Seyyidlik ve Şeriflik Kimsenin Tekelinde Değildir !..

SOY NESEP VE ŞEÇERE BULMAK İÇİN NE YAPMAK GEREKİR
Soy ağacı çıkartmak için Osmanlıca bilip bilmemeye bağlı olarak, kendi yapabileceklerimiz ve mahalli kurumlar ile merkez kurumlardan destek almamız gereken noktalar var. ilk iş nüfus müdürlüklerine gidip anne kollu ve baba kollu, çıkartılabilecek yere kadar listeler çıkartmaktır. Arkasından ailenin hikayesi aile büyüğünden dinlenilir, tutulan not defterleri ile varsa mahalli kayıtlara müracaat edilip en azından “Biz şuradan geliyoruz, ailemizde alim, mütefekkir, ŞEYH var.” denilebilir.
1923’ten günümüze kadarki dönem için aile ile ilgili vukuatlı nüfus kayıt örneği alınabilir. Bu tarihten geriye doğru gittiğimizde 1903 (hicri 1320-21) yılında yapılan modern anlamda ilk nüfus sayımı bilgileri ve onların Osmanlıca hazırlanan ‘Atik Nüfus Defterleri’ denilen nüfus defterleri var. 1903 yılı nüfus sayımı bilgileri istanbul için ilçe nüfus müdürlüklerinde ancak istanbul dışındakiler Ankara’da Nüfus ve Vatandaşlık işleri Genel Müdürlüğü’nde bulunuyor. Bu sayım
bugünkü sicillerin ve nüfus kimlik numarası MERNİS projesinin de temelini oluşturuyor.
Bu iki yerdeki aile bilgilerine ulaşıldığı varsayıldığında daha eski tarihli kayıtlara ulaşmak istenirse karşımıza 1870 tarihli nüfus sayımı çıkacaktır. Bu tarihte yapılan nüfus sayım bilgileri varsa istanbul’dakiler il ve ilçe nüfus müdürlüklerinde diğerleri Ankara’da bulunuyor. Herhangi bir kişinin Osmanlı arşivine gitmeden kendi soyu ile ilgili nüfus müdürlüklerinden ulaşabileceği bilgiler bunlar. Bu defterlerde kadın, çocuk ve erkeklerin isimleri ve aile lakapları yaşadıkları bölgelerin isimleri bulunabilir.
Karşılaşılacak muhtemel problemler
Nesep tutma, şecere çıkarma ya da soy ağacı yazma geleneği bizde yok denecek kadar azdır. Seyyitler ve Şerifler dışında şecere tutmak lüzumu hissedilmemiştir. Seyyit ve Şeriflerin haklarından istifade etmek için hazırlanan sahte şecerelerin ise varlığı bilinmektedir. Göçler, salgın hastalıklar ve en önemlisi yakın tarihte vuku bulan ve Düvel-i Muazzamanın dağılması ile neticelenen savaşlar geçmiş nesiller ile bugün yaşayanlar arasına kalın duvarlar örmektedir. Araştırılan nesil baba ve dededen haberdar olmadan büyümüş, kültürel ve ahlaki aktarım eksik kalmış olabilir. Bir de savaşların ördüğü duvarlardan daha kalını ise alfabe ve lisanda örülen duvarlar var ki o ayrı bir mesele.
Soy ağacı çalışmalarında 1928 öncesi için Osmanlıca, konulan duvarları aşmada zorunluluk arz etmektedir. Bunun yanında karşılaşılan farklı belgeler için uzmanlardan yardım almak icap edebilir. Soy ağacı çıkartmak zaman alan ve faydasız bir uğraş görülerek “Değer mi?” sorusu sorulabilir. Araştırmayı derinleştirmenin yollarını öğrenmek, bilgiye ulaşma yollarını öğrenmek, kültürel ve sosyal bilgiyi arttırmak ve en önemlisi ailenin kimlik bilgisini güçlendirmek söz konusu olduğunda pek çok faydası vardır.
Iş arşive ulaştığında…
Osmanlı Arşivi’nde sadece erkeklerin sayımının yapıldığı ilk nüfus defterleri 1831 yılına aittir. Buna müteakip 1840 yılında ikinci bir sayım daha yapılmıştır. Ailenin bu tarihe kadar bilgilerine ulaşan kişiler zaten bu konuda ciddi mesafe kat etmiş olacaklardır.
