Dostum Mehmet Derviş Çanbekli’nin ardından...!

Anadolu’nun güzide şehirlerimizden biri olan Şanlıurfa’nın sıcakkanlı ve güzel insanlarından biri olan gazeteci Mehmet Derviş Canbekli ile yolumuzun kesiştiği 2008 yılında, henüz toy bir gazeteci-yazardım.

O dönem, ETK Genel Müdürü, yazar Mustafa Özbay, eğitimci- gazeteci Ayhan Yağız ile birlikte yürüttüğümüz ve yine o dönem internet üzerinde yayın yapan ‘avamhaber’ sitesi ailesine katılmak için bizimle iletişime geçmesiyle başladı birlikteliğimiz.

2008 yılında başlayan birlikteliğimiz iş arkadaşlığından, ilerleyen dönemlerde yıllarca sürecek ‘dostluğa’ dönüştü.

Canbekli, ‘avamhaber’ ekibine bir süre sonra bölgesel yayın yapacak olan bir gazete çıkarma ve bu gazetede birlikte olma teklifi getirince severek kabul ettik. Yıllar önce Şanlıurfa’da gazete çıkaran, bu meslekte tecrübesi ve birikimi olan değerli çalışma arkadaşımızla bu alanda güzel işler yapma hayaliyle yola çıktık.

Uluslar arası Gazeteciler ve Yazarlar Cemiyeti (UYGAD) Kurucular Kurulu Başkanı ve Onursal Başkanı, Mercek Haber Gazetesi İmtiyaz Sahibi, ‘sarı basın kart sahibi ‘ Gazeteci- Yazar Mehmet Derviş Canbekli gazetecilik mesleğinin değerli bir emekçisiydi.

Geçmiş yıllarda ulusal medyada farklı pozisyonlarda görevlerde bulunan Canbekli ile ben denizi bir araya getiren ve on yılı aşkın süredir yaşadığımız onca sıkıntıya rağmen bugünlere gelen beraberliğimizi, ‘gazeteciliği’ amatör ruhla yapma anlayışımızda saklı olduğunu düşünüyorum.

Memleketimize ve milletimize faydalı olmak, Allah rızasını kazanacak güzel işlere imza atmak ortak gayemizdi. Karınca, kararında memleketimizin 2002 yolundan itibaren Erdoğan liderliğinde başlatılan kalkınma ve süper güç olma idealine giden yolda bir tuğla koymak, bu yolda bir kaldırım taşı olmaktı gayemiz!

Bunda umduğumuz, hayal ettiğimiz başarıyı elde ettiğimizi söyleyemem, lakin bu yolda gücümüz yettiğince bir şeyler yapmaya gayret ettiğimizi gönül rahatlığıyla ifade edebilirim.

Yazı yazarken, haber yaparken insanların duymak istediklerini değil, doğru bildiklerimizi, hakikatleri gündeme getirmeye gayret gösterdik. Kalemini üç kuruşu satanlardan olmamaya özen gösterdik!

Kısıtlı imkānlarla; çoğunlukla da cebimizden harcayarak gazetemizi çıkarmaya çalıştık. İnternet üzerinde yayın yapan haber sitemizin yayını sürdürmek de çok meşakkatli olmuştur.

Bunca  imkānsızlığa rağmen bugüne kadar gelebilmemiz üste belirttiğim, her zaman “ amatör” ruha ve hizmet aşkına borçluyduk kanımca. Zira yerel gazete çıkarıp ayakta durmak çok zor bir iştir.

Mehmet Derviş Canbekli, içten, samimi, imanlı ve temiz yürekli tipik bir Anadolu evladı! Her ‘iyi’ insan kadar onun da hataları vardı elbette. Ancak ondaki güzellikler hatalarını örtebiliyordu.

Birçok ‘gazeteci’, onun çevresinden faydalanarak çevre yaptı, para kazandı. Dost görünüp onun sağladığı ortamdan ve çevresinden nemalandı. İyi niyeti birçok kez suistimal edildi. 

Kendisini üzenlere dahi kimselere küsmezdi. Kırılırdı, alınırdı ama kırmamaya özen gösterirdi. En zor zamanlarda bile ümitli olmasa da ümitsizliğini asla belli etmezdi. Şartlar ve vaziyet ne kadar kötü olursa olsun, o mutlaka ‘aslında hiç var olmayan’ iyi bir nokta bulur, bize moral vermeye gayret ederdi. Onun hayatında ‘umutsuzluk’ yoktu! En zor dönemlerinde bile kendini salmazdı. Çok sevdiği gazetecilik mesleğini ayakta durabildiği, gücü elverdiği ana kadar sürdürdü.

