Ne cihetten bakarsanız bakın bu bir zaferdir, tarih yazmaktır

Cumhurbaşkanı ERDOĞAN dünya da tartışmasız bir liderdir..
Türkiye'nin bir demokrasi bayramı daha geride kaldı. "Liderini bulan büyük Türk milleti, milletini bulan lider Tayyip Erdoğan gerçeği"' yıldız gibi parlıyor Seçim sonuçlarıyla ilgili en bariz, en tartışmasız gerçek, şüphesiz Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başarısıdır
Liderler, haklarında çok şey söylenen yakıştırılan kişilerdir. Liderlerin geldikleri konumlar, geliş biçimleri, kişilik özellikleri, yaptıkları, yapmayı istedikleri, izleyenleri, izlemeyenleri, sevenleri, nefret edenleri tarafından konuşulur, söylenir ve hatta yazılır.

16 yıldır toplumun içinde ve önünde olan, onlarca badire geçirmiş olan bir Erdoğan'ın hala toplumda karşılığının bu kadar yüksek olması, dahası bu kadar oyu almış olması her türlü takdirin üstündedir.
Ne cihetten bakarsanız bakın, bu bir zaferdir.
Erdoğan, demek ki milletin nabzını herkesten iyi tutuyor.
Milleti, şu anda siyaset yapmakta olan bütün liderlerden daha iyi tanıyor.
Bunu, Erdoğan’ın kazandığı 10 küsur seçimden biliyorduk ama bir kez daha öğrendik.

Bunu doğal bir durum olarak değerlendirmek gerekir. Bu doğal durumun yarattığı düşünsel duygusal karmaşayı göz önüne aldığımızda peki liderleri ya da bir lideri nasıl doğru ve sağlıklı değerlendirebiliriz sorusunun da cevaplanması gerekmez mi? Diye düşünebilirsiniz.
Haklısınız. Sanırım liderlik ve liderler konusunda bireysel kurumsal ve toplumsal olarak artık doğru ve sağlıklı değerlendirmeler yapmak zorundayız. Neden mi? Cevabı çok açık ve net, çünkü bir ülkenin kaybedecek zamanı ve kaybetmeye tahammülü yok, olmamalı.

Bir lider kişisel özellikleri, yaptıkları, yapmayı düşündükleri ile değerlendirilebiliniz. Kişisel özellikleri lideri başkalarından farklı kılan ve onu diğerlerinden ayırt etmemizi sağlayan fiziksel, zihinsel ve tinsel tüm nitelikleridir. Bu nitelikler kabul alanımıza dönüşmesi anlamında beklide en göreli boyutu oluşturur.
Bir liderin yaptıkları ve yapmayı düşündükleri biraz daha yansız değerlendirebileceğimiz boyutlardır.

Bir liderin olumlu ya da olumsuz, kabul edilebilir ya da edilemez olarak algılanan kişisel özelliklerinin de kurumsal ya da toplumsal yaşama ne kadar ne kadar ve nasıl yansıdığı yaptıklarında ve yapmayı istediklerinde örülebilir.
Hayranlık duyduğumuz ya da asla kabullenemeyeceğimiz kişisel özelliklere sahip liderlerin kimi zaman yaptıkları ve yapmak istedikleri, kurumsal ve toplumsal yaşama getirdikleri katkı anlamında bize, onlara ilişkin duygularımıza, düşüncelerimize meydan okur bizi kendi kendimizle bir hesaplaşmaya götürür. Kişisel, öznel değerlendirmelerimizle kurumsal ya da toplumsal bizi aşan yararlar ve sonuçlar arasında sıkışıp kalırız.

Kişisel duygu ve düşüncelerimiz bizi aşan yararlar ve sonuçlarda giderek silikleşir ya da koyulaşır. Doğru ve bilgece olan kurumsal ve toplumsal yararları ve sonuçları özeğe alıp liderleri değerlendirebilmektedir. Bu anlamda bir değerlendirme kuşkusuz değerlendirmeyi yapanların duygusal ve düşünsel yetişmişlik ve yetkinlik düzeyinde yakından ilişkilidir.

**Liderlik geleceğin tarihini bilinçli ve sistemli olarak yazabilmektir. Bir lider olarak etkinlik alanlarına ilişkin aldığı tüm kararlarda altına imza attığı her şeyde uyguladığı yöntemler, uymak olduğu tüm koşullarda kişisel olmayan işler yapmak, toplumsal ve kurumsal yararları ön plana çıkarmaktır.

**Anlık, gündelik kararlarında içeriği ve sonuçları anlamında on, yirmi, otuz, kırk hatta yüzyıl sonra toplum ve kurum için ön gördüğü ya da olmasını istediği bir geleceği gerçekleştirecek olmanın sorumluluğunu taşımak ve bunun farkında olmaktır.

**Bir lider olarak etkinlik alanlarında var olan sorunlara ya da o güne kadar hiç düşünülmedik çözümler üretebilmek ve bunları işe koşabilmektir.

**Toplumum ve kurum için ön gördüğü ya da olmasını istediği geleceği uzun erimli hedeflerde tanımlamak kısa erimli etkinliklerde gerçekleştirmektir.

Türkiye’de ben liderim diyen herkese çok büyük sorumluluklar düşüyor. Bu görev ve sorumlulukları yerine getirmenin başlangıç noktası toplumun ve kurumların gündemini toplumsal ve kurumsal yararları temel alarak Türkiye’nin ve Türk insanının onlarca yıl sonrasına odaklanmaktır.

Bu ülkenin tarihine, kültürel birikimlerine, başarılarına layık olmak, bu ülke insanının entelektüel gücünü, hayal gücünü, gönül gücünü işe koşarak geleceğin tarihini yazmaya özenmektir.

Saygılarımla.
Hasan ALPARSLAN

Araştırmacı, Gazeteci- Yazar.

9 Temmuz 2018

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Hasan Alparslan - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket 'CHP'de Genel Başkan kim olsun?'