GELİR FARKI DENGESİZLİĞİ CAN ACITIYOR

GELİR    FARKI    DENGESİZLİĞİ     CAN     ACITIYOR

Tüm sistemler, rejimler, kendi insanının rahat ve huzur içerisinde; kimseye muhtaç  olmadan yaşamasını sağlamak adına; çalışmalar yaparlar. Teoriler geliştirirler. Yeni uygulamaları hayatın içine sokmaya çalışırlar. İnsanlarını memnun etmek için; gayret gösterirler.
Aile bazında ise; İnsanlar, Ailesini, geçindirmek adına kimseye, muhtaç olmasın, için; ömür boyu çalışırlar.  Gelir dağılımı açısından olaya baktığımız zaman; şu gerçeği görüyoruz. Aradaki makas gittikçe artmaktadır. 
Temennimiz ise, şudur; İnsanımızın insanca yaşayabileceği, bir gelir düzeyine erişsin. Şu, içten ve dıştan Ülkemizi yıpratmak adına, yapılan komplolar, havadan para kazanma veya kaybettirme planları, bir sona ersin. Ülkemiz belki de daha zenginleşecek. Ancak, Ülkemizin bu duruma gelmesini istemeyen güçler, hem içimizden, hem dışımızdan saldırmaya devam ediyorlar. Ekonomiyi bitiren faiz oranları alabildiğine yükseltilmek isteniyor. Aldatıcı hamlelerle, borsa ve döviz üzerinde oyunlar oynanıyor. Kısacası, Ülkemiz zayıflatılmak isteniyor. Öyle olunca zengin daha zengin, fakir daha fakir olmaktadır. Asgari ücret uygulaması, bir an önce sona erdirilmelidir. Reklamların, yahut bazı giderlerin vergiden düşürülmesi, gözden geçirilmelidir. Tam tersine; birilerine yardım etmek yerine, çalışarak para kazanmak teşvik edilmelidir.
Benim üzerinde durmak istediğim konu ise; bu kadar dar gelirli ailenin bulunduğu bir toplumda; Ulusal yayın yapan görsel basında; insanların gözünün içine baka, baka; çeşitli yemek yayınları ve tanıtımları yapılmasıdır.  Bu etik açısından ne kadar doğrudur? Hele, Bu Ramazan ayı içerisinde olunca; dayanılmaz bir azap olarak bana gözükmektedir. Devlet kurumunun belirttiğine göre, Bu Ülkede yoksulluk sınırının altında bir gelire sahip olan aile sayısı; toplumun % 16 ını oluşturmaktadır. Yaklaşık bir rakamla beşte biri demektir. Bu kadar yoksulluk sınıra sahip bir Ülke; vatandaşlarının olduğu bir yerde; insanların gözlerinin önünde her türlü yiyeceğin reklamını yapmak hangi kurala sığar. Acımasız kapitalizmin reklam sektörü, her türlü ürünün tüketilmesi adına, reklam, üzerine reklam yapmaktadır. Büyüklerimiz göz hakkı, derlerdi. Hadi aile büyükleri akıllı ve mantıklı düşünerek o, reklamı yapılan yemeklere ulaşamayacaklarını bilirler amma, çocuklara ne demeli, nasıl anlatmalı... Hangi cümleleri kurmamız gerekir...
Erişemeyecekleri her türlü ürünün reklamı yapılırken o çocukların yaşadıkları olumsuzlukları; hiç mi düşünmezler? Bir an olsun kendi çocuklarının aynı durumda olduğunu düşünseler, bu abartılı reklamlara bir son verirler. TV yayınlarının bu tür yayınlarda daha dikkatli olmaları gerekmez mi? Yapmış oldukları yayınlarla neleri özendirdiklerini, neleri yıprattıklarını, hangi olumsuzluklara sebep olacaklarını akıllarından hiç mi geçirmiyorlar? Benim TV’ min, seyredilme oranı yükselsin ve ben de; reklam pastasından, en büyük dilimi alayım mantığı ile; nice insanların hayallerini yıktıklarını, geleceklerine ait arzularını yıprattıklarını, hele, hele; küçücük yavruların ağızlarını nasıl sulandırdıklarını, onların beyinlerinde oluşturdukları hataları anlamazlar mı? O beyinlerde yaptığı tahribatı düşünmek, bile istemiyoruz. Bu vurdumduymazlık, sosyal hayatın her alanında yapılmaktadır.
