Siyasetten basına ahlaksız geçiş

Yıllar geçse de "ben bu işin ustasıyım" asla demeyeceksiniz.

Ne kadar tecrübe sahibi olursanız olun, ne kadar insan sarrafı olursanız olun muhakkak yanılma payı olacaktır.

Eskiden tanıdığım efendi, dürüst bildiğim bir siyasetçi ile iletişimim devam ederken kafamda oluşan bir projeyi kendilerine anlattım. İfadeleriyle çaktırmadan göreve talip olduğunu anlatmaya çalışıyordu. "Memlekete geldiğimde görüşelim" dedim. Tanıdığım kadarıyla efendi dürüst biriydi. Nasıl olduysa umuma açık en güzel yerde ama kenarda bir büfe vermişlerdi. Yani sus payı. Bilen bilir bu zat çok konuşur konuşmayı. Konuşarak da milleti boğmayı sever. Kendisine tahsis edilen büfeye davet etti memlekete gittiğimde orda buluştuk ama yan tarafı tamamen kapatılmış büfe restaurant olmuştu. Belediye usulsüz kurulan tezgahı kaldırması için baskı yapıyormuş, kendisi de diretiyormuş. Malum hep böyleymiş ama bu yüzünü biz görememişiz. Çok güler yüzlüdür, herkese selam çakar, hürmette kusur etmez, ama iş çıkar olunca babasını tanımazmış. Ben böyle gördüm. Gün geldi kapalı usülde talebine karşılık vererek kendileriyle çalışmaya karar verdim. Her gün biraz daha tanıyor, kendi başına iş görmeye başlıyordu. Sürekli yakınır ve giderini çokluğundan şikayet ederdi. Halbuki bunları ve ne yapması gerektiğini en başından konuşmuş, tüzük gereği uygulamasını istemiştim. Bu işi paşam çok sevmişti. Çeşitli oyunlarla işler çevirmeye, milletten kart parası veya aidat toplamaya başlamış bana da üyeleri uyarmam için sürekli baskı kurmuştu. Ama anlaşmamız üye aidatlarının doğal ve resmi olarak hesaba yatmasıydı. Sonuçta bir kurumsunuz, kaçağı göçeği olursa hesabını her iki cihanda ağır ödemek zorunda kalırsınız. Birçok üye yapılmış ama nedense genel merkezin haberi bile yok. Sorduğumuzda ise bugün yarın deyip geçiştirmeye başlamıştı. Yönetimdeki arkadaşlarımın uyarısıyla bu düzene son vermek zorunda kalacaktık. Zira göz yummak da gasp etmek kadar suçtur. Bunun bilincinde hareket etmek zorundaydık. O bölgenin feshine karar aldık ve feshettik. Paşa bu işin zevkini tartıya hiç bırakır mı? Hemen aynı isme benzer bir oluşum ile yola koyuldu. Nasıl olsa kendisine inananlar da peşinden koşacaktı, bunu biliyordu. Bu sebeple arzu ettiği düzeni kurdu. Kanun var nizam var deyip usulsüzce yaptığı tahsilatları dava etseydik direk cezaya çarptırılır, mahkum olurdu ama biz bu yolu seçmedik. Ailesini düşündük, kariyerine zarar gelsin istemedik. Maalesef kendi boş durmadı ve ağıza alınmayacak sözler sarf etmeye devam etti. Kendince yorumlar uydurdu.

Sabır taşmaya başladı. Hele hasta bir insanın arkasından atılan iftiraları duyunca gülmeye başladım. "Gemisini kurtaran kaptan" misali.

Şunu bilmeliyiz ki haksız yere suçladığınız bir insanın hele bundan haberi yoksa vay halinize, bu yükün altından kalkamazsın? Yaptıklarına bin pişman olursun. Seni tanımayanlar da iç yüzünü görünce neye uğrayacaklar kim bilir sen benim gözümde 5 paralık adam bile değilsin…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Derviş Canbekli - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (544) 375 03 30
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?