OKULLAR AÇILDI SIKINTILAR BAŞLADI

OKULLAR AÇILDI SIKINTILAR BAŞLADI
Okulların açılması; bazı veliler için, sıkıntı demektir.
Kayıt parası, forma parası, yardımcı kitap, servis, kurs parası... Ne kadar pahalı bir yatırım. Onca yıl sonra; bu pahalı yatırımın karşılığı; iş ve meslek edinme açısından belki de; yetersiz, bir yatırım, olarak karşımıza çıkar.
İşte, O, nedenle; insan yetiştirme açısından, mutlaka başarılı olunması gereken; bir yatırım amacının olması gerekir.
Uygulamaya bakıyorsunuz;
SÖZDE KAYIT PARASI ALINMIYOR...
Sayın Bakan Yardımcısı, Bakan adına, yardımcı kitaplar konusunda baskı yapılmayacağını, alınması için; zorlanmayacağını duyurdu. Evet, duyurdu... Uyan kim? Bunu kim denetleyecek? O, ANA KADAR ALINAN YARDIMCI KİTAPLAR İADE Mİ EDİLECEK?
Bunlar hep akılda kalan sorulardır...
Okulların açılmasına yönelik yapılan araştırmalarda şu sonuç çıkmaktadır. Bazı uyanık esnaf; Öğrencilere sunulan hizmetlerden maddi anlamda yararlanmanın peşine düşmektedir. Farkında olmadan bazı eğitimciler; bu çarka hizmet etmektedirler. Acaba kazançları nedir?
Kaynak kitap, zorunlu forma, dayatmaları bu işin bir parçasıdır. Bazı şehirlerimizde, buraya servis parasını, hatta özel öğretmen ücretini koyarsanız; Eğitim süreci kimi ailelere; çile olarak, görünmektedir.
Üstelik, özellikle okula ilk başlayan çocuklarımızın oluşturduğu ilk sınıflarda; sınıfı güzelleştirmek adına, yahut hediyeleşmek adına, yapılan uğraşlarda; ailelerin ekonomik durumu düşünülmeden; bu çalışmalara katılmak, zorunluluk gibi, algılanmaktadır.
Evet, ders kitapları dağıtıldı...
Bu sene Sayın Başkanın ifadesine göre; basılmasında, bir sıkıntı da; yaşandı...
Senelerce öğrencilerin kitap bulma savaşını yaşaması; son yıllarda, yerini; kitaplarını masalarının üzerinde bulma eylemine dönüştü.
Büyük bir sıkıntı, giderilmiş oldu.
Ders kitapları ve içeriği, her eğitim, öğretim yılı başlarken; gündeme taşınır. Tartışılır, tartışılır, tartışılır... O da; ayrı bir konudur...
Yetkililerden beklentimiz, Devlet olarak, ders kitapları meselesini hallettiğimiz gibi, yardımcı kitaplar, kaynak kitaplar, meselesini; gerekirse, Devlet aracılığıyla halletmek gerekir. Onlar da; ücretsiz olarak, dağıtılabilir. Öğretmenlerin bu konuda, konuşacağı şey, azalır. Öğretmen, bir nevi sınıfta, bir pazarlamacı gibi; çalışmamış, olur. Böyle öğretmenin öğrencinin gözüne; itibarı olur mu?
Nasıl ki; dershaneler kapatıldıktan sonra; okullarda ilave ders uygulaması yapılıyor ise; kaynak kitapların basımını da; Devlet yapabilir. Hatta veliden gerekirse; sembolik ücretler de; alınabilir. Ondan sonra; kaynak kitap reklamı yapmaya çalışan öğretmenin, görevine son verilir... Kısacası; Eğitim ve Öğretim, sadece Devlet kontrolünde yapılmalıdır.
Bir zamanlar, Yardımcı ders kitapları olarak, tanıtımı yapılan ürünler ise; öğrencilere, öğretmenler tarafından; kimi zaman zorla aldırılırdı. O konu, hiç gündeme taşınmazdı. Bir de; eski zamanlarda, ilk okullarda; dergi meselemiz, vardı...
