OSMANLI’NIN ARDINAN ORTADOĞU’YA EKİLEN TERÖR TOHUMLARI.

Osmanlı sonrasında Emperyalistlerce, sınırların tamamen masa başında ve cetvelle çizilmiş olmasıydı. Sınırlar herhangi bir etnik temel gözetilerek değil, sadece Fransa, İngiltere ve İsrail’in çıkarlarının ön gördüğü sömürücü düzene uygun bir şekilde belirlendiler. Bu yapay sınırlarla hedeflenen ikinci önemli husus ise yeni oluşturulan devletlerin siyasi istikrarı sağlayamayacak bir düzene göre şekillendirilmesiydi.

Çünkü birliğini kurmuş, siyasi istikrarını sağlamış ve ekonomik refaha kavuşmuş bir devletin İngiliz, Fransa ve İsrail’in çıkarlarına uymayacağı açıktı. Asıl amaç bu ülkelerde sürekli iç çatışmaların, savaşların, istikrasızlığın süregelmesi, Ortadoğu’nun kolay yönlendirilebilecek bir bölge halini almasıydı. Kısacası oluşturulan mozaik barışa ve bir arada yaşamaya değil, çatışmaya ve savaşa uygun olarak hazırlandı. Nitekim Siyonizm, bir devlet haline gelip İsrail’e dönüştükten sora, bu mozaiği kullanarak, Arap devletleri arasındaki çatışmaları ya da devletler içindeki iç savaşları körükleme imkânı elde edecekti.

Suriye’deki Fransız yönetimi, ülkede azınlık durumunda olan Alevileri Sünnilere karşı hedef haline getirerek kayırdı ve bu gün hale sürmekte olan azınlık iktidarına zemin hazırladı. Bu politika, Suriye’de halen günümüzde dahi sürmekte olan kalıcı Alevi-Sünni çatışmasının tohumlarını da attı. Orta doğuda bir yüz yıldır devam eden, özellikle de İsrail’in kurulmasından bu yana şiddetlenen karmaşanın nedeni, işte bu Osmanlı sonrası düzenlemeydi.

Osmanlı sonrası oluşan ‘’otorite’’boşluğu Batılı güçler tarafından hiçbir zaman doldurulamadı. Fransa ve İngiltere Ortadoğu’ya istikrar değil, bitmeyen iç çatışmalar ve savaşlar, dinmeyen gözyaşı ve kan getirdiler. İngiltere’nin koruyucu kanatları altında gelişen Siyonizm, kısa sürede bölgenin geneline yönelik bir tehdit haline geldi. Osmanlı sonrasında Ortadoğu’da kalıcı bir düzen ve istikrarın oluşturulmamasının nedeni, sömürgecilerin bunu yapabilecek bir güce sahip olmamaları değil, bunu yapmak için gerekli olan stratejik anlayışı ret etmeleriydi. Osmanlı, idaresi altındaki bölgelere ‘’NİZAM’’ götürmeyi ilahi görev sayan bir anlayışla yönetiyordu.

Sömürgeciler ise sadece acımasızca kendi menfaatlerini gözettiler ve bu menfaatler düzensizlik gerektiğinde kargaşayla kaos ve düzensizlik meydana getirdiler. Balkanlar da ve Ortadoğu da söz konusu olan bu durumun yakın tarihi incelendiğinde, bölgesel farklıklarla birlikte, Kafkasya ve Orta Asya içinde geçerli olduğu görülecektir. Tıpkı Balkanlar ve Orta Asya da olduğu gibi, Osmanlı hinterlandı içinde yer alan Kafkasya ve Orta Asya olmak üzere tüm dünya yeni bir Osmanlı’ya muhtaçtır. Bu tarihsel sorumluluğu yerine getirmeye layık tek ülke Osmanlı İmparatorluğunun mirasçısı olan Türkiye cumhuriyeti devletidir.

Saygılarımla.

Hasan ALPARSLAN

Araştırmacı Gazeteci- Yazar

13 Kasım 2019

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Alparslan - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (530) 912 22 78
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?