TARİH’TE İNSAN TÜCCARLIĞI

Tarih boyunca insan ticareti birçok milletlerde çok kazançlı olmuştur. Güçlü devletler zayıf milletleri sömürebilme babında yalnızca yeraltı, yerüstü  kaynakları dışında insanlarını da sömürgeleştirerek ticaretini başlatmıştır. İnsan hayatının bütün hikayesidir tarih, insanlığın başarıları yanında yanlışlarınıda bizlere ispatlar ki kanunlarını, sanatlarını, dinlerini, icadlarını, keşiflerinide neşr eder ve ettirir.

Batılı devletlerce en fazla rağbet görülen insan ticareti tarihte bir çok kez rastlarız ki bunlardan biri İnsan tüccarlığıyla zamane meşhur  Hessen-Kessel kontu İkinci Friedrih idi. Hatta kendi memleketi Almanya dan dahi İngiltereye 1775 senesinde 12.800 kişiyi askerlik işlerinde kullanılmak üzere kelle başı 300 marka satmıştı.
1782 senesine kadar 6.600 kişi daha satılık insan göndermiş idi.

Satış sonrası gemilerle veser nehri üzerinden sevkedilen insanlar Prusya hudutları dahilinden geçerken Büyük Friedrih sığır tarifesi üzerinden transit gümrük bedeli alınmıştır. Almanya nın zamane 400.000 nüfusu olduğuna göre hükümdar nüfusunun yirmide birini bedelli satmış olmaktaydı. Friedrih’in ölümüyle bilinen 170 milyon mark miras bıraktığı bilinmekteydi.


Meşhur  İngiliz iktisatçısı Vilyam Peti, bir insanın kıymetini 8.664 mark olarak hesab ettiği kaynaklarca da sabittir. İnsan kiralamak dahi o kadar olağan yapılıyordu ki İngiltere Kralı Üçüncü Jorc Fransa’ya karşı Hanover hükümeti ordusunu kiralamıştı ki; Mukaveleye göre bir ölü asker veya üç yaralı asker için piyadeye 84 mark, süvaride 33 mark bedel ödenilecek olup mamafih bir ölü veya üç yaralı beygirin bedeli 270 marktı. Asker toplayıcılar Prusya hükümeti hudutlarının dışında da faaliyetlerde bulununca K. J. Veber isminde bir muharirir ve alim Nürnberg’te ilahiyat tahsil eden ve muallimlik yapan yeğeninin yolda giderken Prusyalı asker toplayıcıları tarafından zorla yakalanıp bağlandığını ve Postdam’a götürülür ki kaçırılma sebebi oğlanın 1.90 boyunda olmasıymış. Komşu hükümetler bunun gibi vakalarda Hessel-Kassel’de gibi hükümetler yakaladıkları bir çok asker toplayıcısı Prusya zabitlerini infaz etmişlerdir.


              Amerika Birleşik Devletlerinin tarihinde dünyanın her tarafından gelmiş acayip kılıklı ve değişik yüzleriyle binlerce Afrikalı, Uzakdoğulular zorla kaçırılmış boyun ve ayakları prangalarla kıtaya gemilerle getirilerek yüzyıllarca ticareti yapılagelmiştir. Bir çoğu aristokratların çiftliklerinde hiç uğruna işkenceyle infaz edilmişti. Amerika kıtasında zamane 4.500.000 esir olduğu tahmin edilmekte idi ki 1872’de Brezilya İmparatorluğu’ nda 9.700.000 hür vatandaşa karşılık 1.477.000 esir olduğu kaynaklarca sabittir.   Batılı Devletlerce özellikle Fransa, İngiltere, İspanya ve İtalya vb. sömürgeci devletler Afrika kıtasında uzun bir süre insan ticaretinin öncüsü olmuşlardır.


Afrikalılarında elbet insan ticareti yapmadığı söylenemez, garip ama gerçektir ki yakın tarih 13 Aralık 1964 tarihinde Hollandalı bir rahip, Kongolu asilerin 6 Belçikalıyı bıçakla boğazlayarak parçalara ayırıp etlerini yediklerin cesetlerini de sattıklarını belirtmişti bunun yanı sıra peşi sıra 14 Aralık 1964 tarihinde İngiliz Devlet Bakanı George Thomson, Avam kamarasında, Afrika’da şimdiye kadar resmi rakamlarca 20.000 yerlinin öldürüldüğünü açıklamıştı. Elbet Hıristiyan mezheplerinin Afrika kıtasında yayılmasının neticeleri insanlarını esir ederek, öldürerek, köleleştirerek veya işkencelerle sağlamaktaydı ki Hristiyan dininin emperyalist baskısı sevilmemektedir. 


              Osmanlı Devletinde de insan ticareti zaman zaman zaruri hallerde yapılabiliyordu. Teke sancakbeyi Şehzade Korkut Rodos’tan her sene Türk esiri satın alarak azadederdi. Şehzade Korkut’un kapıcıbaşısı 1510 senesinde Rodos’a gelerek 100 Türk esirini satın alarak kiralık tekneyle Antalya’ya göndermişti ki bunun hikayesi bambaşka idi. Ve lakin Sultan Abdülmecid Han Hazretleri (1839-1861), birçok ferman ve Hatt-ı Hümayün yayınlatarak Osmanlı sınırlarındaki tüm beldelere esir ticaretini yasaklattırmıştı.


Zenci ticaretinin yasak edilmesi ile, bu ticarete kalkanların cezalandırılması hakkında cemaziyelahır 1273 tarihli padişah emrince.. ‘’Sen ki, vezirimsin, fermanım eline geldikte keyfiyet ilan olunarak dirayetin, metanetin ve zat-ı  hamiyetin gereğince ilan tarihinden itibaren idaren altında bulunan mahallerden hiçbir tarafa zenci esirler salıverilmemesi ve bu yasağın Mısır’da dahi tamamen icrası hususuna ihtimama eyleyesin…’ Sonrasında Sultan Abdülaziz Han Hazretleri (1861-1876) bu kararnameyi devam ettirmişse de elbet alttan alttan insan ticareti yapılmıyor değildi. Esirlik ilgası XIX. Yüzyılın başlarında İngiltere ve Fransa’nın öncülüğünde dünyada rağbet görerek bilinmelidir ki zamane esirliği ilk ilga eden ülkeler arasında Türkiye vardır. Her nesil, yaptığı iyi ve kötü işlerin elbet karşılığını görecektir. Hiçbir insan köleliği hak etmediği gibi hayatını özgürce yaşayabilmelidir.

Araştırmacı Yazar
Volkan Yaşar Berber

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar VOLKAN YAŞAR BERBER - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (530) 912 22 78
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?