Hadis-i Şerifleri inkâr

Muhterem Kardeşlerim…

Dini yıkmak isteyenler, önce Âlimlerden, mezheplerden başladılar, sonra da Hadis-i Şeriflere saldırdılar. Sahih de olsa Hadis-i Şerife düşmanlıklarını gizlemediler. Ama her Müslüman bilir ki, Hadis-i Şeriflere düşman olmak, “Resulüm vahiyden başka söylemez” buyuran Allahü Teâlâ’ya düşmanlıktır. Bu Allah düşmanları, “Yalnız Kur’an” yaftası altında, hadislerden başlayarak İslamiyet’i yıkmaya çalışıyorlar.

Misyonerlere aldanan bir genç, “Bir tek hadisin bile sahih olduğunu söylemek mümkün değildir. Çünkü ne hadisi söyleyen Peygamberi, ne de, onu nakleden Sahabeyi gördük, yanında değildik. Bu bakımdan bir Hadisin doğru olduğunu söylemek yanlış olur. Mesela Buhari ve Müslim’in rivayet ettiği beş vaktin namazın farz oluşu ile ilgili Hadis, diğerleri gibi uydurmadır. Eğer Muhammed Musa’dan üstün ise, onun tavsiyesine nasıl uyar?” diyor.

Efendim;

Yukarıdaki iddiaları yapan maksatlı değilse, Peygamberi de, Sahabeyi de, Âlimleri de hakkıyla bilmiyor demektir. Tevatürden, icmadan, Hadis ilminden haberi yoktur. Bilmediği bir şeyi, bir Peygamber bir başkasına sorabilir. Bundan da haberi yok. Musa aleyhisselam Ulül-Azm, büyük bir Resuldür. Buna rağmen, bilmediği ilimleri öğrenmek için, bir kimseden yardım istediği Kur’an-ı Kerimde bildiriliyor.

İşte Âyet-i Kerimeler:

“Bu arada ikisi [Hazreti Musa ile arkadaşı], katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve kendisine ilim öğrettiğimiz kullarımızdan birini buldular. Musa ona, sana öğretilen [gayblarla ilgili] ilimden, doğruyu bulmama yardım edecek bir bilgi öğretmen için sana tâbi olmak istiyorum, dedi. O, Sen benim yaptıklarıma dayanamazsın, esasını bilmediğin bir şeye nasıl dayanabilirsin? dedi. Musa, inşallah, beni sabredici olarak bulursun dedi.” [Kehf 65 - 69]

Kitap sahibi bir Peygamber, herhangi bir kimseden bilgi almak istediğine göre, Peygamber Efendimizin Hazreti Musa’nın tecrübesine istinaden yaptığı tavsiyesine uyması yadırganmamalıdır. Bu Hadis-i Şerif, Buhari ve Müslim gibi dinimizin en kıymetli iki Hadis kitabında yer almaktadır. Bu iki kitaba inanılmazsa, din yıkılmış olur. Çünkü bu iki kitabın doğru olmasında İcma hasıl olmuştur. İcma, âlimlerin sözbirliğidir. Eğer İcma’ya inanılmazsa Kur’ana da inanılmaz. Ayrıca namazın nasıl kılınacağı, namazın farzları, vacibleri, mekruhları, sünnetleri, namazı bozanları Kur’an-ı Kerimden anlamak mümkün değildir. Daha bir çok konunun hepsini Peygamber efendimiz açıklamıştır. Resulullah Efendimizin açıklaması olmadan bunları bilmek mümkün değildir.

Medarik tefsirinde, Nisa Suresinin, “Müminlerin [itikad ve ameldeki] yolundan ayrılan Cehenneme gider” mealindeki 115. Âyet bildirildikten sonra, “Kitab ve Sünnetten ayrılmak gibi İcmadan da ayrılmak caiz değildir” buyuruluyor. Beydavi’de, aynı Âyetin tefsirinde, “Bu Âyet, İcmadan ayrılmanın haram olduğunu göstermektedir” buyuruluyor.

İmam-ı Ahmed’in bildirdiği, “Ümmetim dalâlet üzerinde sözbirliği yapmaz” Hadis-i Şerifi de gösteriyor ki, Ehl-i Sünnet Âlimlerin söz birliği ile bildirdiklerinin hepsi doğrudur.

İbni Sebe diyor ki: Kur’anı toplayan Eshab, ona ilave ve çıkarma yaptı. Biz Kur’ana inanmayız. “Bu Kur’anı Allah indirdi korumasını o yapar” diye bir Âyet uydurmuşlar.

Yok, biz İbni Sebe Yahudisi gibi değiliz deniyorsa ve Kur’ana inanılıyorsa, Eshab-ı Kiramın hepsinin Cennetlik olduğuna da inanmak gerekir. Onların rivayet ettikleri Hadislerin de doğru olduğuna inanmak gerekir. Kur’anı bildirdikleri gibi Hadisleri de onlar bildirdi. Bunlardan birini kötülemek, bir dediğine inanır, diğer dediğine inanmam demek, dini yıkmanın, İslamiyet’e inanmıyorum demenin kamufle edilmiş şeklidir. Hadis Âlimlerini, yalancı, cahil ve din düşmanı bilmek ne kadar yanlıştır. Buhari ve Müslim gibi Âlimlere uymak gerekir. Çünkü Kur’an-ı Kerimde, “Bilmiyorsanız zikir ehline [Âlimlere] sorun” buyuruluyor. (Nahl 43)

Resule uymak

Hadis-i Şeriflerin büyük kısmı sağlam kaynaklarla bize kadar gelmiştir. En ufak bir şüphe yoktur. Özellikle Kütüb-i Sitte’deki Hadis-i Şerifler sağlamdır. Farzımuhal, “Yalnız Kur'an” diyen sapığın dediği gibi, bütün Hadis-i Şerifler uydurma olsa, böyle çirkin bir iddia, Allahü Teâlâ’yı cahillikle suçlamak olmaz mı? Hâşâ Allah, hadislerin değiştirileceğini bilmiyor muydu? “Bilmiyordu” denemez. “Biliyordu” denirse niye uydurma, yanlış, bozuk, bâtıl şeylere uyun emrini verdi?

Demek ki böyle şeylerin olmayacağını, Resulünün mübarek sözlerinin sağlam senetlerle geleceğini, değişmeyeceğini bildiği için, “Resulüme uyun” buyurdu. Çünkü Hadis-i Şeriflere uyulmadan Resulullah’a uyulmuş olmaz.

Allahu Teâlâ cümlemizi dinen görevinin bilincinde olan, Kendisine layık Kul, Habibine layık Ümmet eylesin. (Amin)

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Müslüm ABACI - Mesaj Gönder

# Dedi


Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Mercek Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mercek Haber değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (544) 375 03 30
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?