MESELENİN ÖZÜ, TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNE SAHİP ÇIKMA KARARLILIĞIDIR.

 Yunanistan’ın ve Bulgaristan’ın Rus yapımı S-300 almasına suskun kalan ABD, Türkiye’yi S-400 almaktan vazgeçmemesi halinde parasını verdiğimiz hatta bir kısım parçalarını ürettiğimiz F-35 savaş uçağı programından çıkarmakla ve çeşitli yaptırımlarla tehdit ediyor.

Nedir ABD’yi bu denli rahatsız eden? Sıralayalım;

Türkiye’nin hava savunma güvenliğini sağlamak için önce ABD’den istediği Patriotları alamayınca, Rusya’dan S-400’leri almak istemesi.

Teknoloji daha üstün olan, daha uygun koşullarda satın alabileceği her şey daha önemlisi de ortak üretime dayalı bir anlaşmayı devreye sokması ABD’yi çok rahatsız etmiş durumda.

Türkiye’nin PKK/PYD-YPG terör organizasyonuna karşı amansız mücadelesinden de çok rahatsız.

Dün Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı askeri harekatlarında olduğu gibi şimdi de Pençe harekatıyla terör örgütünün kuluçka yuvalarına yönelen hamlelerinden de çok rahatsız.

ABD, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin, kendisinin ve KKTC’nin haklarını koruma kararlılığından da çok rahatsız. ABD, ayrıca FETÖ’ ye karşı verilen mücadeleden de çok rahatsız.

Kısacası ABD taşeronları, kuklaları ve içimizde yıllardır yerleştirdiği ABD derin devlet unsurlarının deşifre olmasından çok rahatsız.

“Türkiye S-400 savunma sistemlerini alacaktır demiyorum, almıştır. Biz bu işi bitirdik. (S-400) Uygun fiyatla olmanın yanında ortak üretime de geçebilme sözünü alarak sözleşmemizi imzaladık.

İnşallah kısa zamanda da geliyor. Türkiye F-35’lerin sadece müşterisi değil, aynı zamanda üretim ortağıdır. Suriye’de sınırlarımız boyunca oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu, Cerablus-Afrin hattında, Kuzey Irak sahasında nasıl kırdıysak Fırat’ın doğusunda da aynı şekilde paramparça edeceğiz.

Şimdi terör örgütlerinin arkasında neler var bunu söylememe zaten gerek bile yok. İşte Suriye’nin kuzeyinde YPG’ye, PYD’ye, PKK’nın bunlar uzantıları değil mi?

Bunlara en büyük desteği veren kim? Bizim stratejik ortağımız. On binlerce TIR’larla buraya silah, mühimmat, her şeyi gönderdiler mi? Gönderdiler, daha neyi anlatayım, neyi anlatalım?

Şu anda da bunların Türkiye’deki tek hedefleri nedir biliyor musunuz? ‘ Acaba AK Parti’yi biz iktidardan nasıl indirebiliriz’ dertleri bu. Ama indiremeyecekler, buna güçleri yetmez.

Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve Kıbrıs Türklerinin hakkını, hukukunu, çıkarlarını gözetmeyen hiçbir adımın atılmasına izin vermeyeceğiz.

Bu konuda tüm seçenekler masamızda olmaya devam edecektir. Şu anda hidrokarbon arama olaylarında 4 gemiye sahip olduk. Tarihimiz boyunca böyle bir şeye sahip değildik. Çalışmalarımızı Deniz Kuvvetlerimizin refakatinde, oralardaki güvenliği sağlamak suretiyle yürütüyoruz.

Türkiye’ye ekonomik tuzaklarla diz çöktüreceklerini sananlar bu milleti hiç tanımamışlar. Biz gerektiğinde ‘kan kusup kızılcık şerbeti içtik’ diyen, gerektiğinde istiklali için canını ve malını ortaya koymaktan çekinmeyen bir milletin kendisiyiz.

Bu yapıdan bir şeyler koparacağını zannedenler geçmişte de bu tür yollara başvurdular ama onlardan şu anda hiçbir şey kalmadı. Hepsi de gayet açık olan bu mesajların, muhataplarımız tarafından doğru bir şekilde anlaşılacağını ümit ediyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu sözleri tarihi önemde ve içeriktedir. Yıllardır yazıyoruz, dile getiriyoruz. Meselenin özü, Türkiye’nin geleceğine sahip çıkma kararlılığıdır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan; bugün Türkiye’nin önündeki tuzakları, tehditleri, mücadele içeriğini en anlaşılır, en kararlı, en inançlı, en şerefli biçimde dosta, düşmana bir kez daha duyurmuş ve noktayı koymuştur.

Esasen bu sözler, bir tarihi manifestodur. Emperyalizme, sömürgeci ahtapotlara, küresel sömürü ve terör baronlarına ve onların maşalarına, piyonlarına, içimize sızdırılmış mankurtlaştırılmış, kimliksizleştirilmiş unsurlarına karşı ortaya konmuş net bir manifestodur, kararlılık bildirgesidir, tarihi bir açıklamadır.

Bu sözler; ecdadından intikal eden bağımsızlık genetiğinden yansıyan en güçlü iradenin sesidir.

Bu sözler; Türkiye’yi, geleceğini aydınlatan istiklal meşalesinin asla sönmeyeceğinin yeminidir.

Yürüdüğümüz yol, bağımsızlık yoludur. Yürüyüşümüz istiklal yürüyüşüdür. Bunu herkesin çok net kavraması gerekir. Yüreği, beyni bu topraklarla hemhal olan ve olmaya devam eden her Türkiye sevdalısının boynunun borcu; bu yürüyüşün yolcusu, bu mücadelenin neferi, bağımsızlığımızın teminatı olmaktır.

Türkiye’nin Başkanı, bu kararlılığı ortaya koyuyor. Sağlam iradeyle sarsılmaz inanç ve dirençle haksızlıklara, küresel saldırılara, sömürü hamlelerine dimdik duruşunu tüm cihana duyuruyor, ispatlıyor.

Cihan bilsin ki; bu kararlılık bizim kararlılığımız, bu direnç bizim direncimiz. Bu çağrı herkese; bir olalım, diri olalım, destek olalım, iç cephemizde tunç olalım.

Zamanında Türkiye’ye karşı uyguladıkları ambargo kararının bedelini çok ağır bir şekilde ödemişlerdi. Şimdide parasını verdiğimiz hatta bir kısım parçalarını ürettiğimiz F-35 uçaklarını vermeyeceğini açıkça ilan eden ABD’ye öyle bir cevap vermeliyiz ki; yaptığından da yapacağından da pişman olması gereklidir.

Var mısınız?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Alparslan - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (544) 375 03 30
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?