Son Dakika Haberleri

Tanzimat’ın ‘doğurduğu’ çocukların ezan hazımsızlığı!

Her devlette olduğu gibi Osmanlı Devleti’nde bir reorganizasyona ihtiyaç vardı elbet. Hiç bir devlet yönetimi mükemmel olmamıştır. Koca İmparatorluğun şaşalı dönemlerinde dahi idari, iktisadi, sosyal vs alanlarda bir eksiklik vardı. Düzeltilmesi icab eden hususlar veya yapılması gereken yenilikler mevcuttu. Buna itiraz edecek aklı başında hiç bir Allah’ın kulu yoktur sanırım.

Burada itiraz edilen, veya edilmesi gereken mevzu ülkenin idari tarzında reorganizasyona gitmek değil, ıslah ve tanzim adı altında 540 yıl koca bir cihan imparatorluğu ayakta tutan değerlerden uzaklaşmaktır.

İttihat Terakki ve Jön Türk adı altında bir araya gelen Batı hayranı ve “İslam” ile sorunu olan aklı evvellerin, Osmanlı’yı yıkmayı kafasına koymuş ‘Siyonist’ ve ‘Emperyalist’ çevrelerin desteğini alarak memleketi adım adım felakete sürüklemişlerdir.

Burada Gülhane-i Hattı Hümayunu'nun (Tanzimat Fermanı) müellifi Sadrazam Mustafa Reşid Paşa’yı anmadan geçmek olmazdı. Mustafa Reşit Paşa İngiliz ve Fransız hayranı bir İttihatçıydı.

 Abdülmecid genç ve tecrübesiz bir padişahtı. Reşit Paşa onun bu zaafından yararlanarak, Batıl fikirleriyle ikna etmeyi başardı.”Tanzimat Fermanı” adı altında bilinen o garabet metin Devlet-i Aliyye’yi Osmâniyye’nin başına bela etti.

Tarihimizde “Tanzimat Dönemi” olarak bilinen süreç böylece başlamış oldu. O dönemde, bu fermanın Osmanlı’nın sonunu getireceğinden endişe edenler, bu gelişmeden oldukça müteessir olmuşlarda. Buna karşılık Osmanlı topraklarında yaşayan Yahudi, Ermeni ve diğer milletlerden azınlıklar mutlu olmuşlarda. Mutlu olanlar sadece içerdeki ‘gavurlar’ da değildi. Dışarıdaki Emperyal ve Siyonist güçler de bu gelişmeden oldukça mutlu oldular. Zira bu gelişme büyük imparatorluğun sonunu hazırlayacak fermanın ta kendisiydi!

Bu fermanla birlikte azınlıklar hayal bile edemeyecekleri haklara ve imtiyazlara kavuşmuşlardı.

Tanzimat’la birlikte artık “Gavura, gavur denemeyecek, baş tacı edilecekti”! 

Devletin kapıları onlara ardına kadar açılmıştı. Onlarda bu imkân sonuna kadar kullanmışlardır. Devletin önemli makam ve mevkilerinde kendilerine yer buldular. Tanzimat adlı garabet sayesinde gayrimüslimler, kendilerine ticari sahada sağlanan imtiyazlardan yararlanarak Zengin oldular. Osmanlı’da kısa sürede iktisadi hayatı ellerine geçirmeyi başardılar. Diğer alanlarda da etkin olmaya başaran azınlıklar, yedikleri tasa pislemeye başlamışlardı.

Osmanlı hızla özünden uzaklaşmakta, adeta kabuk değiştirmekteydi. Avrupa hayranı İttihatçılar, Tanzimat adı altında devleti felakete sürüklediler. Avrupa’laşmak, ‘medenileşmek’ safsatasıyla imanlı nesli örf ve adetlerinden, inançlarından ve değerlerinden kopardılar.

İngiliz Muhibler Cemiyeti kurucusu, İctihad Mecmuası’nın sahibi, Millî Mücadele’ye katılmadığı gibi, İngilizlere ajanlık yaptığı ileri sürülen, “Târih-i İslâmiyet” adlı kitabı ile İslâm karşıtlığında zirve yapan; “Türk ırkının ıslahı için Avrupa’dan damızlık erkek getirilsin” ifadelerini kullanan.