İş Osmanlı Arşivi’ne geldiğinde Osmanlıcanın yanında neyi nereden alabileceğinin bilgisini öğrenmek gerekir. Defter incelemesi gerektiğinde ise bir uzmandan yardım almak gerekir. Uzmandan yardım alındığında parçaları birleştirecek bilginin o defterde çıkması sevindirici olur ancak her zaman kullanışlı bilgiye ulaşılamayabilir.
Eğer bir kişinin ya da ailenin soy ağacını arşivde bulmaya çalışacak olursak iki hususa dikkat etmemiz gerekiyor. Ailenin maddi ağırlığıvar mı ve araştırılacak kişinin manevi yönünden dolayı tarihe not düşülmüş olabilir mi? Çünkü belli bir seviyeden sonra işimiz soy bağını araştırdığımız kişinin tarih sayfalarında bıraktığı izleri takip etmekten geçiyor. Ailenin yaşadığı yerde maddi ağırlığı varsa ya da ailede rütbe almış bir dede bulunuyorsa onun hakkında Rüus Defterleri ile Şeriye Sicil defterlerinde düşülen kayıtlara ulaşılabilinir. Ailenin dini görevleri olmuşsa ya da yargıda kadılık gibi görevleri üstlenmiş kişiler geçmişse, bu aileler hakkında Vakıf arşivlerinde ve Şeriye Sicil defterlerinde başarılı sonuçlar elde etmek mümkün.
Sicil defterlerinde veraset ilanları, evlenme ve boşanma bilgileri, mal alış satışlar gibi soy ağacı çıkartmada faydalı olabilecek bilgilere ulaşılabiliyor. Hatta bazı şeriye sicil kayıtlarında dört beş nesil geriye doğru kayıt yazıldığını bile görebiliyoruz.
soy ağacı 1800 öncesi
MERMIS Projesi
Araştırma Eserleri ve Biyografik Çalışmalar
ATASE (Genel Kurmay Arşivleri)
Tereke Defterleri
Tapu Tahrir Defterleri
Sicill-i Ahval Defterleri
Temettuat Defterleri
Tapu Senedi
Nüfus Defterleri
Aile Arşivi Sandığı
Soy isimleri
Şirketi Hayriye Hisse Senedi (Sehime)
Ailenin Yaşlıları
Osmanlı Arşivi’nde
Seriye sicilleri
Temettuat defterleri
Rüus defterleri
Vakıf arşivleri
Kitabe ve mezar taşları
Tamamen dağılmış ve tüm aşiretler arasında birer kabilesi bulunan, kendileri de başlı başına bir aşiret olan Şeyhan aşireti günümüzde Şanlıurfa, Siverek, Mardin, illeri merkezinde ve İlçelerinde yaşamaktadır. Kabileler ve aileler halinde Doğu ve Güneydoğudaki tüm aşiretlerin arasında bulunurlar. Tarihten beri halk tarafından Hz. Hüseyin’in (Allah ondan razı olsun) soyundan geldiklerine inanılır ve o şekilde hürmet görürler. Gerçi Doğu ve Güneydoğuda Hz. Ali Murtaza’nın soyuna dayanan birçok aşiret mevcuttur. Kitabımızın birçok bölümünde yeri gelmişken bu aşiretlere ve tarihlerine değinmiştik. Ancak bu aşiretlerin hiç biri Şeyhan ismini taşımamaktadır. Tamamı başka isimler almışlardır. Fakat Urfa civarında yaşayan ve Hz Hüseyin soyundan olduğu kabul edilenler Şeyh veya Şeyhli veya Şeyhan-Şeyxi olarak isimlendirilmiştir. Siverek, Bozova, Viranşehir, Birecik ve Suruç ilçelerinde yaygın bir şekilde yaşamaktadırlar. Tamamı kendilerini Sin ve Şeydoş hazretlerinin soyundan olduklarını kabul etmektedirler. Şeyhanlar Şanlıurfa bölgesinde dört kısma ayrılmışlardır. Birinci kısım Viranşehir’de yaşamakta olup Mılan aşiret federasyonuna bağlı olarak hayatını sürdürmüştür. İkinci kısım ise Berazi aşireti federasyonu içinde yer almıştır. Üçüncü kısım Baziki aşireti içinde yaşamaktadır. Dördüncü ve büyük kısmı ise Karakeçili aşireti federasyonuna katılmıştır.

