SALTANATINA GÜVENME! EGONDAN KURTUL!

Yazıma başlamadan önce hikmet ve gazelin üstadı Sâdi Şirâzî’nın muhteşem bir sözüyle başlamak istiyorum.

“Bir çiçeğe fazla su verirsen çürür, insana gereğinden fazla değer verirsen kudurur.” 

İşte tam da bu noktada insanların egoları, ben merkezli ve olan davranış ve de tavırlarıyla ayrıca insanların sadece kendilerini düşündüklerini, hep birilerinin sırtına basmak istemeleri açıkçası toplumun her kesiminde ciddi manada huzursuzlukların başında yerini almaktadır. 

Her zaman kendilerinin bir şeyler bildiğini sanarak, başkalarını akılsız, köle ve birer ahmak olarak görüp kendilerini çok uyanık sanan, başkalarını toplumun her kesiminde sürekli olarak küçümseyen, aslında bir nevi egolarını tatmin etmek için başkalarını sürekli olarak ezip hakaret eden kendilerini bilmez karaktersiz insanlardır. 

İşte tam da burada bir konuya değinmek isterim. Bizler toplum olarak gereksiz, karaktersiz ayrıca siyasetin içinde olup yalan dolanla yaşamakta olan beş kuruş etmez boş insanlara özellikle de günümüzde siyaset yapmakta olan birçok ahmak siyasetçiye fazladan değer vermekle kendimize ve toplumumuza ne kadar kötülük yapmış olduğumuzu bir kez daha görmemiz gerekmektedir. 

Tam da bu konu üzerinden sizlere “Derviş ve Hükümdar” ile ilgili gerçek hayatta yaşanmış bir olayı paylaşmak isterim.

Bir derviş çöl kenarında oturmuş tefekkür ederken, yanından hükümdar geçti. Bu dünyanın endişe ve dertlerinden kurtulmuş olan derviş, ne kafasını kaldırdı, ne de ilgi gösterdi.

İktidarından müthiş gurur duyan hükümdar onun bu ilgisizliği karşısında öfkeden deliye döndü ve “Yamalı cübbeleriyle bu dervişler hayvanlardan farksız” dedi.

Hükümdarın veziri dervişin yanına gelip onu sorguya çekmeye başladı:

“Dünyanın büyük sultanı yanından geçti ve sen ne ayağa kalktın ne de önünde eğildin. Bu küstahlığın sebebi nedir?”

Derviş cevap verdi:

“Sultanınıza söyleyin, ondan mükâfat bekleyenlerin önünde eğilmesini beklesin. Ona söyleyin, idareciler halklarını korumak için vardır. İnsanlar idarecilere itaat etsin diye yaratılmamıştır. İdareci, fakir-fukaranın bekçisidir. Koyunlar çoban için var edilmemiştir, bilakis çoban koyunlara hizmet etmek için vardır. Çevrenize bir bakın. Bir kişi dertsiz-tasasız safa sürerken, diğerleri sıkıntıyla geçinmeye çalışıyor. Bir gün gelecek, aptalca düşüncelerle dolu beyinler toprakta çürüyüp gidecek. Kaderin karşı koyulmaz hükmü beyan edildiğinde, ortada ne efendi kalacak, ne de köle. Kabirleri açın da un ufak olmuş kemiklere bakın bakalım. Sonra da bana hangisinin zengine, hangisinin fakire ait olduğunu söyleyin.”

Hükümdar, dervişin bu sözlerini duyunca derinden etkilendi, utandı. 

Dervişe sordu:

“Ey derviş, dile benden ne dilersen!”

“Beni bir daha rahatsız etmemeni istiyorum.”

“Peki! Ama ne olur bana bir nasihatte bulun.”

“Servet senin elindeyken dikkat et. Çok geç olmadan şu hakikati anla: Servet ve saltanat kimsede kalmaz, elden ele dolaşır, bir kuş gibi daldan dala konar.”

Unutmayın!

Hikmet ve gazelin üstadı Sâdi Şirâzî şöyle der;

“Padişahken zulmedersen, padişahlıktan sonra dilenci olursun.”

Böbürlenmeyen ve egosu olmayan insanlardan olmanız dileğiyle…

Vesselam. 

“MEHMET KIZILKAYA”

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar MEHMET KIZILKAYA - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (530) 912 22 78
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?