Özel hayatında olduğu gibi meslek hayatında da büyük zorluklar, sıkıntılı dönemler geçiren Mehmet Derviş Canbekli için çok daha zor bir süreç başlamıştı.

Uzun süre devam eden öksürüğün sigaradan olduğunu düşünerek doktora gitmedi. Lakin öksürüğün dışında başka belirtilerin de ortaya çıkmasıyla hastanenin yolunu tuttu.

Yıl 2017’nin son günleriydi.

Yapılan tetkik ve araştırmalar sonucu maalesef korktuğumuz haberi almıştık. Mehmet, çağımızın en korkulan hastalığı olan ‘kansere’ yakalanmıştı!

Ayhan Yağız ile beraber kendisini hastanede ziyaret ettiğimizde kendi ağzından hafif bir tebessümle ‘kanserim baboo’ deyişi hiç aklımdan çıkmadı. Grip oldum der gibi…

Biz yıkılmıştık!

On yıllık birlikteliğimiz, yaptıklarımız, yapamadıklarımız, üzüntülerimiz, sevinçlerimiz, zorluklarımız, ümitsizliklerimiz gözlerimin önünden süratle geçti…

Bizim halet-i ruhiyemiz karşısında onun dik duruşu, sabırlı ve vakur duruşu inanılmazdı. Bir yandan hayran kalmış, diğer yandan anlam verememiştim bu tutuma. Amansız hastalığını kabullenmiş gibiydi. Ya da bize öyle görünüyordu. Birçok kez bu durumu kendisine sormama rağmen hep aynı vakarlı duruşla karşılaştım. Ölmekten değil, acı çekmekten korktuğunu birçok kez ifade etmişti.

Evet o ölmekten değil, acı çekmekten korkuyordu!

“Her nefis ölümü tadacaktır.” Hakikatine iman etmişti bir mümindi Mehmet Derviş Canbekli.

 İlerleyen zamanlarda Marmara Hastanesi’nde bazı tetkikler için bulunduğumuz bir sırada karşılaştığımız tanıdık bir hemşire hanımın kendisine rahatsızlığını sorduğunda, kabullenmiş bir ses tonuyla “kanserim” deyişi başta hemşire hanım olmak üzere bizleri de derinden etkilemişti.

Kendimizi onun yerine koyup düşündük…!

Onun gibi ferasetli olamayacağımıza kanaat getirdik. Onun kadar sabırlı, dirayetli olamazdık. Bu her insanın yapabileceği bir şey değildi. Kansere yakalandığı tarihten bu yana yaklaşık 2 yıl geçmişti. Bir taraftan kemoterapi ve radyoterapi görüyordu; diğer yandan da o çok sevdiği “Mercekhaber Gazetesi’nin “ basımı için koşuşturuyordu. Özellikle kemoterapi ve radyoterapi gördüğü dönemlerde bağışıklık sistemi oldukça düşmüştü ama o buna rağmen toplantılara ve davetler gitmekten vazgeçmedi. Kendisine sağlığını öncelemesi gerektiğini hatırlattığımda ise haber beklemez, sonuna kadar devam derdi.

“Hastalığımı kabullendim ancak hastalığın beni yatağa düşürmesine müsaade etmemeye gayret göstereceğim. Asıl çalışmasam biterim” ifadeleri azmi ve dirayetinin söze dökülmüş haliydi adeta.

Dostumun durumuna üzülür, üzüldüğümü anlardı. Amansız hastalığa yakalanan kendisi değilmiş gibi üzülmemem için bana teselli olmaya çalışırdı. Onun bu süreçteki bu sağlam iradesi benim için inanılmaz bir deneyim oldu.

Eğer kanseri biri yenecekse o da Mehmet Derviş Canbekli olmalıydı!

Eğer kanseri yenmede moral ve motivasyon, beslenme, çaba etken ise dostum bu illeti yenmesi gerekir diye düşünüyordum.

Maalesef kanserin panzehiri iddia edildiği gibi ‘moral’ olmadığını bu acı deneyimle öğrenmiş oldum. Zira Mehmet Derviş Canbekli elinden geleni yaptı. Şifa için Küba’ya gitti. Gerçi Küba olayı kelimenin tam anlamıyla fiyaskoydu. Yapılan teknik hatalar ve buradan açıklamak istemediğim bazı başka ihmaller ve yanlışlar nedeniyle Küba’ya gidilip tedavi göremeden geri dönülmek zorunda kalındı. İkinci defa gitmek için yaptığı başvurunun yanıtı gelmeden ümidimizin yerle yeksan olmasına neden olan ve umutlarımızı bitiren gelişme yaşandı.