Sin ve Seydoş hazretleri ile ilgili tarihi bir vesika veya bilgi mevcut değildir. Günümüzde bu iki zatın kabirleri Mardin İli Derik ilçesi Kümtere Köyü’ndedir. Yapılan tahminlere göre 1280’li yıllarda bu bölgeye Bağdat’tan gelmiş bir ailedir. Burada

İslam dinini yaymak için mücadele etmişlerdir. Fakat daha sonra şehit edilmişlerdir. Bacıları Ziney Hatun’un da aynı bölgede kabri bulunmaktadır. Bu zatlardan Sin’in çocuklarının kabul ettiği bir şecere bulunmaktadır. Bu şecereye göre Şeyh Sin ve Şeyh Seydoş hazretlerinin soyu şöyledir.

Sin ve Seydoş Bin Şad Ebubekir, Bin Ali Taki, Bin Muhammed Hadi, Bin Hasan Askari, Bin Musa Rıza, Bin Ali Taki, Bin Musa Kazım, Bin Cafer Sadık, Bin Muhammed Bakır, Bin Zeynelabidin, Bin İmam Hüseyin, Bin İmam Ali (Allah hepsinden razı olsun)

Günümüzde Şanlıurfa’daki Şeyhan aşireti kendi aralarında birçok kabileye ayrılmıştır. Bu kabilelerin isimleri şöyledir:

1- Hacan,

2- Musukan,

3- Kubatan,

4- Devaran,

5- Şeyhikan,

6- Binkasım,

7- Şeyhiman,

8- Kösan,

9- Serhoşan,

10- Şeyhşeddad’an,

11- Ebulkasım,

12- Beşaltı,

13- Şeyh Aliyan.

Güneydoğuda seyid, şeyh, seyda unvanları sıkça kullanılan unvanlar arasındadır. Tarihten beri bu bölgede din duyguları her zaman tüm duyguların üstünde bir seyir izlemiştir. Fakat Mezopotamya gibi dünya kültürünün şekillendiği bir bölge için pek de yadırganacak bir olay değildir. Bölgede Ehlibeyt olarak tüm İslam âlemi tarafından kabul gören ve saygı duyulan Hz. Fatıma evlatlarının yaygın bir şekilde bulunması dikkat çekicidir. Daha önceki birçok yazımızda ve kitaplarımızda bu konuya değinmiştik. Önemine binaen burada sebepleri üzerinde durmak yerindedir sanırım.