Çanakkale zaferinin ardında, işgal kuvvetlerini kastederek: “medeniyet kapımıza kadar geldi, biz geri teptik” diyen dönemin ‘önemli’ gazetecilerinden biri Abdullah Cevdet ve İttihat -Terakki Cemiyeti’nin diğer önde gelen üyeleri Ahmet Rıza, Prens Sabahattin, Mizancı Murat, Namık Kemal, Ziya Paşa, Şinasi ve Mustafa Reşid Paşa gibi Batı hayranı efradın “Tanzimat Fermanı” ile zehirledikleri nesil, bugün ’Dünya Kadınlar Günü’ adı altında Taksim'de yürüdüğü esnada okunan ezanı ıslıklarla protesto etti.

Ezana yapılan saygısızlığın yanı sıra “Fahişeyim feministim“,“diktatör değil, vibratör istiyoruz”, “vajinam şekil, önümden çekil” vb. ahlak ve adaba mugayir pankartları ‘gururla’ poz verdiler! Üstelik bu iğrenç pankartları taşıyanlardan bazılarının ‘tesettürlü’ bayanlardı.  

Bu ve buna benzer olumsuz örnekler Türkiye’de alelade hale geldi.

Tanzimat’ın ‘doğurduğu’ yeni nesil;  

  • Anne-babaya, büyüğe, hocaya, öğretmene, devlete ve devletin başındaki başkana saygısızlığı ve hakareti normal gören...
  • Sanal medyada klavyenin başına geçip, yalan-yanlış, iftira dolu paylaşımlar yaparak kendini ispatlamaya, egosunu tatmin eden..
  • Allah’a ibadet etmeyi, örtünmeyi gericilik olarak gören…
  • Gusül abdesti dahi bilmeyen…

Kısacası İslam’dan bihaber yaşıyor.

Bu tablonun oluşmasında önemli katkı sağlayan, Batılılaşma yanlısı, yenilikçi Tanzimat Edebiyatı'nın öncüleri arasında yer alan Ziya Paşa, yıllar sonra yaptıkları tahribatı anladı ve pişmanlığını şu mısralarla dile getirmişti:

“İsnat-ı taassub olunur merd-i gayyura
Dinsizlere tevcih-i revizeye yeni çıktı
İslam imiş devlete pa-bend-i terraki
Evvel yoğidi iş bu rivayet yeni çıktı
Milliyeti nisyan ederek her işimizde
Efkar-ı Frenge tabiiyyet yeni çıktı
Ve feryat etmeye koyuldu:
Eyvah! Bu baziçede bizler yine yandık
Zira ki ziyan ortada, bilmem ne kazandık?”

Pişmanlığını mısralara döken bir diğer Terakki Fıkrası mensubu Süleyman Nazif’tir. Pişmanlığını şu dörtlükle dile getirmişti:

Padişahım gelmemişken yada biz,

İşte geldik senden istinaddan biz,

Öldürüerler başlasak feryada biz,

Hasret olduk eski istibdata biz.

Son pişmanlığın yarar getirmeyeceği düşüncesiyle; geleceğimizi emanet edeceğimiz nesillerimizi milli ve manevi değerlerine bağlı; imanlı, ihlaslı, donanımlı, bilgili, kültürlü, üretken, sorgulayan, gelişmeleri ve dünyayı kavrayabilen, tarihi ile barışık bireyler olarak yetiştirmek için bugünden tezi yok harekete geçmeliyiz.

Hangi kökene sahip olursa olsun, yaşadığı topraklara ve onun değerlerine sahip çıkan, topraklarının kıymetini bilen, kendi halkına ve değerlerine yabancılaşmamış, onun geleceği için fedakârlık yapabilen ve bireysel çıkarlarını ülke ve millet çıkarlarının önüne koymadan ülke ve millet çıkarlarıyla buluşabilme bilincini, becerisini ve duyarlılığını gösterebilen, entrika ve oyunlara gelmeyen, başka güçlerin çıkarlarının taşeronu, piyonu, oyuncağı olmayan…

Velhasıl;

 Ülkesini her türlü vesayetten uzak tutan, oynanan oyunların farkına varan, hiçbir güç karşısında eğilmeden başı dik onurlu durabilen…

Tüm mazlumların yanında olan, küresel dünyanın ikiyüzlülüğüne, çifte standardına hayır diye haykırabilen inançlı, yerli ve milli nesiller yetiştirmeliyiz!

Bunun için de yeniden özümüze dönmeliyiz.

MEHMET ZENGİN

10/ 03/ 2019

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Zengin - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı şehrinizde parlatın, bu tanıtım fırsatını kaçırmayın!

0 (544) 375 03 30
Reklam bilgi

Anket SİZCE TÜRKİYE "BEKA" SORUNU YAŞIYOR MU?