır.

Selçuklu imparatoru Sultan Alparslan ne kadar atamızsa, Fatih Sultan Mehmet de o kadar atamızdır. Türklük, Osmanlılık, Müslümanlık, Anadoluluk, Ay yıldızlı bayrağımız, Türkçe, yüzünü çağdaş medeniyetlere dönmek, hoşgörülü olmak hepimizin ortak değerleridir.

Kim ne derse desin, bu değerlerin bir teki bile eksik olsa, biz biz olmaktan çıkar başka bir şey olurduk; tarih de başka türlü yazılırdı.
Türklerin son büyük devletinin sahipleri olarak geçmişimize ve değerlerimize her şeyiyle birlikte sahip çıkmalıyız.
Bu süreçte yapılacak en küçük bir hata, süreç içerisinde bizi öz değerlerimize yabancılaştırabilir ve çözümü çok zor tohumların ekilmesine yol açabilir.

Fatih Sultan Mehmet, 59 gün süren kuşatma esnasında Bizans İmparatorunun anlaşma karşılığında vergi vermeyi kabul edeceğini bildiren elçilerine şu cevabı verir; “Buradan gitmekliğim mümkün değildir.
Ya ben Bizans’ı alırım.
Ya da Bizans beni.
Türk milleti; “Ya İstiklal Ya Ölüm” der. Bizler gri tonları sevmeyiz, her şeyin açık, net, anlaşılır olmasını isteriz; ilişkilerde, sözlerde dürüstlük ararız; ak’a ak, kara’ya kara deriz. Düzenbazlığı, kaypaklığı, belirsizliği, renksizliği kabul etmeyiz.

Biz dün ne idiysek, kim idiysek bugün de oyuz.
Adımız Attila da olsa, Hasan da olsa, Kubilay da olsa, Mehmet de olsa, Mustafa da olsa, özümüz, değerlerimiz birdir.
Bakmayın bugünlerde sesimizin çıkmadığına, bir yere kaybolduğumuz yok; sabrımız, hoşgörümüz çoktur, gönlümüz geniştir; sükûtumuz ondandır.

Sınav günü geldiğinde geçmiş yeniden canlanacaktır, buna kimsenin şüphesi olmasın.
O gün gelinceye dek, öz değerlerimize, kahramanlarımıza, atalarımıza hep birlikte sahip çıkmalıyız. Atalarımızın ihtişamı ve Türk milletinin azametinin sembolü olan Ay yıldızlı al bayrağımızla yan yana sonsuza dek dalgalanacaktır.

Başta Türk Cihan Padişahı Fatih Sultan Mehmet olmak üzere, feth-i Mübin’in bütün mimarlarını rahmet, minnet ve şükranla yad ediyorum. Saygılarımla


Hasan ALPARSLAN

Araştırmacı Gazeteci- Yazar

29 Mayıs 2020

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Alparslan - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Mercek Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mercek Haber değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (530) 912 22 78
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?