Arap âleminde ırkçılık ve kendi ırkını beğenip başkalarını aşağı görme bir hobidir. Günümüzün gelişmiş kültüründe bile Kahtani ve Adnani isimli gruplara ayrılan Arapların birbirlerine karşı üstünlük taslamaları hayret vericidir. Peygamber (Allah’ın selamı üzerine olsun) Haşimi kabilesi içinden çıktığı zaman bulunduğu Mekke şehrinin aristokrat ailesi Emeviler, Zühreoğulları ve diğerleri bunu yadırgamış ve kabullenmeyi gururlarına sığdırmamışlardı. Zira Mekke’de Emevi olarak bilinen kabile hem maddi yönden şehrin en zengin kesimi, hem de okuma yazma yönünden halkın en bilgili insanları idi. Kendilerini diğer akraba kabilelere göre gayet medeni ve bilgili kabul eder, başkalarını cahillikle suçlarlardı. Bu ailenin eğitim ve öğretim düzeyi %70 civarında idi. Bu oran belki de tüm bölge halklarının eğitim seviyesinden daha fazla idi. Bekli de sadece bu kibir ve üstünlük sebebi ile uzun süre İslam’ın ve Müslümanların karşısında direndiler. Emevi ailesi mensupları gerçekten yönetme, hükmetme sahasında yüksek bir kabiliyete sahiplerdi. Düşünün ki Emevi asıllı Amr Bin As Medine’ye gelip Müslüman olduğu günün ertesi Hz. Ömer, Osman, Ali Ebubekir gibi sahabelerin de emrine verildiği bir komutan olarak Yemen civarına Resulullah tarafından harbe gönderildi. Bu zatın komutanlıktaki dehası ve feraseti tarihte örnek teşkil eder. Keza Ebu Süfyan kabiliyeti ve dehasıyla yıllarca müşrik Arapları idare etti. Anlayacağınız bu aile bir bürokrasi dehası idi. Mekke Müslümanlar tarafından fethedilince Müslüman olmayı kabul ettiler. Emevilerden ilk Müslüman olan Hz Osman (Allah ondan razı olsun) idi. Yıllarca üstünlük taslayan kendini beğenmiş bu ağa ailesi İslam olunca eski cahili adetleri bıraktılar. Seneler birbirini kovaladı. Hz Osman döneminde Emevi asıllı olan Hz. Osman (Allah ondan Razı olsun) halife olunca yeniden ağalık ve kendini beğenmişlik bu ailede Mervan Bir Hekim vasıtasıyla hortladı. Hz. Osman’dan sonra bu aile İslam memleketlerinde hâkimiyetlerini ilan ettiler. Fakat bu hâkimiyetlerine engel olacak tek bir aile varsa o da Haşimi ailesi idi. Bu düşünce sebebi ile bu aileye karşı savaş ilan ettiler. O dönemki Arap aşiretleri korkudan Haşimileri korumak veya kollamak şöyle dursun konuşmaya bile cesaret edemediler. Haşimi ailesi birçok zülüm ve işkencelere maruz kaldı. Birçoğu İran Horasan ve Doğu güneydoğu gibi uzak bölgelere kaçarak başka kavim ve milletlere sığındılar. Son Emevi halifesi Mervan Bin Muhammed döneminde sadece Şanlıurfa’nın Harran ilçesinde 1500 kişiye yakın Haşimi veya Hz. Hüseyin torunları zindanlarda yatıyordu. Emevilerin saltanatlarının sona ermesiyle Harran hapishanelerinin kapısı açıldı. Ve bu ehlibeyti resulün tüm evlatları güneydoğu ve Kafkaslara dağılarak izlerini kaybettirdiler.

Bu seyid ailelerinin ilk dönem takip edebildiğim bir kısmının isimlerini ve çocuklarının neseplerini aşağıya aldım.

Hz. Ali’nin Evlatları

A) Peygamberimizin kızı Hz. Fatima’dan doğanlar:

1- Hasan, 2- Hüseyin, 3- Muhsin, 4- Zeynep, 5- Ümmi Gülsüm.

B) Havle Binti Cafer Bin Kays Bin Mesleme El Hanefiye isimli hanımdan doğan:

Muhammed (Muhammed Hanife olarak tanınır )

C) Sehba Binti Raiba isimli hanımdan doğan:

Ömer

D) Ümmül Benin isimli hanımdan:

Abbas

Diğer hanımlarından doğan çocukları

1- Ebubekir

2- Osman

3- Cafer

4- Abdullah

5- Ubeydullah

6-Muhammed Al Asğar

7- Yahya (Esma isimli hanımdan)

Muhsin haricindeki tüm çocuklarının soyu devam etmiştir. Ancak Fatima’nın (Allah Ondan razı olsun) Muhsin isimli çocuğu küçük yaşta vefat etmiştir.

