KANAL İSTANBUL’U DA İSTEMİYORLAR... İSTESELERDİ, ŞAŞIRIRDIK!

Kanal İstanbul'u istemiyorlar… İstemeyenlerin kim oldukları bilindiği için, şaşırtıcı bir durum değil bu. Neden istemedikleri konusunda kafa yormak da gereksiz, çünkü sadece istemiyorlar.

Kanal İstanbul karşıtlığı konusunda bayrağı eline almış gözüken İBB Başkanı İmamoğlu'nun çıkışları, Türkiye'nin bu adımı atmasını istemeyenlerin sözcülüğüne soyunduğunu düşündürür mahiyette. 'Kanal İstanbul'a karşı hızlı bir kampanya başlattı! Tıpkı İngiliz ve İspanyollar gibi.

İngilizlerin karşı çıkışını anlarım. Çünkü boğazlardan geçen gemilerden Türkiye değil, onlar para alıyor... Ama İmamoğlu'nu anlayamam! İngilizlere kıyak mı çekiyor? Montrö yabancı gemilere bayrak ve yükleri ne olursa olsun işlem görmeden Boğazlar'dan geçme hakkı veriyor. Hem de para ödemeden. Kanal İstanbul bu denetimsizliği bitireceği için önemli. Yılda da 6 milyar dolar kazandıracak! İmamoğlu buna mı karşı? Adama göre proje İstanbul için cinayetmiş, proje İstanbul'u bitirecekmiş falan filan... Sözleri deli saçması bile değil. Uşak gerçek niyetini gizliyor, milleti depremle korkutuyor!

'Kanal İstanbul'u İngilizler ve İspanyollar istemiyor' diyemiyor tabii! İspanyollar, Türkler'in tarımla uğraşmasından yana. Bay Ekrem ise deprem yalanıyla milleti projeye karşı kışkırtmaya çalışıyor. Sorsan İstanbulluyu düşünüyor. Güya çevreci... Çevreyi düşünen adam villalarının yanındaki yeşil alanı satar mıydı? Depremde ise tatile gitmezdi. Konuyla ilgili olarak 2012'den beri yapılan oldukça detaylı çalışmaları görmezden gelen ve Kanal İstanbul'u karalamaya çalışan İBB Başkanı, mensup olduğu zihniyetin sözcülüğünden öte bir şeyler yapmaya çalışıyor yani.

Cumhurbaşkanımızın: "Böylesine stratejik önemde projeyi engellemek için her yolu deniyorlar. Biz kimlere hangi mesajların verilmek istendiğini gayet iyi biliyoruz. Birileri başlarını okşayacak efendilerine diyet borcu ödeyecek diye bu projeyi biz rafa kaldırmayız. Dün olduğu gibi bugün de CHP'nin takoz siyasetine boyun eğmeyiz" şeklindeki sözleri, konunun derinliğine ve tabii İBB Başkanı'nın şiddetli gayretine de ışık tutuyor. 'İstemezük' zihniyetine sahip olanların vaktiyle Boğaz'a ilk köprüyü yaptırmamak için ne kadar gayret ettiklerini, yaşları uygun olanlar hatırlar. 1969'daki tartışmalarda 'Boğaz'a köprü gerekmez, Zap Suyu'na yapalım' sloganı öne çıkmış olsa da, kampanyaya en büyük desteği veren gazete patronunun başka hesaplar peşinde olduğu da hatırlardadır. Çeşitli sebeplerle karşı çıkanlar arasında, trafiğe çare olarak düşünülen boğaz köprüsünün trafiği artıracağı ve başka köprülere de gerek duyulacağını söyleyenler olması, meselenin belki de en ironik yanıydı. İlerici, çağdaş ve modern geçinenler; üreten ve gelişen değil, yerinde sayan bir Türkiye'den yana idiler…

Bu açıdan bakıldığında, Boğaz'a yapılan köprüler, Marmaray, Avrasya Tüneli, Osmangazi Köprüsü, İstanbul Havalimanı ve başka birçok büyük projenin yapımına karşı çıkanların, Kanal İstanbul'a da karşı çıkmaları normal bir durum. Stratejik önem… İtirazcılar, her ne kadar çevre, tarih, su kaynakları, deprem, rant ve benzeri bahanelere sarılıyor olsalar da, esas meselenin hücrelerine kadar işlemiş 'Türkiye için faydalı olanı istememe alışkanlığı' olduğu, çok açık.

2011'den beri Türkiye'nin gündeminde olan ve akla gelebilecek hemen bütün sahalarda araştırmalar ve çalışmalar yapılarak, hakkında şimdilik yaklaşık 13 bin sahifelik bir raporlar külliyatı oluşturulmuş büyük bir proje, Kanal İstanbul. Karadeniz'le Marmara'yı birbirine bağlayacak 45 kilometre uzunluğunda, 275 metre eninde ve 21 metre derinliğinde bir suyolunu gerçekleştirmeyi planlayanların, projenin fayda ve mahzurları ile ilgili gerekli bütün çalışmaları yaptıklarını ve yapmayı sürdürdüklerini, itirazcılar da biliyorlar aslında.

Mesele sadece muhalefet etmek olduğu için de, olumlu tek bir yönünü bile görmeyip, milletimizin kafasını karıştırabileceğini umdukları her yalanı savuranlar, Marmara'yı kirletebileceği, İstanbul'un su kaynaklarına zarar vereceği, deprem konusunda sıkıntı oluşturacağı gibi yalanlarına, Marmara'da adalar oluşturulacağı gibisinden başka yalanları ilave etmekte de adeta birbirleriyle yarışıyorlar.

Karadeniz'le Marmara'yı birleştirecek kanalın stratejik yönleri de olması ve içimizden bazılarının bu konuda dış mihraklarla beraber hareket etmeleri, işin ön önemli yönlerinden. Kanal İstanbul'u isteselerdi hakikaten şaşırtacak olanları, avantajları konusunda ikna etmek zor bir mesele. Ancak, milletimizin kafasını karıştırmalarına mani olmak, hepimizin vazifesi…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Alparslan - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Mercek Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mercek Haber değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (530) 912 22 78
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?