BİLMEDİĞİNİ BİLMEK!. BİLGİYE ULAŞMAKLA OLUR.

Bilmediğini bilmek, ya da neyi bilip bilmediğini, neyi ne kadar bildiğini bilmek ancak bilgiye ulaşmakla olur. Bu yolu da okumaktan, yaşayarak öğrenmekten geçer.

Bilmediğini bilmeyen, ne bilmesi gerektiğini de bilmez.
Ama en kötüsü bildiğini sanmasıdır. Bildiğini sanan, bilmediğini bilmeyen, iflah olmaz bir şuursuzluk cehenneminde sınırı olmayan bir düşüş içindedir…
Bu aşamadan kurtuluş için sağlam darbelere ihtiyaç vardır; yaralayacak kadar güçlü, ama öldürmeyecek kadar hafif darbelere…

Ömrü olan bu darbelerle kendine gelir ve bilmediğinin bilincine varır.
Bilmediğini bilenler daha hoş görülü, mütevazı olurlar. Geri planda dururlar ve sessiz bir yapıya sahiptirler.
Karakterlerindeki coşkunluk bir gösteriye dönüşmez. İstenmedikçe ne fikir ileri sürerler ne de bilgiçlik taslarlar.

Yaşayarak öğrenmenin bir adı tecrübe yani deneyimdir. Kazanılan her tecrübe, hayat okulunda başarıyla geçilen bir ders, atlanılan bir üst sınıftır.

Eğer bir konuyu, 'her şeyi ile biliyorum' diye düşünüyorsak, gerçekte bu, o konuyu bilmediğimizin ifadesidir.

Bilmediğini bilmeyenler emredici ve çevrelerindeki insanları aşağılayıcı bir tavır sergiler. Her şeyi bildiklerini sanırlar ve her şey hakkında fikir yürütürler.

Politika onlardan sorulur. İnsan ilişkileri, ekonomi ve din konusunda bile onlardan daha bilgili bir kişi olamaz. Bilmediğini bilmeyenlerin egoları şişkin, beyinleri fikir doludur.
Bu tür insanları hemen her zaman toplumun ön saflarında görebilirsiniz. Bildiklerini sandıkları veya bildiklerinden emin oldukları kavramlar çoğu zaman soyut ve inanç boyutunda kalmış varsayımlardır.

Sadece bir konunun cahili, ben bu konuyu çok iyi biliyorum diyebilir. Bir alanda uzmanlık, o alandaki sınırlı bilgiyi vakıf olmanın yanı sıra, o alan hakkında ne kadar az şey bildiğinin farkında olmak anlamına da gelir.

Türümüzün ufkunu genişleten insanlar, bilmediklerini bilen ve karşı konulamaz bir merakla anlamaya, öğrenmeye çalışan insanlardı.
Bilmediğini bilmenin güzelliklerinden biri de insanın kendini görebilmesi, dışarıdan nasıl göründüğünün farkına varma, kendini de keşfetme çabasına girmesidir.
Bilmediğini bilenler, kendini bilen insanlardır.
Öğrenme ve anlama zevki…

Bu zevki, ancak bilmediğinin farkında olabilen bir insan yaşayabilir. Çoğu insan bilmediğini bilmediği İhtiyaçları olan bilgiyi bilmeyen, ama bunu bilmediklerini bilenlerin işi de nispeten kolaydır.
Çünkü onlar muhtaç oldukları bilgiyi bilmemekle birlikte, bu bilgiyi bilmediklerini de bilirler. Yani öğrenme yolunda ilk adımı atmışlardır. Ne bilmesi gerektiğini bilir ve öğrenmek için gerekeni yaparak bilmediğini öğrenebilir.

Sonuçta gideceği yer yine bildiğini bilmek olacaktır.
Bu kişilerin derin bir sezgi gücü ve algılama yetenekleri bulunur.
Fakat bu bilginin ne kaynağını ne de nasıl kendilerine ulaştığını bilebilirler. Yani bildiğini bilmeyen insanlardır. Saygılarımla.
Hacı Halil PEKDEMİR.

30 Mayıs 2019

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Halil Pekdemir - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (544) 375 03 30
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?