Hazreti Ali’nin Oğlu Hazreti Hasan’ın Sülalesi

Çocukları

A) Havle isimli hanımdan

Hasan

B) Ümmü Beşir isimli hanımdan

1- Zeyd

2- Ömer

3-Kasım

4- Ebubekir

5- Talha

C) Ümmi İshak isimli hanımdan

1- Abdurrahman

2- Abdullah

3- Muhammed

4- Hamza

5- Cafer

Hz. Hasanın Oğlu Zeyd’in Çocukları

Hasan

Hasan Bin Zeyd Bin Hasan’ın Çocukları

1- İbrahim (iki oğlu var

2- İsmail (Beş oğlu var )

3- İshak (Üç oğlu var )

4- Abdullah (beş oğlu var )

5- Ali (yedi oğlu var )

6- Hasan (Dört oğlu var )

7- Zeyd ( Bir oğlu var )

8- Kasım (Altı oğlu var)

1- İbrahim’in birinci oğlu Yine İbrahim’dir. İbrahim’in oğlu İbrahim’den doğan Muhammed, onun oğlu Hasan, onun oğlu Muhammed’dir. Bu adam Medine’de devrin en fasık insanlarından biri idi. Peygamberimizin mescidinde içki içmeye bile kalkıştı devrin halifesine isyan etti. Medine halkı tarafından öldürüldü. Cenaze namazını kılacak cemaat bulunamadı.

2- İshak: Bu zatın Harun, Hasan, Hüseyin isimli üç oğlu vardır.

3-Zeyd: Bu zatın Tahir isimli bir oğlu vardır.

4- Hasan: 1. Hasan, 2. Hasan, Hüseyin, Muhammed isimli çocukları vardır.

5- Kasım: Bu zatın Muhammed, Muhamed, Bethani, 2. Muhammed, Abdurrahman, Hamza, Hasan isimli çocukları vardır.

Kasım’ın neslinden Muhammed Bin Hüseyin, Bin Hasan, Bin Muhammed, Bin Kasım Bin Hasan Bin Zeyd Bin Hasan Bin Hz. Ali’nin 11 oğlu vardı. Hepsinin ismi de Ali idi. Bu nedenle onları tanımak gayet güçtür.

Kasımın oğullarından Muhammed’in oğlu İsa’nın oğullarından Hasan ve Cafer Sicistan’da otururlardı. Ahmet ve Hamza Teberistan’da otururlardı. Yusuf, Cürcan’da otururdu. Salih Mevr şehrinde, Muhammed Belh şehrinde, Yahya Şaş şehrinde Hüzeyin Rey şehrinde, Davut Deylem şehrinde, Ali Mısır’da otururlardı. Yine Hz. Hasan’ın evlatlarından Nakib Muhammed Bin Hasan ki Biddai Sağir lakabı ile tanınır. Rey şehri civarında otururdu. Biddai Sağir Bin Kasım Bin Ali Bin Abdurrahman, Bin Kasım Bin Muhammed Bethani, Bin Kasım Bin Hasan Bin Zeyd Bin Hasan Bin Ali Bin Ebutalib Hicri 317 (Miladi 930)’da Teberistan’da öldürüldü. Bu zatın soyundan Muhammed Bin Hüseyin Bin Davut Bin Ali, Bin İsa Bin Muhammed Bin Kasım Bin Hasan Bin Zeyd El Nişaburi büyük bir hadis alimi idi .

6- Abdullah : Bu zatın çocukları; Muhammed, Yahya, Ali, Zeyd ,Hasan dır.

7- İsmail: Ali Hasan, Ahmet, Muhammed isimli çocukları vardır.

8- Ali: Abdullah, Abdulazzim, Ahmed, İbrahim, İsmail, Hasan ve Hüseyin isimli çocukları vardı. Bu zattan Hüseyin Bin Kasım Bin Ahmet Bin Abdullah Bin Ali Bin Hasan Bin Zeyd büyük bir kıraat âlimi idi. Küfe de(Necef) meşhurdu.

Hz. Hüseyin Bin Ali Evlatları

Hz Hüseyin’in birçok evladı Sağlığında vefat etti. Diğer evlatlar Kerbela civarında Hz. Hüseyin’le beraber şehit oldular. Ancak Oğullarından Ali Zeynelabidinin nesli devam etti. Ali Zeynelabidin’in 7 çocuğu bulunmakta idi.

