Ölü için namaz kılmak

Muhterem Kardeşlerim…

“Kimse kimsenin yerine namaz kılamaz, oruç tutamaz” Hadis-i Şerifi, “Herkes, kendisine emredilen ibadeti kendisinin yapması gerekir. Bir kimse, başkasının veya ana babasının yerine namaz kılar, oruç tutarsa, ana babası namaz ve oruç borcundan kurtulamaz” demektir, fakat kıldığı namazların ve tuttuğu oruçların sevabları ana babasına gider. Kendileri kılmış gibi sevaba kavuşurlar. (Bahr)

Biri, “Ya Resulallah, ölmüş ana babam için ne yapabilirim?” diye sorunca, Resulullah Efendimiz, sallallahü aleyhi ve sellem, “Onlar için namaz kıl, oruç tut” buyurmuştur. (Redd-ül Muhtar)

Tutulan orucun, kılınan namazın sevabı ana babaya bağışlanırsa, sevabları onlara ulaşır. Yapılan ibadetlerin sevablarını bütün Müslümanlara bağışlamalı. Kendi sevabından da hiç eksilme olmaz.

Başkasına sevab bağışlamak

Kur'an-ı Kerimi okumak sünnet, dinlemek ise farzdır. Sünnet, Farzın yanında denizde damla gibidir. Elbette imamın okuduğu Kur'an-ı Kerimi dinlemek, böylece farz sevabına kavuşmak gerekir. O âyet-i Kerime, “İnsana, ancak dünyada çalışarak yaptığı işler fayda verir” mealindedir. Kur'an-ı Kerimi dinlemek de kendi yaptığımız bir iştir. Dinleyerek sevab kazanıyoruz. Dinlemeyene sevabı olmaz. Dinleyenin sevab alması bu Âyet-i Kerimeye de zıt değildir. Şeyhzade tefsirinde, bu Âyet-i Kerimenin mânası açıklanırken, “Çalışan kimse, başkasının da sevabdan hissedar olmasına niyet ederse, bu takdirde o da onun amelinin sevabından faydalanır. Çünkü amel eden bu niyetle şer'an başkasına da vekâlet etmiş olur” buyuruluyor. Başkaları işlediği sevabları bize bağışlayabilir. Biz kendimiz yapmasak da bu sevablara kavuşuruz.

Makamat-i Mazheriyye’deki Hadis-i Şerifte, “Bir kimse, başkası için yetmiş bin adet Kelime-i Tevhid okursa, o kişinin günahları affolur” buyuruldu. Demek ki, başkaları da bir insanın günahlarının affolması için çalışabilir. Sevablarını ona bağışlamakla kendi sevablarından da bir eksilme olmaz.

Mürtedin sevabları

Kişi, mürted olunca bütün sevabları gidiyor, tekrar Müslüman olsa da sevabları gelmiyor. Bir kimse, bize çok sevab hediye etse, sonra mürted olsa, bizdeki sevablar da silinmez, onu vermiştir. Verince ondan çıkmıştır. Onunla bir ilgisi kalmamıştır.

Sevab bağışlamak

Namaz Kitabı’nda, “Namaz, oruç, sadaka gibi nâfile ibadetlerin sevabını başkasına hediye etmek caizdir” deniyor. Buradan farz ibadetlerin sevablarının bağışlanmayacağı anlaşılıyor, ama bu bir kavildir. Farzların sevablarının da bağışlanabileceğini bildiren kavil de vardır.

İslam Ahlakı kitabında deniyor ki:

Namaz, Oruç, sadaka ve Kur’an-ı Kerim okumak, zikretmek, tavaf yapmak, Hac, Umre yapmak, Peygamberlerin, Evliyanın kabirlerini ziyaret etmek, mevta kefenlemek gibi farz veya nâfile ibadetlerin ve hayrat ve hasenatın sevabını, başkalarının ruhuna hediye etmek caizdir. İbadeti yapana da ve onların ruhlarına da sevab verilir. Bunun için, kabir başında veya başka yerde Kur’an-ı Kerim okuyup, sevabı mevtalara hediye edilmeli ve onlar için hemen dua etmelidir. Çünkü Kur’an-ı Kerim okunan yere, rahmet ve bereket iner. Burada edilen dua kabul olur. Kabir yanında okununca, kabre, rahmet, bereket dolar. Hanefî mezhebine göre, bir kimse, Nâfile Oruç, Namaz, Sadaka, okumak sevabını ölü veya diri başkasına hediye ederse bunlara da sevabı gider. “Farzların sevabı hediye edilince de gider” diyen Âlimler vardır. Sevablar, meyyitlere taksim edilmez. Her birine hepsi verilir. (İslam Ahlakı)

Bir kimse, Farz olsun, Nafile olsun, herhangi bir ibadeti yaparken veya yaptıktan sonra, mesela Namaz, Oruç, Sadaka, Hatm-i Tehlil, Kur’ân-ı Kerim okumak, Zikir, Tavaf, Hac, Ömre, Evliyanın kabrini ziyaret ve meyyite kefen vermek gibi ibadet ve taatların sevabını diri veya ölü başkasına hediye edebilir. Şafii ve Maliki mezheplerinde ise, beden ile yapılanlar hediye edilemez. İmâm-i Sübkî ve sonra gelen Şafii Alimleri bunlar da hediye olunur dediler.

