PEYGAMBER DUASI

SELAMUNALEYKUM.ALLAHIN RAHMETİ BEREKETİ NURU ÜZERİNZE OLSUN..

ibn-i Amr İbni'l-As (R. A) anlatıyor:

"Resulullah (SAV) Hz. İbrahim'in duası olan;

"Ey Rabbim şüphesiz ki o putlar insanlardan pek çoğunu saptırmıştır. Kim bana uyarsa muhakkak ki o bendendir. Kim de emirlerine karşı gelirse, şüphesiz ki sen çok bağışlayıcı, çok merhamet edicisin" (İbrahim; 36) mealindeki ayeti ile,

Hz. İsa'nın duası olan;

"Eğer onlara azab edersen onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, elbette sen dilediğini yapmayı kadirsin ve sen herşeyi hikmetle yaparsın." (Maide; 113) mealindeki ayeti tilavet buyurdu ve ellerini kaldırdı, şöyle yalvardı:

"Allah'ım! Ümmetimi mağfiret et, ümmetimi mağfiret et!" ve ağladı.

Allah Teala:

"Ey Cibril, Muhammed'e git! dedi, -Rabbin bildiği halde niye ağladığını sor!" diye emretti.

Cebrail aleyhisselam, ona gelip niye ağladığını sordu. Rabb Te'ala'ya dönüp Muhammed'in ne söylediğini

O çok iyi bildiği halde haber verdi. Bunun üzerine Allah Te'ala:

"Ey Cebrail! Muhammed'e git ve ona söyle ki,

"Biz seni ümmetin hususunda razı edeceğiz, asla kederlendirmeyeceğiz." (Müslim)

***

Ümmete Dua:

Hz. Aişe (r.a), Peygamber Efendimiz'i neşeli gördüğü bir gün:

''Ey Allah'ın Rasulü, benim için Allah'a dua ediver!'' demişti.

Rasûlullah (s.a.v):

''Allah'ım, Aişe'nin geçmiş, gelecek, gizli ve açık bütün günahlarını mağfiret eyle!'' diye dua etti.

Hz. Aişe validemiz o kadar mesrur oldu ki, sevincinden başı önüne düştü.

Rasulullah (s.a.v):

''Dua etmem seni sevindirdi mi?'' diye sordu.

O da:

"Senin duan beni neden sevindirmesin ki?" dedi.

Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v):

"Vallahi bu, benim ümmetim için her namazda yaptığım duamdır" buyurdu. (Heysemi)

Rasulullah (s.a.v), bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur:

Allah katında, kulun şöyle demesinden daha sevimli bir dua yoktur:

''Allah'ım! Ümmet-i Muhammed'e umumi bir rahmet ile merhamet eyle!" (Ali el-Müttaki)

Mâruf Kerhide şöyle buyurur:

Kim her gün on defa:

''Allah'ım, ümmet-i Muhammed'in halini ıslah eyle! Allah'ım, ümmeti Muhammed'in sıkıntılarını gider! Allah'ım, ümmet-i Muhammed'e rahmet eyle'' derse Abdal'dan Allah dostlarından yazılır.

(Ebu Nuaym)

Bu sebeple Allah dostları, dualarında hep ümmet'i Muhammed'i düşünerek şu şekilde ilticâ etmişlerdir:

Allah'ım! Ümmet-i Muhammed'i mağfiret eyle!

Allah'ım! Ümmet-i Muhammed'e rahmet eyle!

Allah'ım! Ümmet-i Muhammed'e yardım eyle, zafer nasîb eyle!

Allah'ım! Ümmet-i Muhammed'i muhâfaza eyle!

Allah'ım! Ümmet-i Muhammed'i bir araya getir ve yekvücut eyle!

Allah'ım! Ümmet-i Muhammed'i ıslah eyle!

Allah'ım! Ümmet-i Muhammed'in sıkıntılarını gider! (Ebu Nuaym)

 

Rivayetlerde, diğer peygamberlerden farklı olarak Peygamberimize (asv)“Umumî şefaat hakkının verildiği” ifadesi vardır. Kıyamet günü, makam-ı mahmuda sahip olan Hz. Peygamber (asv)’den başka kimseye “umumî şefaat” hakkı verilmemiştir.

Hadis rivayetlerinde, her peygambere müstecab / makbul bir dua hakkının verildiği bildirilmiştir.
Nitekim, Hz. Enes’ten nakledilen rivayete göre, Peygamberimiz (a.s.m) şöyle buyurmuştur:

“Her peygamberin hususî bir duası var ki, onunla ümmetiyle ilgili olarak dua etmiş ve duası kabul edilmiştir. Ben ise, duamı kıyamet gününde ümmetim için şefaat kıldım / ümmetim için erteledim, şefaat etmeye ayırdım.”(Buharî, Daavat, 1, Müslim, İman, 340).

Hz. Ebu Hureyre’nin bildirdiğine göre, Peygamberimiz (a.s.m) şöyle buyurmuştur:

“Her peygamberin -yapacağı- müstecab (Allah tarafından kabul edileceğine dair söz verilen) bir duası vardır. Ben ise, o duamı ahirette ümmetim için şefaat olarak saklamayı arzu ediyorum / saklıyorum / sakladım.”(Buharî, Daavat, 1; Tevhid,31, Müslim, İman, 334,335).

Bu hadis üzerinde yapılan farklı yorumlar vardır. Bütün bunları burada zikretmemiz düşünülemez. Ancak sizin sorunuza cevap teşkil edecek bazı bilgileri şöyle verebiliriz.

Aslında her peygamberin pek çok duaları makbul olmuştur. Fakat bu hadiste, ifade edilen dualardan maksat, bir peygamberin kesin kabul gürmüş veya kabul olacağına dair söz verilmiş dualarıdır. Bu dualar, o peygamberin kendi şahsı veya ümmeti hakkında olabilir. Hatta bunlar, müspet anlamda bir dua olduğu gibi, menfi anlamda bir beddua da olabilir. 

Bunlardan biri,

“Nuh: ‘Ya Rabbî, dedi, yeryüzünde dolaşan bir tek kâfir bile bırakma!’ " (Nuh, 71/26)

mealindeki ayette söz konusu edilen Nuh (as)’ın yaptığı bedduadır. 

Bir diğeri,

“Doğrusu ben arkamdan yerime geçecek akrabamdan ötürü endişeliyim. Eşim de kısır! Bana lütf-u kereminden öyle bir vâris nasib et ki bana da, Yâkub hanedanına da vâris olsun. Onu, razı olacağın bir insan eyle ya Rabbî!”(Meryem, 19/6)

mealindeki ayette söz konusu edilen Hz. Zekariya (as)’ın kendisi için yaptığı hususî duasıdır.

Bir başka misal ise,

“Ya Rabbî!” dedi, “affet beni ve bana, benden sonra hiç kimseye nasip olmayacak bir hakimiyet lütfet. Çünkü Sen, lütufları son derece bol olan Vehhab’sın!” (Sad, 38/35)

mealindeki ayette mevzu bahis edilen Hz. Süleyman (as)’ın kendisi için yaptığı duadır.(bk. İbn Hacer, Fethu’l-Barî, ilgili hadisin şerhi).

 

Selam ve dua ile...

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Çiçekli - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Mercek Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mercek Haber değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (530) 912 22 78
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?