GENÇLİĞİN DÜŞMANI DEİZM

Günümüzde gençliğin problemi ekonomi, hayat standardı veya iş dünyası değil, zihniyettir. İnsan yaşadığı metropol toplumların içinde kendi benliğini tanıyamamış mamafih insana saygı çizgisinden çok aşağılardadır. Yaradan’ını tanımak isteyen gençlik en doğru ve yalın bilgilere ne şekilde ulaşacağından emin olmamakla birlikte aracı mukabilinde insanı kendine muhatap tutmamaktadır. Sormalıyız ki neden ..? Dini ritüelleri esas alan bir uyanış, yani hurafelerden, sloganlardan, mezheplerden arındırılmış  dini gelişmeler gençliğin kafasını karıştırmakla beraber yaradan’ına karşı sorumluluklarını yerine getirmekten alıkoymakta olduğu kanısında gençlik. Birçok gençlerle istişareler sonucunda varılan üzücü ama gerçekleri mümkün olduğu kadar detaylı aktarmaya çalışacağım.

Belirli şuur ve anlayış düzeninden rahatsız olacak iç ve dış odakların nizami olarak hususi genç toplumları empoze edecek yeni akımlara teşvik ve sempati duyulması için büyük bütçeler ayırmaktadırlar. Bu bütçeler uzun ama netice alınacak büyük projelerden oluşmaktadır. Dış sömürü, yeni dünya düzeninde toplumlarda ekonomik ve kültürel olarak subliminal devam etmektedir.  İnsanların akıl yürütme ve yorumlama becerelerini kullanmaları engellenmektedir. Gençlerin büyük çoğunluğunu şemsiyesi altında toplayan sebepleri gözden geçirecek olursak keyfiyet, rahatlık, serbestilik, sorumluluk almama, zaruriyet gerektirmeyen v.b belli bir süre devamlılıkla varlığı anlamsız hale getirilen dinsel inanışları da olmazsa da olmasın kabul edilir. Bilinmesi gereken Hak bir olduğu gibi, halk da birdir. En iyisini kendi bilen gençlik oluşturulmaktadır ki araştırmayan, incelemeyen, yaşanmışlıkları muhakeme edemeyerek sadece bilimsel sonuçlar içeriğinde inanılırlığı olunacağı inancı verilmektedir. Semavi dinlerin insanlığın yararına getirildiği ve bu kainatta yalnız bizlerin yaşamadığını kabullenmeyen zihniyetler gençliği sömürebilmek babında sakinlikle, baharla, çiçekle, yeşillikle, sürekli pozitiflik cümleleriyle empoze ederek taraflarına kazandırarak yaradan’ın varlığına ve aracı gerektirmeyip kendilerinin emeksiz, zahmetsiz saklı cennetlerine girecekleri vaatleriyle yola çıkartmaktadırlar. 

Bilinmeli ki insanın dini, üslubu ve tertibi yine kendinedir lakin insanın ihtiyaç içinde olmasına rağmen başkalarını kendi nefsine tercih etmesiyle, yaradan’ı hakkında en doğru yola kavuşturacak elçiye sahip çıkmalıdır. İnsanların ruh ve şuur derinlikleriyle oynayan iç ve dış misyonların yegane hedefi toplumun kafasını karıştırarak ananelerinden ayrıştırıp bilahare sonu sonlanmayan ışık ideolojisiyle sürekli yaşamını etki edecek kitaplar, makaleler, söyleşilerle çabasızca arayışta bulunan zihniyetleri çıkmaz bir yola sokarak dinsizlikten ziyade yaradan’ını tanımamaya kadar gidecek iradeye sahip toplumlar oluşmasına destek vermektedirler.  Toplumlar da gençlerin zamane zaafı kayıtsızlık ve hırs olup, zaafı ve hırsı kırmak için vermek ve sevilen şeylerden az veya çok vermek gerekir. Burada mühim olanı verilenin bizi ne ölçüde fedakarlığa zorladığıdır. Bu sebeptendir ki, imkanları yetersiz olanın verdiği, imkanları bol olandan verdiğinden daha üstün olabilir. Topluma maal olmuş büyük kamu kurumları ve STK’lar gözle görülür şekilde artan bu yeni akıma müdahale etmekte geç kalmamalıdır. 

Elbet insanlar, Yaradan’ının huzurunda kendi yaptıklarının hesabını kendileri vereceklerdir. Yalnız buna sebebiyet verenlerde bundan olumlu veya olumsuz istifade edemeyecekler mi..? kendimize bunu sormalıyız evvela… Madde ve akıl, ruh ve beden kelimelerinin iç dünyasının olduğuna kanaat edebilecek zihniyetler oluşturulmalıdır ki, başka hiçbir faninin mazhar olamadığı uhrevi iradeye ulaşabilsinler. Sürekli ‘’neleri bilebiliriz.?’’, ‘’neyi yapmalıyız.?’’  şeklinde telkinde bulunan gençliğimize yaradanımızın buyruklarına uymayı hakkaniyet bazında metafizik spekülasyonlar yerine pratik ve pragmatik bir tavır izlenmelidir. Mamafih yaratılış dinine, hayat gerçeğine ters düşmeyerek, onlarla çatışmaya girmeyerek inancının sergilediği o güzel ahlak anlayışının önemliliğine varmaktır…!


Araştırmacı Yazar, Tarihçi

Volkan Yaşar Berber

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar VOLKAN YAŞAR BERBER - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Mercek Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mercek Haber değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (530) 912 22 78
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?