Erdoğan'ı Hazmedemeyen 6'lı Masa Kurdeşen Döküyor! Türkiye Artık Bölgesel Değil Küresel Aktör

İstanbul'da tahıl koridoru için imzalar atıldı.
Karadeniz üzerinden dünya pazarlarına tahıl ve diğer gıda ürünlerinin güvenle taşınması sağlanacak.
İmza törenine Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Rusya ve Ukrayna temsilcileri katıldı.

BM Genel Sekreteri Guterres ile Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aynı karede yer alması, bu imza töreninin Türkiye açısından önemini anlatmaya yeter.

Türkiye artık bölgesel değil, küresel bir aktördür.

Guterres'in "bu anlaşma, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ısrarlı yaklaşımı sayesinde oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'a çok teşekkür ederim.
Türkiye'nin burada kritik bir rolü var." ifadeleri, 6'lı masadaki muhalefet liderlerinin yüzünü ekşitmiştir.

Bu anlaşma onların kimyasını gerçekten bozdu.

Erdoğan'ın uluslararası kamuoyunda böylesine öne çıkması, 6'lı masayı adeta devirdi.

Sözü hemen 6'lı masaya getirmemin elbette bir sebebi var.

Türkiye, Erdoğan yönetiminde dış politikada hangi başarıya imza atsa, dünya Türkiye'yi ne zaman övmeye başlasa, muhalefet resmen dövünüyor, kurdeşen döküyor.

Mesela muhalefet liderleri, Türkiye'nin istediğini aldığı NATO Madrid zirvesini hezimet olarak gördüler.
Kılıçdaroğlu; "İktidarın attığı bu imza ülkemizin çıkarlarıyla bağdaşmayan bir tavizdir. Erdoğan, onlar ne derse altına imzayı atıyor" dedi.

Kim ne derse desin, Sayın Erdoğan ve partisi, iktidarda kaldığı 20 yıl boyunca, Türkiye’de yapılanmayanları yaptı ve hemen her bakımdan ülkemize sınıf atlattı.

Ülkemizin 100-150 senelik hayallerini gerçekleştirdi. Ülkemizin çehresi değişti; kasaba görünümlü büyük şehirlerimiz, gıptayla baktığımız ve acaba bir gün bizde de olabilir mi dediğimiz Avrupa şehirleriyle yarışır hale geldi.

Artık bir numaralı havalimanı bizdedir, bunun yanında, Türkiye sathında tüm şehirlerimizde havayolu halkın yolu olmuştur.

Hepsinden önemlisi, batıyı imar edip doğuyu ihmal etmedi, bugün batıda ne varsa doğuda da o var. Kırsal ve köy kavramıyla birlikte mahrumiyet bölgesi terimini ortadan kaldırdı; artık şehirde ne varsa, köyde (mahalle) fazlası var.

Yurdun dört bir köşesini bırakın, başkent dediğimiz şu Ankara’nın 20 yıl önceki halini göz önüne getirin, tek kelime ile utanırsınız. Her taraf; dağlar, dereler, vadiler, tepeler gecekondu. Sokaklar çamur deryası, her evde yakılan linyit kömürünün isi ve dumanı adeta karabasan gibi Ankara’nın üzerine çökmüştü. İnsanlar hava yerine zehir soluyordu.

Ülkemize gelen yabancı devlet insanları, baraka şeklindeki Esenboğa Havalimanı’ndan, gübre kokuları içinde arabalarına binip şehrin merkezine giderken yolun her iki tarafındaki manzara (dağ taş gecekondu) bir Afrika ülkesini andırıyordu.

Şehrin merkezindeki bir iki ana cadde boyunca düzgün bir mimari lakin hemen arkalarındaki tüm sokaklar viraneyi andırıyordu.

Teşekkür etmeyi bilmeyen bir kısım nadanın dediğine bakar mısınız? “Yapacak tabii, görevi onun; hem kendi parasıyla mı yapıyor; bizim verdiğimiz vergilerle yapıyor, asıl yapmasaydı suçlu olurdu!”

Erdoğan’dan önce de bir sittin senelik demokrasi tarihimiz var; onlar neden yapmadı, ellerinden tutan mı vardı? Onların görevi değil miydi? Onların dönemlerinde vergi verilmiyor muydu? At binenin, kılıç kuşananın; yiğidin hakkını teslim etmek, insan olmanın gereği değil midir?

Sayın Erdoğan’la sandıkta baş edemeyenler, yalan ve iftira yolunu tuttular. Ne demediler ki: Türkiye’yi İran, Malezya, Suudi Arabistan yapmak istiyor. Amerikancı, ABD politikalarının uygulayıcısı, İhvancı, DAEŞ’çi, Kürtçü, Şeriatçı vb...

Sonuncudan (Şeriat) başlayalım:

Hatırlayın; vaktiyle Menderes’e, Demirel’e, Özal’a Erbakan’a da aynı suçlamada bulunuldu. Bu suçlamayı yapanlar çok gülünç oluyorlar ama gelin görün ki cehaletlerinin bile farkında değiller. Şeriat doğrular demektir; bu anlamıyla herkesin şeriatçı (doğruları savunucu) olması gerekmez mi?. Meşru doğru, gayri meşru ise yanlış anlamında kullanılır.

Şeriatın terim anlamı İslam Hukuku demektir. Malum bizim ülkemiz, eskiden idare edildiği sistemi bırakarak Avrupa hukuk sistemine geçti (İsviçre Medeni Kanunu, Fransa İdare Hukuku, Alman ve İtalyan Ceza ve Ticaret Hukukları vb.) Uğur Mumcu’nun yerinde işaret ettiği gibi; “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, İslam Hukuku’na göre sadece gömülürler, bunun dışındaki tüm hukuk sistemlerini Batı’dan almışlardır.” Devletin yönetim şekli Cumhuriyet’tir. Bunu kimse değiştiremez. Şu halde, Türkiye’de şeriat (din), devlet düzeni olmaktan çıkıp bireysel bir inanç ve hayat tarzı olmuştur.

Onu da benimseyen benimser, benimsemeyen benimsemez.

Unutulmasın ki insanlar layık oldukları idare şekli ve idarecilerle idare edilirler. Demek ki bu toplum sistem olarak Cumhuriyet’i kendisine layık gördü ve ona layık oldu.

Bugün Müslümanların ve her kesim insanın istediği şey, demokrasi oyunu değil, kâmil manada demokrasidir. Yani Cumhuriyet’in demokrasi ile taçlanmasıdır. Dinde zorlama yoktur; devletten beklenen her kesime eşit mesafede durması, kendisinin din dayatmaması ve her kesimin insanca yaşamasını temin etmesidir. Gerçek manada laiklik, tüm toplumun beklentisidir.

İşte Sayın Erdoğan, ülkemiz halkı için maddede ve manada bu mücadeleyi vermektedir. Bir insan inanç hakkını savunuyor ve onu yaşıyorsa, ‘dinci’ olmayacağı gibi, kadın haklarını savununca da ‘feminist’ olmaz. Sözünde ve inancında samimi insan olur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan ALPARSLAN - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Mercek Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mercek Haber değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (544) 375 03 30
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?