KİMİ ÖĞRETMENLER TARAFINDAN; DEVLETİN okutmak için, bastığı kitapları; yetersiz, zayıf, işe yaramaz, muhtevasız olarak, kabul eden bir konumdayız. Bu konuda, öğretmenlerin yaptığı olumsuz değerlendirmeler, açısından; Dünyada birinci sayılabiliriz...
Öğretmen Devletin yaptığını beğenmiyor, yetersiz görüyor... Daha ne olsun! Bir nevi, Devletin bu kurumlarının boşa çalıştığını, ima ediyorlar. Adama sormazlar mı? madem kitap yeterli idi de; senin öğretmen olarak, o sınıfta ne işin var?
EEE, o halde, yetersiz olan bu kitapları ve içeriğinin nasıl olacağını senelerdir neden tartışıyoruz? Nasıl olsa, öğretmenler her şeyi biliyor. Onlara göre; Boşuna devlet kitabı basıp, öğrencilere neden dağıtıyorsunuz!!! gereksiz masraf olarak kabul ediyor, hocalarımız!!! Öğretmenler, Devlete; O kitapları basmayın, boşa uğraşmayın... Herkesi serbest bırakın, herkes istediğini yapsın... Desin, olsun, bitsin...
Evet, adamlar davranışları ile; böyle düşündüğünü, ima eder haldeler.
Evet, yazık ki; ne yazık... Önceden devlet kitap seçme serbestliği yaptığı zaman; öğretmenler falan yayın evinin, filan kitabını seçtirmek için; çaba sarf ederlerdi. Çünkü, ucunda, garip şeyler, dönüyordu...
Şimdi ise; yardımcı kitaplar, savaşı var... Önceden ders kitabı basıp, para kazanmak isteyen yayıncılar, ne kadar ise; şimdilerde, yardımcı kitap basıp, para kazanmak isteyen yayıncılar; öncekinin iki mislidir...
Devlet, tek forma zorunluluğunu ortadan kaldırdı. Şimdi ise; formalar savaşı var... Aynı kıyafet serbest piyasada 20 lira ise; zorunlu alınan yerde; 60 lira. Ne oluyor arkadaş... Bu soyguna kim dur diyecek? Yazık değil mi, üç beş esnaf para kazanacak diye; Devletin imajı, güvenirliliği, sarsılıyor. Üstelik bunu Devletin memuru konumunda olan İdareciler ve Öğretmenler, yapıyor... Yetkililer, seyrediyor... Yazıklar olsun...
Kıyafet değiştiremeyenler, onun da; yolunu bulmuşlar. Okulumuzun arması değişti. İsterseniz yeni forma alın, yahut; arma alıp, eski kıyafete dikiniz... Allah aşkına karşımızdaki çocuk. Ben bu çocuğa neden yeni kıyafet alamayacağımı nasıl izah edeyim?
Evet, yetkililer duyuyor musunuz?
Neden böyle yapıyorsunuz? sorgulamasına verilen cevap. Okulumuzun ihtiyaçları var. Yani, Devletin okulun ihtiyaçlarını gidermeye gücü yetmiyor, denmek istiyor...
Varın, hesabı siz tutun, benim aklım, yetmiyor...
Üniversitelerde okuyanlar bile, lisede okuyanlar kadar, kitap almıyor... Bu da, başka bir gerçek...
Şimdi;
Çoğu öğretmene göre; ders kitapları yetersizdir. Muhtevası ve içeriği, az görülür. Öğrencinin, yeteri kadar yararlanamayacağı, söylenir. Doğal olarak, arkasından, bu açığın kapatılması için; yardımcı kitaplar önerilir. Hatta, sınıflarda bizzat öğretmenler tarafından teşvik edilir. Paraları, toplanıp; sınıflarda dağıtılır.
