CHP Halka Güvenmiyor, Eskisinden Daha Beter! Masa Gün Geçtikte Renkleniyor

CHP; bugünkü liderlik ve yönetim yapısıyla halka güven veremiyor.

CHP değişime “kapalı” olduğu; hücrelerini yenileyemediği, geleceği doğru okuyamadığı, politika ve proje üretemediği, halka istikrar ve güven vaat edemediği sürece iktidar alternatifi olamaz.

Demokrasinin en önemli güvencesi; güçlü, halka gelecek ve umut vaat eden, iktidar olmaya hazır bir Ana Muhalefetin varlığı olmalıdır.

İktidar partisini kontrol edecek, denetleyecek, daha iyi iş yapmaya yöneltecek, teşvik edecek, bu arada vatandaşın önüne geleceğine ilişkin uygulanabilir projeler koyabilecek parti CHP olmalıydı.

Oysa bu işlevi yerine getirebilecek bir CHP yok. 

Bunun nedeni de CHP’nin liderlik sorunudur ve “kötü” yönetilmesi, umut verememesi sorunudur.

Ne yazık ki CHP; bugünkü yönetim tarzıyla iktidar olamayacağını çok net ve anlaşılır bir biçimde ortaya koymuştur.

2 milletvekili fazla çıkarmasını ülkemizin içinden geçtiği olağanüstü olumsuz koşullarda bile yüzde 25 oy oranına saplanıp kalmasını savunma gerekçesi yapan, başarıymış gibi sunmaya çalışan CHP, iktidar olabilir mi, vatandaşa parlak bir gelecek umudu verebilir mi?

CHP bugünlerde muhafazakârlara 'bize katılın' diye çağrıda bulunuyor.

CHP lideri 'CHP eski CHP değil' diyerek güya değiştiğini açıklıyor. 

Ama iktidarı yıllarında muhafazakâr kesimin değerlerine karşı yürüttüğü uygulamaların da arkasında olduğunu söylüyor.

Hem fikri yapısında sabit kalacak hem de değişmiş olacak?

Aklımızla alay etmenin öteki adıdır bu.

Son grup toplantısında muhafazakâr kadınlara 'bize katılın' çağrısı yapan CHP lideri peşinden de muhafazakâr kadınların reddettiği İstanbul Sözleşmesi'ne sahip çıkarak yeni bir çelişkiye daha imza attı.

Küçük ortağı da İstanbul Sözleşmesi'ni geri getirmekten bahsedip duruyor.

Oysa hiçbir muhafazakâr kadın, batının ahlaki değerlerine göre kaleme alınmış, toplumumuzun en güçlü kalesi olan aileyi zayıflatma formülü olan İstanbul Sözleşmesi'ni savunmaz/savunamaz.

Hemen her konuşmasında İstanbul Sözleşmesi'ni savunup sonra da muhafazakâr kadınları partisine davet eden CHP lideri ne yaman bir çelişki içinde olduğunu hâlâ kavrayabilmiş değil!

Öte yandan muhafazakâr kesimin kutsallarına saygı göstermek bir kenara, hakaretler yağdıran, en hafif hakareti 'İnandığınız Allahınız belanızı versin.' olan İstanbul eski il başkanına sahip çıkıp sonra da muhafazakâr kadınlara bize katılın demenin ne denli büyük bir çelişki olduğunu göremiyor.

Muhafazakâr kesimin kitabı olan Kuran eğitimine ortaçağ zihniyeti diye hakaret edip sonra da onları CHP'ye katılma çağrısı yapmak hakikaten şaka gibi.

İşin en garip tarafı da CHP'yle birlikte hareket eden ve İstanbul Sözleşmesi'ne karşı olan Milli Görüş davasındaki partinin güçlü tepki vermemesi.

Mensupları AK Parti'yi İstanbul Sözleşmesi'ni kabul etti diye eleştiriyorlardı.

Sözleşme feshedildi şimdi kendi ortakları sözleşmeyi yeniden hayata geçireceklerini açık açık ilan ediyorlar ama dün AK Parti'yi sözleşme sebebiyle eleştirenler ortaya güçlü bir tepki bile koyamıyorlar!

Şurası bir gerçek ki, CHP'nin ve küçük ortağının milletin değerleriyle ilgili bir dertleri yok.

Tek dertleri Başkan Erdoğan'ı alaşağı etmek!

Küçük ortak Medeni Bilgiler kitabını parti teşkilatlarına dağıtacağını ve iktidar olduğunda okullarda ders kitabı yapacağını söylerken de bu milletin değerleriyle ilgili hassasiyetinin ne denli zayıf olduğunu göstermedi mi?

Ne diyor o kitap? Buyrun:

"...Din birliğinin de bir millet teşkilinde müessir (etkili) olduğunu söyleyenler vardır. Fakat biz, bizim gözümüzün önündeki Türk Milleti tablosunda bunun aksini görmekteyiz.

Türkler Araplar'ın dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Arap dinini kabul ettikten sonra, bu din ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemler'in ve ne de Mısırlıların vesairenin Türklerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir tesir etmedi. 

Bilâkis Türk Milleti'nin millî rabıtalarını gevşetti, millî hislerini, millî heyecanını uyuşturdu. 

Bu pek tabii idi. Çünkü, Muhammed'in kurduğu dinin gayesi, bütün milliyetlerin fevkinde (üzerinde) ... bir Arap milliyeti siyasetine müncer oluyordu (Arap milliyeti siyaseti ile sonuçlanıyordu). Muhammed'in dinini kabul edenler kendilerini unutmaya, hayatlarını Allah kelimesinin her yerde yükseltilmesine hasretmeye mecburdular. 

Bununla beraber Allah'a kendi lisanında değil, Allah'ın Arap kavmine gönderdiği Arapça kitapla ibadet ve münacaatta bulunacaktı (yakaracaktı). Arapça öğrenmedikçe Allah'a ne dediğini bilmeyecekti.

Bu vaziyet karşısında Türk Milleti birçok asırlar ne yaptığını, ne yapacağını bilmeksizin âdetâ bir kelimesinin mânâsını bilmediği halde Kuranı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndüler...".

Bunları ders kitabı olarak okutmak isteyen mi milletin değerlerine saygı gösterecek?

Evet, CHP eski CHP değildir, eskisinden daha beter bir partidir.

Küçük ortağı da onun peşindedir.

Altılı masanın diğer dördü, bu ikiliyle ne zamana kadar tahammül edecekler orası belli değil.

Ama şurası da kesin ki, masaya yedinci ortak olarak dışardan destek veren HDP bu dörtlüden daha etkin pozisyondalar.

Ve şimdi masaya sekizinci ortak olarak TÜSİAD da eklendi!

Masa gün geçtikçe renkleniyor!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan ALPARSLAN - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Mercek Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mercek Haber değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (544) 375 03 30
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?