“SURİYE’LİLERİ” ÖLÜME SÜRÜKLEMEK MÜSLÜMAN TÜRK’ÜN VİCDANINA SIĞAR MI?..

CHP zulmü ve Tunceli (Dersim) uçakla bombalayarak yüzlerce vatandaşı katleden partinin başı Ermeni Yemuş Hanım’ın oğlu Dersimli Kılıçdaroğlu Suriyelileri Hz. Ali’yi tanrı kabul eden Esed’in zalim Nusayri köpeklerine teslim edecekmiş..

Suriye’de Esed zulmünden kaçarak Türkiye’ye sığınan Türkmen, Arap, Kürt, Ezidi muhacirlere darbe vuracak nitelikteki karar ile CHP’ muhacirleri ölüme sürükleme yoluna gidiyor.

ABD-Avrupa’nın Müslümanlara ve Türklere kaşın ırkçılık yapması ile Kılıçdaroğlunun Suriyeliler için ırkçılık söyleminin hiçbir farkı yok.
CHP faşist zihniyeti Milletimizi, Suriyeli kardeşlerimize karşı tahrik ediyor-

Suriyeli sığınmacıları hedef haline getiren bütün siyasi partiler, kişi ve kurumlar, medya ve sanatçılar kendilerini çocuklarıyla Suriye’de bombalar altında aç*susuz perişan bir halde olduklarını farz edip beş dakika düşünsünler.
Onlarbu vahşi cinayetin hem sorumlusu hem de ortağı durumundadırlar.
Mazlum, gariban, zavallı sığınmacılara düşmanca söylem geliştiren herkes bu cinayetin bir parçasıdır..

Suriyeliler, ülkemize keyfiyetten gelmiş değil; ülkelerindeki iç savaş ve sosyo-politik soykırım yüzünden, canlarını kurtarabilmek için komşu ülkelere sığındılar.

İşimize, ekmeğimize, yaşamımıza ortak oldukları elbette doğru; ama Müslümanlar, kendilerine sığınanlara Batılı ülkeler gibi muamele etmez.
Bin yıllık medeniyetimizi bu temel ayrıma borçluyuz; Biz Habib-i Neccar'ın torunları, biz onun mirasını devralanlar, biz mazlumları yurdumuzda, evimizde barındırırız.

Biz Müslüman Türklük şuuruyla yoğrulduk "Ne zaman bir mazlum kapımıza gelmişse Hacı Bektaş-ı Veli'nin dediği gibi ocağımızı, soframızı, kapımızı ona açtık.

Türk demek İslam kahramanı anlamına gelir.
Kanı, canı ve imanı ile İslam’a hizmet eden demektir.
Batı, Türkiye’de eşcinselliği normal göstererek propaganda yürütürken, milli duruş sergileyemeyen siyasilerin bu oyuna alet olması sağ duyulu kesimi rahatsız ediyor.

Dinen caiz olmamasının yanı sıra, özellikle sosyolojik olarak birçok soruna neden olan eşcinselliğin CHP eliyle reklamının yapılması, büyük bir tehlike olarak karşımıza çıkıyor.

Türk erkeği, Allah’ın büyük günah saydığı içki içmediği gibi Türk kızı da orasını burasını açıp teşhircilik etmez.

İslam’a aykırı davranan her kim görürseniz bilin ki; ya Türk gibi görünmeye çalışan Sabetay Yahudileri veya gayrimüslim unsurların çocukları, torunlarıdır.
Türklerin bütün toplumlar tarafından gıpta edilen milli kimliği; İslam’a olan kuvvetli bağıdır.

İslamiyet’le Türklük birbirinden ayrılmaz bir gerçektir.
Müslümanlıktan çıkan biri aynı zamanda Türklükten de çıkar.
Kendini Türk’ten başka birisi olarak görür.
İslam kardeşliğinden kopup Şeytan’ın en kıymetli arkadaşı olur.
Adeta topluma veba mikrobu gibi hastalık bulaştıran bir zehir hükmüne geçer.

Örneğin Macarlar; Türk, Hun soyundan gelir.
Bugün Katolik Hıristiyan olmuşlardır.
Türklükle, İslam ile hiçbir bağları kalmamıştır.
Kendilerine Türk denildiği zaman rahatsızlık duyarlar.
Demek ki; Türk kalabilmek için Müslüman olmak şarttır.

İslamiyet’i seçen Türk obaları; insan olmanın faziletlerini ve kahramanlığın en güzel şeklini göstermiştir.
Hangi dinden olursa olsun aç olanı doyurmuş yolda kalanı misafir etmiştir.
İşte kervansaraylar hala taş haliyle ortada durmaktadır.

Osmanlı Devleti, sadece savaş meydanlarında değil bilim ve maneviyatta da dünyanın zirvesine çıkmıştır.
Dünyanın en medeni şehirleri kurulmuş emsalsiz sanat eserleri ile doldurulmuştur.
Bütün dünyanın gıpta ile baktığı bir İslam ülkesi ortaya çıkarılmıştır.
Adaletli bir yönetim sayesinde tam 600 yıl boyunca Osmanlı Türkleri; Müslümanların gözbebeği haline gelmiştir.
Bu sevgi ve saygı bütün karşı engellemelere rağmen hala devam etmektedir.

Zulme uğrayan, yok olma tehlikesi ile karşılaşan Müslim veya Gayrı Müslim yüzlerce topluluk; akın akın bu kahramanlığın hüküm sürdüğü coğrafyaya gelmiştir.
Osmanlı Devletine göç edenler arasında İspanya’daki Engizisyon mahkemelerinden kaçan Müslüman, Yahudi-Ermeni ve Hıristiyan topluluklar; özgürce dinlerinin gereklerini yaşamış kültürlerini koruyabilmiştir.

Çeşitli zamanlarda dünyanın her yerinden kaçarak insanca yaşamak için gelen kavimler arasında; Kuzeyden Polonyalıları, Rusları ve İsveçlileri görebildiğimiz gibi Güneyden Afrika ve Doğu’dan Asya’dan göçüp gelen nice kavimler vardır.
Hepsi ile aşımızı paylaşmış dertleri ile ortak olup kederli hallerinden kurtarmışızdır.

Şimdi bazı Dürzüler kalkıp; zulüm ve katliamdan kaçıp gelen Suriyeliler için “bu topraklarda ne işi var” diye konuşabiliyorlar.
Suriyeli Müslüman kardeşlerimize aynı Batılı gavurlar gibi “ülkemizde ne işleri var” diye Türklüğe, Müslümanlığa yakışmayan davranışlara giriyorlar.

Bu haddini bilmezlere önce şu husussu hatırlatayım.
Suriye denilen topraklar; Türklerin 1000 yıldır at koşturduğu meydanlardır. Atalarımız bu coğrafyada yaşamış ve 1000 yıl hüküm sürmüştür.
Bir kısmı hala Türkçe konuşabilse de büyük çoğunluğu Araplaşmış Müslüman Türk topluluklarıdır. Bunlar Türkiye’ye gelmeyip de nereye gidecektiler.

İşte Avrupa’nın medeni görünümlü gazetecisi bile çocuğu ile koşturan bir Suriyeli göçmene çelme takıp yerlerde süründürüyor. Nazi zulmünden beter bir ırkçılıkla 21. Yüzyılda dahi çirkin yüzünü gösteriyor.
Şimdi kalkıp bu gavurlara özenerek “Suriyelileri” Zalim Esed’in köpeklerine teslim etmek; hangi vicdana sığar…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Alparslan - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (530) 912 22 78
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?