Bu olay, dün de, böyleydi. Bugün de; böyle. Ders kitapları, Devlet tarafından dağıtılmadığı zamanlar da; bu sefer kitap seçme kargaşası yaşanırdı. Yayın evleri ve onların şehirlerdeki uzantıları, kendi kitaplarının seçilmesi için; değişik metotlar uygularlardı. Kendi kitaplarının okunması için; baskılar yapılırdı.
MEB tarafından o yıllarda da; basılan kitaplar vardı. Ancak, yine Bazı yerlerde MEB, kitapları seçilmezdi. Zorunluluk olmayınca; Kitapların hangilerinin okutulacağına, zümreler, karar verirdi.
Arkasından, yardımcı kitaplar devreye girerdi. Hem de; ne giriş... Ders kitabının üç, beş misli fazla fiyatına, satılırdı.
O, günlerde de; öğretmenler, ders kitaplarının yetersiz olduğunu söylüyorlardı. Bugün de; aynı şeyi, dile getiriliyor. Kısacası, yan ürünler, para kazandırmaya, devam ediyor.
Hatta, o kadar ilginç şeyler yaşanıyordu ki, bilginiz olsun, diye paylaşıyorum. Bugün de, ona benzer şeyler, olmasın. Yardımcı kitapların, tavsiye edilmesi için; tebliğler dergisinde, yayınlanmak gibi, bir zorunluluğu vardı. Gerçi, O zorunluluğu takmadan, yine bildiğini okuyan öğretmenler vardı.
İşte örnek. Öğrencilere okutmak için, ders kitabı olarak; tebliğler dergisinde yayınlanmış, zümrelerde kabul edilmiş ve Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından onaylanmış listeler hazırlanırdı. O, listelerde, okullarda şu, kitaplar okutulacak, diye ilan edilirdi. Hatta, kitap evlerine bildirilirdi. Veli ve öğrenci doğru alış, veriş yapsın diye, yapılan bir uygulama idi.
Bütün bunlara rağmen; okullar açılır, dersler başlardı. Bir de bakarsınız, bir kitapçıya, bir ders kitabı, öğrenciler tarafından iade edilmek istenirdi. Kitap evi sahibi, kurallara uygun olarak satılan bu kitabın; neden, iade edilmesi gerektiğini sorunca? alınan cevap çok ilginçti. Öğretmen arkadaş, öğrencilerine, tüm mevzuata uygun olarak seçilen bu kitabı okutamayacağını belirtmiştir. Hatta öğrencilerine, gidin O, kitapları aldığınız yere iade edin, diye; yol göstermiştir. Kendisi, tebliğler dergisinde dahi yayınlanmayan bir yardımcı kitabı almaları gerektiğini, öğrencilerine dikte etmiştir.
Kısacası öğretmen, tüm MEB yetkililerine siz kimsiniz? diye meydan okumuştur...
Aynı olay, bugün devam etmektedir.
Bugün de, yardımcı kitaplar konusunda, buna benzer şeyler yaşanmasın, diye anlatıyorum.
Yetkilileri, bu konuda uyarıyoruz. Velileri ve bütçeleri, kimse takmıyor. Üç beş yardımcı kitabın bedeli üç rakamlı sonuçlara ulaşıyor. Kitapların ne kadar pahalı olduğunu söylememize, gerek yoktur.
Okulların açıldığı şu günlerde, bu tür olayların yaşanmaması için; gerekli tedbirler alınmalıdır. Eğitimimizin kanayan bir yarasıdır. Eğer, bu alanda bir ihtiyaç söz konusu ise; bu alan, DEVLET eli ile, doldurulmalıdır. İhmale gelmez. Forma konusu da; mutlaka çözülmelidir. Öğrenci velileri; bir-kaç esnafın, ve de; idarecilerin verdiği karar ile, mağdur durumuna düşürülemez...
Zaten, okullarda yaşanan kıyafet masrafı, servis, yemek, ücretleri; veli için yekün teşkil etmektedir.
Umarım, bu uyarılarımızı birileri, dikkate alır. Bu kanayan yaraya bir çözüm bulunur...
SELAM İLE...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Orhan Arslan - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Hangi haber sitesini daha sık takip ediyorsunuz?