Hani Ülkemizde Ekonomik Kriz Vardı!?..

Selamunaleykum. Allah'ın Rahmeti Bereketi Mağfireti Nuru Üzerinize olsun..Güzel bir yazı okumanızı tavsiye ederim..

İç gündem hakkında pek yazmıyorum.
Esasen duyduklarım, gördüklerim, bizzat şahit olduklarım ve dahi bugüne kadar 65'e yakın ülke de bulunmam dolasıyla istemesemde içten içe kıyas yaptığım o kadar çok konumuz/kusurumuz var ki. Toplum olarak ciddi bir felakete sürükleniyoruz. Gelinen bu noktada devletin bir kusuru var ise, emin olunsun ki millet olarak onlarca kusurumuzun olduğunu düşünüyorum. Konuya/yazıya bizzat yaşamış olduğum (ve hemen herkesin çoğu zaman şahit olabileceği) bir örnek üzerinden başlayayım.

Bundan 1 hafta önce, bir alışveriş merkezinin yakınındaki devlet dairesinde işim vardı. Annem bazı zamanlarda olduğu gibi yine hava almak için benimle gelmek istedi. Neyse işimi halletmiştim lâkin, annemde benimle beraber yürüdüğü (ve şeker hastası olduğu) için, aşırı terledi ve -dolasıyla- bir yerde soluklanmamız gerekti. Etrafa baktığımda alışveriş merkezinin hemen girişinde ortalama bir dönercinin şubesini gördüm ve mebcuren oturduk.
Annemin bazı ilaçlarını içebilmesi için tok olması gerektiğinden (afedersiniz) mevcut tek menü olan döner söyledim. Biraz dinlendikten ve ilaçlarını içtikten sonra haydi kalkalım dedik. Hesabı ödemeye kasaya gittiğimde garson büyük bir arabayla masalardaki tabakları topluyordu. O an arabayı ve içindekileri gördüğümde, ciddi manada sinirden nutkum tutuldu. Dostlar, böyle bir israf olamaz. Böyle bir saygısızlık, hadsizlik, ziyankârlık olamaz. Abartısız belirtmek isterim ki, onlarca tabağın hemen hepsinin en az %80'i doluydu. Resmen porsiyonlara iki çatal atılmış, bazı yan yiyeceklere ise hiç dokunulmamış bir şekilde bırakılmıştı. Bu arada alışveriş merkezi demişken aklınıza elit olanlardan gelmesin. Ortalamanın altında, orta/alt sınıfın uğrak yerlerinden birisi bu.
Bitti mi? Ne yazık ki hayır.

- Geçenlerde Show Tv muhabiri bir sokak röportajı yapıyor. İnsanlara 'En son ne zaman yeni bir telefon aldınız?' diye soruyor. Konuştuğu hemen herkes '1-2 ay, maksimum 3 ay önce' cevabını veriyor. Bunların bir kısmı emekliyken, ekseriyeti öğrenci/genç tayfasından oluşuyor.

- Yine başka bir haber bülteni Türkiye'de yapılan bir istatistiği ele alıyor ve bununla ilgili sokak röportajı yapıyor. İstatistik şu; Türkiye'de alınan her 3 kıyafetten en az 1'i hiç giyilmiyor. Sadece dolapta duruyor-muş. Muhabir sokağa soruyor ve 1 kişi haricinde herkes 'evet evet aynen ben, gerçekten almadan duramıyorum' açıklamasında rahatlıkla bulunabiliyor.

- Kafanızı çevirip başka bir istatistiğe bakıyorsunuz. 'Türkiye'de günlük 5-6 milyon ekmek çöpe atılıyor' diyor. Hoş bunu bilmeyen yoktur, lâkin;
Milletin ısrarla görmek istemediği durum şu ki, bu israfın en az %75'i asgari ücret ve bir tık üstünden geçimini sağlayan ailelere ait. Orta ve üst sınıf zaten ekmek yemiyor, bu net bir realitedir.

Yazının başında mesleğimden dolayı birçok ülke de bulunduğumu belirtmiştim. Şimdi size bizzat şahit olduğum başka bir realite daha paylaşayım.
Türkiye de özellikle büyük şehirlerde görebileceğiniz lüks ve yeni araç bolluğunu, başka hiçbir ülkenin büyük şehirlerinde göremezsiniz. Dünyanın en fazla araç markasını bünyesinde barındıran/üreten Almanya'nın Berlin'inde dahi, İstanbul'da görebileceğiniz kadar yeni Alman aracı göremezsiniz. Gördüklerinizin ekseriyeti ise Türkiye'dekilerin ortalama 3 model aşağısında olan araçlardır.

Bir örnek daha,
Dünyanın en refahları olarak bilinen İskandinav ülkelerinin vatandaşlarının elinde/cebinde Türk vatandaşlarında gördüğünüz üst model telefonları asla göremezsiniz. Peki bu alım güçleri yok mu demektir? Hayır. Lüzum görmüyorlar mı demektir? Evet.

Yine yazının başında da belirttiğim üzere, iç gündem hakkında yazmıyorum, yazmaktan gerçekten imtina ediyorum ancak;
Özellikle son zamanlarda fazlasıyla demogojisi yapıldığı üzere fakir/aç falan değil, milletçe aşırı doyumsuz ve bir o kadar da memnuniyetsiz hâle gelmiş durumdayız.
Ülke de ekonomik sıkıntı yok mu? Tabi ki var.
Devletin işgüzarlar üzerinde ki refleksleri zayıf mı kalıyor. Evet kalıyor. Lâkin bu durumlar toplumun, özellikle son 10 yıldır evrildiği hadsizlik derecesinde ki şımarıklık/doyumsuzluk hâlinin mutlak nedenleri değildir.

Şunu net olarak belirtmekte fayda var;
Türkiye (ister görmezden gelinsin, ister reddedilsin) son yüzyılın en ciddi/kritik sürecini yaşamakta. Sınırları dahil, ekonomik ilişkilerinin en fazla olduğu ülkeler üzerinde adı konulmamış örtülü bir 3. dünya savaşı yaşanmakta. Tüm ülkeler -ki buna ABD, Çin ve Rusya da dahil- kendi çapında bir varoluş, yeni dünya düzeninde yer ediniş/alan kapma mücadelesi veriyor. Türkiye'de bu süreçte elbette ki kendi çıkarlarını/geleceğini kolluyor ve bunun ekonomik/siyasi bedellerini de doğal olarak ödüyor, ödemeye de devam edecektir.

Hülasa yazılacak birçok husus olmakla beraber, esasen gelmiş olduğumuz durumu sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed s.a.v ve Sultan Abdulhamid Han çok net özetliyor.
- Nasılsanız, öyle yönetilirsiniz.
- Savaş yalnız sınırlarda olmaz. Savaş bir milletin topyekûn ateşe girmesidir. Eğer bu bütünlük sağlanmamışsa zafer tesadüfi, yenilgi kaderdir.Alinti..

Selam ve dua ile. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Çiçekli - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Mercek Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mercek Haber değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (530) 912 22 78
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?