"Makamları İşgal Eden Küçük Insanlar..!.."

Makamları İşgal Eden Küçük Insanlar..!.."

Bulundukları makamın adamı olmayan, o makamı dolduramayan bir takım tipler ortaya çıkıyor. Ortalıkta pek çok adam olmayan adam dolaşıyor... Bu tarife uygun insanlar tabi ki sadece günümüzde ortaya çıkmış değil... Yüzyıllar öncesinden beri örneklerini görmek mümkün... Belki günümüzde bunların sayıları arttı...
Bu bakımdan tahsil ne kadar önemli ise adam olmak çok daha önemli. İnsanı insan yapan unsurlar etiketten önde geliyor...
Yapılan işte Allah rızası dışındaki dünyevi bir zaaf, özellikle de makam-mevki hırsı, rekabete ve kıskançlığa sebep olur, düşmanlığı körükler.

“… Kıskançlık ve hasedin sebebi; bir tek şeye çok eller uzanmasından ve bir tek makama çok gözler dikilmesinden ve bir tek ekmeği çok mideler istemesinden; birbirine zahmet verme olur, kavga olur, yarış sebebiyle gıptaya, sonra kıskançlığa düşerler. Dünyada bir tek şeye çoklar talib olduğundan ve dünyanın dar ve geçici olması sebebiyle insanın sınırsız arzularını tatmin edemediği için, rekabete düşüyorlar… Rekabet suretiyle Allah'ın sevgili kullarına karşı bir nevi düşmanlık taşımakla, Allah''ın rahmeti imkânını suçluyor... Ey ehl-i hakikat ve tarîkat! Hakka hizmet, büyük ve ağır bir defineyi taşımak ve muhafaza etmek gibidir. O defineyi omuzunda taşıyanlara ne kadar kuvvetli eller yardıma koşsalar daha ziyade sevinir, memnun olurlar. (21.Lem’a)

Nefsin, ön plana çıkma hırsı ürkütücüdür.. Nefis, salih amellerde dahi kişiyi dünyevî bir hırsa sevk edebilir, akla uygun gibi görünen teviller yaptırabilir. Bu ön planda olma isteği, bu enaniyet, işin en güzel ve sonucu en hayırlı şekilde yapılmasından çok, insanı "bu işi yapan ben olayım" mantığına sürükler.
Dünyadaki her şey gibi; sahip olduğumuz makam ve mevkilerde gelip geçicidir. Bir makama ya da mevkiye gelmek bir takım sorumlulukları beraberinde getirir. Bulunduğumuz mevkide kalıcı olmak için; o mevkiye gelmeden önceki dost ve tanıdıklarımızı unutmamalıyız. Çünkü makama geldikten sonra kazanılan dostlar makamdan düşünce bir anda kaybolmaktadır. Her zaman mütevazı olmalıyız, ulaşılmaz olmamalıyız. Kendimizi vazgeçilmez zannetmemeliyiz. Unutmayalım ki mezarlıklar kendini vazgeçilmez zannedenlerle doludur. Makamlar insanları yüceltmek için değil, insanlar makamları yüceltmek için çalışmalıdır. Makamlar kalıcı, insanlar ise gelip geçicidir.
Ey makam ve mevkiyi görünce şımaranlar; şu halde nedir bu havalar?
Kendinize geliniz…
Makam ve mevkilerinize güvenmeyiniz. Çünkü o makam ve mevkiler gelip geçicidir. En fazla 30, hadi emekli olmak istemeyenler için 40 yıl diyelim, bir makamı işgal edebilirsiniz. Hadi ömür boyu güç, kuvvet, makam, mevki, servet, para, silahlı güç sahibi olun. İnanın sayılı yıllar çok çabuk geçer.
“Küllü atin keribun” (Her gelecek yakındır) demişler. Bunu boşuna ifade etmemişler. 40 yıl bir makamda otursanız, kırk yıl değil, ömür boyu imparator, diktatör olsanız bile, birde bakmışsınız ki ölüm kapınızı çalmış...
O güvendiğiniz makamların size bir faydası olabilir mi?
Allahım bizim Makamlara gelmiş küçük insanlardan ,Şandan Şöhretten Muhafaza etsin insaAllah..Selam ve dua ile

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Çiçekli - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (544) 375 03 30
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?