Bir de, sağlıklı beslenme ve diyet yayınlarına dikkatinizi çekmek istiyorum. Bir yanda açlığını giderme ve temel ihtiyaç maddeleri ile kendilerini beslemek durumunda olan insanlar, öbür yanda fazla yiyerek, doyuma ulaştıktan sonra aşırı şişmanlıktan nasıl kurtulursunuz yayınları… Sağlıklı beslenme, adına sunulan yayınlarda çeşit, çeşit ürün takdimi yapılıyor. O da yetmiyor tazesini alın, falan yerlerden alın... EL İnsaf, insanlar kendini anca zor doyuruyor. Bu kadar vurdum duymazlık sadece, Bizim Ülkemizde olmuyor herhalde... 
Kapitalizmin, neme lazımcılığın yaygın olduğu her ülkede vardır. Kendilerine göre özene, bezene önemli bir iş yaptığını zanneden, o insanlara da acıyorum. Resmen kukla gösterisi gibi.
Bütün bunlara rağmen, Ülkemizden çöpe atılan ekmek rakamları aklıma geliyor. Ürkütücü bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Yediğimiz ekmeğin beşte biri çöpe gidiyor. Milyarlarla ifade edilen, Milli Servet çöpe atılıyor. Fırıncılar Federasyonu küçük gramajlı ekmek üreterek önüne geçmek istiyor. Neredeydiniz? kardeşim, bu yok olan servet hepimizin zararı değil midir? O ekmeği çöpe atan vatandaşların yokluktan şikayetçi olmaya hakları var mıdır? Geçim sıkıntısından bahsedebilirler mi?  Alınan kararlar büyük bir reklam olayı ile sunulmaktadır. Hayata geçmesi yönünde, fazla bir hareket olduğunu görmüyoruz. Bir nevi, bu reklama dayalı projeler de; israf olarak ortaya çıkmaktadır. Uygulamada sonuç alınamamaktadır.
İnsanları yayınları ile alış veriş çılgınlığına iten, Yayın kuruluşları; ekmeğe sahip çıkma adına yayınlar yapsalar Halkımızı, bilinçli hale getirseler,daha iyi olur. Halkımız da; ekmeği çöpe atmak yerine, sahip çıksa; Ülke olarak daha zengin bir Ülke oluruz. Böylece bütün Toplum kazansa, dolayısıyla bizde kazanmış olsak; kime ne zararımız olurdu. İşte sorumlu toplum anlayışı budur. Ben kazanayım, ben tüketeyim de; el ne olursa olsun, mantığı yanlıştır. Bu mantığı yok etmek, ona bağlı olarak, Milli gelirimize sahip çıkmak ve onu korumak en basit kuralı ile yiyecekler açısından söylüyorum, kendi elimizdedir. Paylaşmayı ve korumayı bilerek bunu zirveye çıkarabiliriz. Bu olumsuzlukların bir kısmı, halkımızın yardımseverliği ile, ortadan kalkabilir.

Gelir dağılımındaki uçurum, giderilmediği müddetçe; bu sıkıntı devam edecektir. Son zamanlar da; herhangi bir yerde yemek yiyen, zengin, fakir kim olursa olsun; yedikleri yemeğin yarısın çöpe atmayı, bir gelenek haline getirmişler... Bu kadar nankörlük ederseniz; bir gün o çöpe attığınız artıkları bulamamakla; imtihan  olabilirsiniz... AMAN dikkat... İnsan hayatı bunun örnekleri ile, doludur...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Orhan Arslan - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (544) 375 03 30
Reklam bilgi

Anket SİZCE SEÇİME ŞAİBE KARIŞTI MI?