Dostum, 17 Ocak Perşembe gecesi fenalaştı. Ağrıları ve hastalığın verdiği belirtiler artınca tekrar hastanenin yolunu tuttu. Yapılan tektiler sonucu aldığımız bilgiler bize ikinci bir şok yaşattı. Maalesef kanser hücreleri yayılmıştı!

Kansere yakalandığını ilk duyduğunda dirayetini korumayı başaran Mehmet Derviş Canbekli, bu haberle adeta yıkılmıştı! Bu durumu belli etmemeye gayret etse de içinde kopan fırtınaları görebiliyordum. Onca mücadeleye rağmen olumsuz bir sonuç elde edilmesi onunda ümitlerini kırmıştı.

Bana dönerek “ Galiba ben yolcuyum babooo!” sözleri döküldü dudaklardan titrek bir sesle!

Hayatımda birçok sevdiğim insanın hastalığına ve ölümüne üzülmüşümdür. Ağladığım vaka çok azdır. Babamın vefatı ve annemin hastalığı gözyaşı döktüğüm az vakalardandır. “ Galiba ben yolcuyum babooo!” demesiyle gözlerim doldu ve gözyaşlarım yanaklarımdan aşağıya doğru süzülürken, dostumun da ağladığımı gördüm. Onu ilk defa ağlarken görüyordum. O güçlü, iradesi sağlam, dirayetli adamdan hiçbir eser kalmamıştı. Dostum öleceğinden çok benim ağlamama üzülmüştü halbuki!

“Kıyamam sana baboo” ağlama diyordu bana kısık sesiyle…

İtiraf etmeliyim ki başlarda hastalığı yenebileceğine olan ümidim çok düşüktü. Ancak 2 yıllık süreçte gösterdiği direnç ve yaptığı mücadeleyi gördükten sonra iyileşeceğine dair umudum artmıştı. Yaşama azmi, morali inancımı artıran en önemli etkenler olmuştu.

Allah cc yaşamayı murat etmişse yaşayacaktır hasta. Ölümünü murat etmişse her şey nafileymiş!!!

Ki ilerleyen süreçten yeniden Küba’ya gitmeyi başardı ise de aşı ona derman olamadı maalesef!

Bir gün seninle ilgili böyle bir yazı yazacağım hiç aklıma gelmezdi. Yazdığım en zor yazı oldu! Keşke bu yazıyı yazmak zorunda kalmasaydım…Keşke hala aramızda olsaydın.

Mercekhaber Gazetesi’ni yetim bıraktın ve gittin…

Çıktığın bu yolda Allah cc senin yoldaşın olsun. Allah’a emanet ol güzel insan.

Seni çok özleyeceğim!

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet ZENGİN - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

04

Naim İsa Okudan - DOSTLARIN ÖLÜMÜ

Acıların en derini olsa gerek bir dostun ölümü. Ancak inanmış bir yürek bilir ki ölüm bir son değil yeni ve ebedi bir başlangıçtır. Anlattıklarından anlaşılıyor ki rahmetli iyi bir insandır. Iyilerin mekanı Allah katında cennettir. Allah onu cennetine kabul etsin. Bütün dostları bu dünyada olduğu gibi ebedî hayatta da bir ve beraber kılsın. Dotum, acını paylaşıyor rahmetlinin tüm sevenlerine baş sağlığı diliyorum. İnna lillahi ve inna ileyhi raciun.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 17 Ağustos 16:28
03

Muhammet Kar - Rabbim Rahmet eylesin.

O yoğunluk da bizimlede dernekte koştururdu.

Insan ağlamamak için kendini tutmamalı bırakın alsın sıcak gözyaşı.Degmezmi Mehmet abi için.Allah ailesine ve biz sevenlerine sabır versin Başımız Sağolsun.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 11 Ağustos 20:05
02

Müslüm Aktürk - Biz de özleyeceğiz Mehmet hocam. Yaşadıklarımızı hatırladıkça onu hayatla mücadelenin hep ortasında görüyorum. Birlikte neşelendiğimiz, hüzünlendiğimiz günler oldu. Dediğin gibi hiçbir zaman ümidini kaybetmedi, başarmak için hep azmederdi. Çok üzgünüz.. Rabbim, çektiği sıkıntıları kefaret olarak kabul etsin. Mekanı Cennet olsun...

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 11 Ağustos 16:29
01

Ayhan yağız - Boğazım düğümlendi .

Yıkımdık be ...

Allah yoldaşı olsun.

O İYİ İNSANLAR GÜZEL ATLARA BİNİP GİTTİLER

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 11 Ağustos 08:38

İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (530) 912 22 78
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?