Ücret ile ibadet yaptırmak veya ibadetin sevabını başkasına satmak batıldır. İbadeti yapmadan pazarlık edilirse, ücret olur. Yaptıktan sonra pazarlık edilirse, ibadeti satmak olur. Bu ibadetleri ücret karşılığı, pazarlık ederek yapmak caiz değildir. Allahü Teâlâ için Kur'ân okuyup, verilen hediye kabul edilir.

İbadetlerin sevabını hediye etmek

Yapılan ibadetin sevabını, ölü veya diri başkasına hediye etmek caizdir. Hac, Namaz, Oruç, Sadaka, Kur’ân-ı Kerim, Mevlid okumak, Zikir ve Dua okumak sevaplarını başkasına hediye etmek, Hanefi mezhebinde caizdir. Bu ibadetleri ücret karşılığı, pazarlık ederek yapmak caiz değildir. Allahü Teâlâ için Kur'ân okuyup, verilen hediye kabul edilir. Maliki ve Şafii mezheplerinde, Sadaka, Zekat ve Hac gibi mal ile yapılan ibadetlerin sevabını hediye etmek caiz olup, Namaz, Oruç ve Kur’ân-ı Kerim okumak gibi beden ile yapılanları caiz değildir.

Hadîs-i Şerifte;

“Kabristandan geçen kimse onbir İhlas suresi okuyup, sevabını kabirdekilere hediye ederse, meyyitler adedince sevap verilir” buyuruldu. Hanefi olan, sevabını hediye eder. Maliki ve Şafii ise, meyyitin affı için dua eder.

Günaha sebep olmak

Bir Âyet ve bir Hadiste, “Kimse kimsenin günahını çekmez” denirken, başka bir Hadiste, “Kötülüğe sebep olan, o kötülüğü işleyenin günahını çeker” deniyor. Bunda hiç bir tenakuz yoktur.

Son Hadis-i Şerifin meali şöyledir:

“Dinimizde bir “Sünnet-i Hasene” çıkaran [İyi bir çığır açan] bunun sevabı ile, bununla amel edenlerin sevabına kavuşur, o yolda gidenlerin sevabından da hiçbir şey eksilmez. Kim de, dinimizde bir “Sünnet-i Seyyie” çıkarırsa, [Kötü bir çığır açarsa] bunun günahı ile, bu yolda gidenlerin günahı, ona da verilir, o kötü yolda gidenlerin günahından da hiçbir şey eksilmez.” [Müslim]

Bu Hadis-i Şerifte, iyiliğe vesile olanın sevap kazandığı, kötülüğe vesile olanın günah işlediği bildiriliyor. Günaha sebep olan, kendi günahını çekiyor. Günah işleyenin günahı azalmıyor, onun günahı başkasının sırtına vurulmuyor. Günaha sebep olan da aynı günaha ortak oluyor. Kimse kimsenin günahını çekmiyor, herkes ektiğini biçiyor.

Mürted olarak ölürse

Bir kimse, bize dua etse, hakkını ve sevablarını bağışlasa, daha sonra da mürted olarak ölse, onun bize bağışladığı sevabları bizden geri alınmaz.

Sevabları bağışlamak

S.Ebediyye’de, “Farz veya nâfile bir ibadet yapılırken veya yapıldıktan sonra, mesela Namaz, Oruç, Sadaka, Hatm-i Tehlil, Kur’an-ı Kerim okumak, Zikir, Tavaf, Hac, Umre, Evliyanın kabrini ziyaret ve ölüye kefen vermek gibi ibadet ve taatlerin sevabı diri veya ölü başkasına hediye edilebilir” deniyor. Faideli Bilgiler kitabında, Fetava-yi Hindiyye kitabından alınarak, “Yapılan ibadetin sevabını başkasına bağışlamak caizdir. Böylece Namaz, Oruç, Sadaka, Hac, Kur’an-ı Kerim okumak, zikretmek ve peygamberlerin, şehitlerin, evliyanın, salihlerin kabirlerini ziyaret etmek, ölüye kefen vermek ve bütün hayrat ve hasenat sevabları bağışlanabilir” deniyor.

Yukarıda bildirilen ibadet ve taatlerin hepsini ölü veya diri bir kişiye yahut bütün Müslümanlara bağışlamak caizdir. Ancak bunları, Kur’an-ı Kerim gibi duaları yapılmak üzere başkalarına vermek âdet değildir. Dikkat çekici işlerden sakınmalıdır.

Allahu Teâlâ cümlemizi Kendisine layık Kul, Habibine layık Ümmet eylesin. (Amin)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Müslüm ABACI - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Mercek Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mercek Haber değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (544) 375 03 30
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?