1- Muhammed,

2- Zeyd,

3- Ali,

4- Hüseyin,

5- Abdullah,

6- Ömer.

1- Abdullah Bin Zeynelabidin’ın çocukları:

İshak, Muhammed,

2- Ali Bin Zeynelabidin in çocukları:

Hasan, Abdullah, Ömer, Zeyd, Cafer Muhammed, Ahmed

3- Ömer Bin Zeynelabidin evlatları:

Muhammed, İsmail, Musa Abdullah Ali, Hüseyin, Cafer

4- Hüseyin Bin Ali Zeynelabidin’in çocukları: A’rac (Topal )

Ali, Hasan, Muhammed, İbrahim, İsmail, Süleyman, Abdullah, Übeydullah,

5- Zeyd Bin Zeynelabidin çocukları.

Yahya (Horasan’da otururdu) Ali (evladı kalmadı) İsa (12 yıl gizlendi sonra öldü) Muhammed, Hüseyin,

6- Muhammed Bin Zeynelabidin çocukları:

Abdullah, İbrahim, Ali, Cafer

Halifelik Mücadelesi Veren Seyidler

Zeyd Bin Zeynelabidin bin Hüseyin: Cariye bir anneden doğdu. Annesinin ismi Cida idi. Muhtar Eşter bu cariyeyi 3000 dirheme satın alarak Zeynelabidin hazretlerine hediye etmişti. Zeyd Hicri 75 Miladi 695 yılında dünyaya geldi.(284) Bu zat Hicri 125 yılında Küfe’den gece çıkarken Yusuf Bin Ömer Bin Hübeyre’nin adamlarınca öldürülerek başı kesilip Hişam Bin Abdulmelik’e gönderildi. Uzun süre bir tahtaya asılarak teşhir edildikten sonra yakılarak Fırat Nehri’ne atıldı.

Yahya Bin Zeyd Bin Ali Zeynelabidin Bin Hüseyin: Bu zat Rita isimli hanımdan dünyaya geldi. Rita Bin Abdullah Bin Muhammed Hanife Bin Hz. Ali (Allah ondan razı olsun) soyundandı. Yahya, Emevilerin zulmünden Horasan’a kaçtı. Orada Sanzevar’da bulunan Şazan isimli mescitte ibadetle meşgul oldu. Hicri 126 Miladi 745 yılında Ramazan ayında bir cuma günü Cüzcan’da öldürüldü. Halk cesedini defnetmekten bile korkuyordu. Ta ki Ebu Müsül El Horasani gelip cesedini defnetti. Katilini bularak öldürdü.

Nefsü Zekiye Abdullah Muhammed Bin Abdullah Bin Hasan El Müsenna Bin Hz. Hasan Bin Hz. Ali: Hinde Binti Übeydullah isimli hanımdan Hicri 100, Miladi 719 yılında dünyaya geldi. İbni Fandak El Beyhaki bu hanımın Nefsü Zekiye’ye dört yıl gebe kaldığını iddia eder. Hicri 145 Miladi 763 yılında. Hümeyd Bin Kahtabe tarafından vuruldu.

İbrahim Bin Abdullah Bin Hasan El Müsenna Bin Hz. Hasan Bin Hz. Ali: Ebu Hasan olarak Lakablandırılmıştı. Kardeşi Nefsü Zekkiye ile aynı anneden dünyaya geldi. Basra şehrinde halifeye karşı kıyam etti. Abbası halifesi Mansur adına İsa İbni Musa kendisiyle savaştı. Hicri 145 Miladi 763 yılında öldürüldü.

Ali Faki Ebu Abdullah Hüseyin, Bin Ali Bin Abdullah Bin Hasan Bin Hz. Hasan Bin Hz. Ali: Zeyneb Bindi Abdullah Bin Hasan Bin Hasan Bin Ali Bin Ebutalib isimli hanımdan dünyaya geldi. Hicri 167 Miladi 784 yılında Abbasilere karşı mücadeleye başladı. Hammad El Türki tarafından aynı yıl öldürüldü.

