“TAKINTISIZ YAŞAM, TEMİZ DÜŞÜNCE”

İnsan ruh ve bedenden meydana gelir.
İnsanı diğer canlılardan ayıran temel özellik; düşünmesi, akıl ve iradesi ile hareket etmesidir.
Doğru düşünen, akıl ve iradesini güzel kullanan insanın davranışları da doğru ve güzel olur.
Manevi temizliğin ilk şartı, düşünceyi temiz tutmaktır.
İnsan zararlı ve kötü düşüncelerden uzak kaldığı sürece, davranışlarına hakim olur.

Temizlik, önce akıl ’da, yani düşüncede başlar.
Çünkü insan, neyi düşünürse onu yapar.
Dolayısıyla, düşüncemiz ve düşündüklerimiz ne kadar yalansız, yani her türlü art niyetten, kötülükten ve karamsarlıktan uzak bulunur, saf, söz ve davranışlarımızda, o ölçüde berrak ve temiz olursa; söz ve davranışlarımızda, o ölçüde düzgün, iyimser ve temiz bir şekilde ortaya çıkacaktır.
Onun için temelde, özde düşünce temizliği vardır ve insan hayatında öncelik, unsurudur.

Düşüncelerimizin hayatımızda çok önemli rolü vardır çünkü dünyayı görüşümüzü ve nasıl hissedip davranacağımızı belirlerler.
Dünyayı anlamak ve kendimiz hakkında düşünmekle ilgili her şey.

Asıl sorun ise bazı düşüncelerin takıntı boyutuna ulaşıp hayatımızın kontrolünü ele geçirmesi.
Bu nedenle bazen kendi düşüncelerimizden zehirlenebiliriz.
Takıntılar (obsesyonlar) zihinde aniden beliren, dikkati başka bir konuya çekmeyi zorlaştıran düşünceler, zihinsel imajlar ve dürtülerdir.
Genellikle takıntılar rahatsızlık vericidir.
Kişiliğimize, ahlaki değerlerimize, prensiplerimize zıt olabilirler, bu sebeple içsel huzursuzluğu beraberinde getirirler.

Herhangi bir düşüncenin veya görüntünün zihninizde sürekli döndüğünü düşünün.
Bu büyük sıkıntı, takıntı bozukluğunun işareti olabilir.
Takıntıları yüzünden işkence çeken insanlar, çaresizlikle bu paralize eden, bitmeyen kaygıdan kurtulmaya çalışırlar.

Tekrar tekrar aklınıza gelen ve siz de sıkıntı yaratan düşünce, hayal, duygu veya istekleriniz varsa ya da aynı şeyi tekrar tekrar yapıyor yapmaktan kendinizi alamıyorsanız bu rahatsızlığı olan kişilerin bazılarında bu düşünceler, istekler ve hayaller kişi istemediği halde tekrar tekrar gelir.

Hepimizin zaman zaman biraz takıntı bozukluğu vardır.
Doğrusu:
Takıntı bozukluğu garip bir kişilik özelliği veya karakter yapısı değildir.
Takıntı bozukluğu olan kişiler, takıntılarını basitçe “söndüremezler.”
Yanlış bilinen: Takıntı bozukluğu çok ciddiye alınıp büyütülmemeli.
İnsanların sadece sakin olup çok endişelenmemeleri gerekir.

Çok düşünmek, çoğu durumda zararsızdır.
Sadece depresyonun şiddetli olduğu durumlarda kişinin yaşamdan aldığı zevkin neredeyse tükendiği bir zamanda bunaltıcı olmaktadır.
Bunun dışında düşüncelerin biz insanlara herhangi bir zararı yoktur.

Bu durumda her insana ve olaya olumlu, iyimser tarafından bakmak, bakarak hareket etmek, en iyisidir.
Bu yaklaşım tarzı, bizi pozitif kılacağı gibi, olayların da olumlu bir şekilde oluşmasını gelişmesini sağlar. Saygılarımla.


Hacı Halil PEKDEMİR

30 Temmuz 2019

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Halil Pekdemir - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (544) 375 03 30
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?