AKİF'İN C H P'YLE İMTİHANI..

++ ÂKİF'İN CHP İLE İMTİHANI ++
(Ders Başladı, Mevzu Derin)

Anlatacaklarım aramızda kalmasın.

Akif’in oğlu Emin Ersoy, askerlik görevi yaptığı sırada koğuştaki arkadaşlarına Kur’an okuyup tefsir ettiği gerekçesiyle Askeri Mahkeme’ye verildi. Tutuklanan Emin Ersoy, çavuş arkadaşının yardımıyla ceza evinden kaçar ve o dönemde Fransız manda yönetimindeki Kırıkhan’a kadar geldi. Kırıkhan’da yakalanan Emin Ersoy ve arkadaşı Türkiye’ye iade edildi. Cezasını çeken Emin Ersoy yıllarca yoksulluk altında yaşadı. Bunalım içinde yaşadığı bu dönemde solcu yazar Çetin Altan’dan bile ekonomik yardım istedi. En sonunda Beşiktaş’ta bir “çöp kutusunun” yanında ölü bulundu. Bitti mi? Hayır, devam.

Akif’in kızı Suat Hanım ise 1991 yılında üzücü olaylarla karşılaştı. Çocuklarıyla Beyoğlu’nda yaşayan Suat Hanım, evinden atılmak istendi. Ancak Turgut Özal, Halkalı’da ona bir daire tesis ettirdi. Ancak sıkıntılar yüzünden evi satmak zorunda kaldı. En son Kadıköy’de Vakıflara ait döküntü ahşap bir eve taşındı. Suat Hanım bu evde zor günler yaşadıktan sonra vefat etti.

En önemlisi de şu anlatacaklarım.

Devlet tarafından Mehmet Akif Ersoy’a meal hazırlama görevi verilmiştir. Fakat daha sonra Âkif, Mısır’da hazırladığı meali vermekten vazgeçmiştir. 1931’in sonunda daha önce bu iş için aldığı 1000 lirayı ve haklarını Hamdi Yazır’a devretmiştir.

Akif’in meali vermekten vazgeçmesinin nedeni cami ve namazlarda Kur’an’ın Türkçe okutulacağını haber almasıydı. Böyle bir devrim yapılacağını haber almıştı. Zaten camilerde başlamıştı bu proje. Âkif, İstanbul’a geldiğinde bir soru üzerine şu cevabı verdi: “Tercüme güzel oldu. Hatta umduğumdan daha iyi. Fakat onu verirsem namazda okutmaya kalkacaklar. Ben o zaman Allah’ın huzuruna çıkamam ve Peygamberin yüzüne bakamam…” Akif’in mealini vermemesinin tek nedeni buydu işte!

Hatta Akif, Kur’an’ın tercümesini artık namazlarda okutacaklarını öğrendiğinde içinden gelen acı ve pişmanlıkla: “Meğer ben Rabbime karşı ne büyük hata işliyormuşum. Ne büyük isyanda bulunuyormuşum. Ben Kur’an’a hizmet için bu işi yaptım. Kur’an kaldırılıp yerine benim tercümem okunacak. Kıyamete kadar Müslümanlar bana lanet edecek… Bu nasıl olur” diye düşünmeye başladı. Izdıraplı zamanlar geçirdi. İşte Akif’in Kur’an’ın tercümesini CHP hükümetine vermemesinin nedeni buydu.

Bu günaha, bu felakete ortak olmak istemiyordu. Zaten ayaklar baş, başlar ayak olmuştu.

Bombayı patlatıp öyle bitirelim.

Uğur Mumcu’nun düzenleyip hazırladığı “Kâzım Karabekir Anlatıyor” adlı kitapta ve Kazım Karabekir'in hatıratında da şöyle bir bilgi geçer.

Karabekir ile Atatürk arasında geçen muhabbette Kur’an’ın neden tercüme edildiği ile ilgili Atatürk şu tüyler ürpertici cümleleri söylüyor: “Evet Karabekir, Arap oğlunun (haşa Peygamberimizin) yavelerini (saçmalıklarını) Türk oğullarına öğretmek için Kur’ân’ı Türkçeye tercüme ettireceğim. Ve böylece de okutacağım. Ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler…” Bu söyledikleri orada bulunan herkesi üzüp incitmişti. 
Mevzu hep derin...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Çiçekli - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (530) 912 22 78
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?