Yahya Bin Abdullah bin Hasan Bin Hz. Hasan Bin Hz. Ali: Deylem’de Abbasilere karşı mücadeleye başladı. Halife Harun Reşit tarafından yakalanarak Bağdat zindanına atıldı. Zindanda vefat etti.

Ebulkasım Muhammed Bin İbrahim El Tabataba: Medine de mücadeleye başladı. Sonra Küfeye doğru ilerledi. Sureyya Bin Mansur El Şeybani kendisine yardım etti. Hicri 176 Miladi 793’te öldürüldü.

Seyid Kasım İbni İbrahim (Ebulkasımın babası) ibni İsmail: İbni Fandak bu zatın Ehlibeytin yıldızı olarak kabul edildiğini söyler. Hinde Binti Abdulmelik Bin Sehl Bin Selim isimli hanımdan dünyaya geldi. Mısır’da Mücadeleye başladı. Hicri 146 Miladi 764’te Zül Huleyfe’de vefat etti. Mekke, Medine, Kazvin, Deylem gibi şehirlerde tanınan meşhur bir zat idi.

Yahya El Hadi Bin Hüseyin Bin Kasım Bin İbrahim Bin İsmail Bin İbrahim Bin Hasan: Yemen’de Hicri 280 Miladi 894 yılında İmamet mücadelesine başladı. Uzun bir süre bu mücadelesine devam etti. Hicri 298 Miladi 911 vefat etti.

Nasır El Hak Ebu Muhammed El Hüseyin Bin Ali Bin Hasan Bin Ali Bin Ömer Bin Ali Zeynelabidin Bin Hz. Hüseyin Bin Hz. Ali: Cariye bir anneden dünyaya geldi. Teberistan’da Hicri 304 Miladi 917 yılında İmamet mücadelesine başladı. 74 yaşında idi. Onun da mücadelesi sonuç vermedi.

Ebul Kasım Muhammed Bin Yahya Bin Hüseyin Bin Kasım Bin İbrahim Bin İsmail Bin İbrahim Bin Hasan Bin Hz. Hasan Bin Hz. Ali: Al Murtaza li Dinillah lakabı ile tanınır. Hicri 278 Miladi 892 yılında Fatima Binti Hasan isimli hanımdan dünyaya geldi. İslam hukuku dalında büyük bir hukukçu idi. Yaptığı hilafet mücadelesi başarıya ulaşmadı. Hicri 320 Miladi 933’te vefat etti .

Ebul Hasan Ahmet İbni Yahya: Ahmet Bin Yahya Bin Hüseyin Bin Kasım Bin İbrahim Bin İsmail Bin İbrahim Bin Hasan Bin Hasan Bin Hz. Ali. İmamet mücadelesinde başarı elde edemedi. Nasır li Dinillah lakabı ile tanınır.

Yakın Tarihte Şeyhlerden Meşhur Olanlar

Hakkari Bölgesi:

Hazreti Hüseyin’in soyundan Şeyh Abdurrahman El Nehri, Halit Bağdadi’nin talebesi Seyid Abdullah, Abdulkadir’i Geylani hazretlerinin Torunları 11. babadan Seyid Salih -Seyid Taha, Seyid Hacı

İsa El Hakkâri: Hz. Hasan’ın 13. batından torunudur. Haçlı seferlerine karşı ilk cihada çıkanlardandır. Selahaddin Eyyubi’nin amcası Şikruh'un emrine girdi 1189 yılında Akka muhasarasında vefat etti. Cenazesi Kudüs’e defnedildi

Şemdinli Bölgesi:

Seyid Abdullah ‘i Şemdinli: Hakkârili Seyid Taha’nın amcası Mavlana Halit’in arkadaşı

Şeyh Hasan’ı Kasrani: Yüksekova Akçadam Köyü

Şeyh Ahmet ailesi, Nusaybin

Şeyh Halil ailesi, Midyat

Şeyh Hasan ailesi, Gercüş

Gavs Seyid Abdulhekim ailesi, Kâhta / Menzil

Seyit Kadri ailesi, Cizre

Şeyh Hattap ailesi, Siirt

Siirt Bölgesi:

