DÜNÜ YİTİRDİK, YARINA ÇOK VAR, SERMAYEMİZ BUGÜN…

Zaman su gibi akıp gidiyor. Geçen her saniye, her salise özümüzden, ömrümüzden bir parça alıp götürüyor. Kaybedilen zaman, nefes-nefes ömür sermayemizi tüketiyor. Dirhem-dirhem bedenimizden eksiltiyor...

Derken gün be gün gücümüzü kuvvetimizi yitiriyoruz. Dişlerimiz birer birer dökülüyor, gözlerimizin feri kayboluyor, kulaklarımız ağırlaşıyor, dizlerimizin bağı çözülüyor, belimiz bükülüyor, yediğimizden tat alamaz duruma geliyoruz. Beynimiz küçülüyor, hafızamız zayıflıyor, zekamız uçuşuyor, aklımızda med cezirler oluşuyor, elden-ayaktan düşüyoruz… Hülasa; zaman; tümüyle sağlımızı, gençliğimizi elimizden alıp, bir daha geri getirmemek üzere götürüyor…

Çocukken oyun zan ettiğimiz, gençken tozpembe gördüğümüz, olgun yaşta kendimizi güçlü ve yenilmez gördüğümüz şu fani dünya da, misafir olduğumuzu aklımıza getirmeyiz/getirmek istemeyiz. Her gün çevremizden, arkadaşlarımızdan, akrabalarımızdan bir veya bir kaçını şu veya bu sebepten dolayı kaybettiğimiz halde, ölümün bir gün bizim kapımızı çalacağını düşünmek istemeyiz. Amma biz onu hatırlamasak da, o bizi unutmaz. Dünyada iki şeyin ilacı yoktur; İhtiyarlık ve Ölümün…. Ölüm, gence- yaşlıya da bakmaz. Her lahza Ölüm şerbetini, “Âlâ külli hâl” içmeye namzetiz. Hal böyle iken niçin asıl mekanımız olan, ebedi istirahatgahimiz için azıklar hazırlamıyoruz,?...

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) bir hadisinde: “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya, yarın ölecekmiş gibi ahrete çalışınız” diyor. İnsan, genç iken ektiğini ihtiyarlığında biçer. Dünyada hazırladığı uhrevi azığını ahrette yer. Genç iken anne babaya saygı gösterilmiş ise, yaşlılıkta çocuklarından saygı görür. Ahrette de mükâfatını alır. Genç iken yaşlılara hürmet edilmiş ise, yaşlılığında hürmet görür.
Bu kişi, dünyada iken değerini yitirmez, Allah’ın hoşnutluğuna mazhar olur…

Bu gün yine zarardayım, Bir günüm daha gitti
Benim için yarın yoktur, Dün ise çoktan bitti
Günler- geceler gencecik, Bedenimi eskitti
Buz kesilen yüreğimi, Dost sevgisi eritti…

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) ayrıca; Allah’ın bize bahşettiği kıymetli zamanımızı ziyan etmeden önce bizleri şöyle uyarmaktadır;

Beş şey gelmeden önce beş şeyin kıymetini biliniz:

1) Hastalık gelmeden; sıhhatin,
2) Fakirlik gelmeden; zenginliğin,
3) Meşguliyet gelmeden; boş vaktinizin,
4) Yaşlılık gelmeden; gençliğin,
5) Ölüm gelmeden; dünya hayatının….

Efendimiz (s.a.v.) zamanımızın her anının çok değerli olduğunu ve onu çok iyi kullanmamız gerektiğini bizlere tavsiye etmektedir. Bu dünyada zaman bize yeterli gelmezken, belki de Ahirette çok hızlı geçmesini istediğimiz tek şey, zaman olacaktır. Rabbim bizleri zamandan şikayetçi olanlardan eylemesin…

Hülasa; “Ne idim?” dememeli, “Ne olacağım?” demeli insan. Her geçen gün ömür sermayemizi tüketiyoruz. Durup tefekkür edelim ve kendimize soralım: “Bu gün Allah rızası için ne yaptık?...”

Hamdullah IŞIK

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamdullah IŞIK - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (530) 912 22 78
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?