Şeyh Hazma El Kebir, Halid Bin Velid soyundan

Şey Abdullah Eruh, Hz. Ömer soyundan

Şeyh Abdurrahmani Savuri, Hz Ömer soyundan

Şeyh Hazin

Şeyh İsmail Fakirullah / Tıllo, Hz Abbas soyundan

Şeyh Memduh, Hz Abbas soyundan

Şeyh Süleyman, Halid Bin Velid soyundan

Şeyh Seyid Abdullah, Kurtalan, Hz Hüseyin soyundan

Şeyh Seyit Abdulmennan, Hz Hasan soyundan

Seyid Hasan, Kurtalan, Hz Hüseyin soyundan

Batman Bölgesi:

Mevlana Halidi Zilani, Batman/ Beşiri ilçesi

Şeyh Bedri, Sason ilçesi Erdemli Köyü

Adıyaman Bölgesi:

Şeyh Seyid Musa, Adıyaman Kerkişin Köyü

Şeyh Zeynelabidin, Gavunduk Köyü

Şeyh Abdurrahman, Zeytindere Köyü

Seyid Muhammed Raşid Hüseyni, Kâhta Menzil

Seyid Abdulbaki Hüseyni, Kâhta Menzil

Seyid Fevzeddin, Kahta, Menzil

Malatya Bölgesi:

Şeyh Abdurrahman Erzincani, Darende

Seyid Hasan Gazi, Hz. Hüseyin Soyundan

Palu Bölgesi:

Seyid Ahmet El Kürdi

Seyid Bedrettini Erzurumi

Şeyh Mır Efendi

Maden Bölgesi:

Seyid Kartal, Tepecik, Hz Hüseyin soyundan

Gaziantep

Şeyh Fethullah, Hz Ebubekir soyundan

Eğil Bölgesi:

Pir Mansur Seyid Hüseyni, A’rac Mırdasi Aşireti reisi (Hz. Abbas soyundan )

Siverek Bölgesi:

Şeyh Seyid Ahmet Baba

Muş Bölgesi:

Şeyh İbrahim Samidi Zerzemi,

Şeyh Muhammedi Mağribi,

Seyid Muhammed Haci-i Kal

Bitlis Bölgesi:

Şemsi Bitlisi Abasoğlu,

Şeyh Mahmut Üryani,

Seyid Sıbgatullah El Arvasi

Mardin Bölgesi:

Şeyh Abdullah, Hz Ebubekir soyundan

Şeyh Abdulaziz, Hz. Abdulkadir El Geylani soyundan

Şeyh Kasım, Abdulkadir Geylani soyundan

Sultan Şeyh Mus Al Anzalli, Hz. Ömer soyundan Abdulkadir Geylani’nin teyzesi oğlu Diyarbakır, Urfa, Siirt, Hazro, Lice, Koca Köy gibi yerlerde evlat ve torunları vardır.

Şeyh Celaleddin ailesi, Feriç köyü

Seyid Nuh ailesi

Seyid Abdulkadir Bin Zeyd ailesi

Şanlıurfa Bölgesi:

Naimi ailesi

Karakeçi şeyhleri, Siverek

Harran Beni Kays şeyhleri,

Beni Muhammed Beni Yusuf şeyhleri

Şeyh Cevher ailesi, Bozova

Şeyh Sinan ailesi, Bozova

Şeyh Hüseyni Kösan ailesi, Suruç

Ali Narike ailesi, Birecik

Başaltı ailesi, Suruç

Viranşehir Seyidleri ailesi

İmam Bakır El Harrani torunları

Şeyh Sadettini Cebbavi, Birecik

Beni Zeyd ailesi şeyhleri

Suruç Ziyaret Köyü Şeyhleri

Şeyh Mislim El Teberdar /Suruç

Beni Yusuf şeyhleri

Çepçepi, İncirli ve Susuk köyleri şeyhleri

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Çiçekli - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (530) 912 22 78
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?