Eğitim-Öğretim İçin Önemli Bir Önerim Var! Okullarda Son Günlerdeki Gevşemeler...

Sayın Milli Eğitim Bakanlığı kendine göre ne kadar hesap yaparak, kurallar koymaya kalkarsa kaksın, sonunda bunu uygulayacak olan insanlardır. Yani öğretmenlerdir. İnsanlarda hata yapmaya meyilli olduğu için mutlaka denetleme gerekir. Yaradan da insanı denetlemektedir, çünkü denetlenmek insanın ruhunda olan bir şeydir. Sorgusunu ona göre yapacaktır. Denetimin olmadığı bir uygulama başarılı olamaz. 

Okulların son günlerinde tamamen başı boşluk alıp gitmektedir. Kimi öğretmenler rapor almaktalar, kimileri öğrencilere son hafta okula gelmeyin, diye yol göstermektedirler. Bunu duyan öğrenciler de bunu fırsat bilerek kafalarına göre hareket etmektedirler. Dolayısıyla , kontrol zorlaşmaktadır. Veliler zanneder ki; çocuk okuldadır. Okul idareleri ise son günlerin yoğunluğu ile ve boş geçen derslerin getirdiği sıkıntı ile denetimde zorlanmaktadırlar. Sonuçta siz ne kadar tedbir alırsanız alın, eğer uygulanmıyorsa bir anlamı yoktur. 

Bu günlerde şehirlerin cadde ve sokaklarında öğrenci üniformalı gençlerin hiç de hoş olmayan kılık ve kıyafetle, olumsuz davranışlar içerisinde olmaları, geleceğimiz açısından bizleri üzmektedir. 

Okulların bu son hafta tutarsızlığına bir çözüm bulunması gerekmektedir. Öğretmenler keyfi uygulamalarına devam ediyorlar. Öyle okullar ve öyle öğretmenlerimiz var ki, sormayın gitsin. Sınıf öğretmeni sene sonu gelmesine rağmen daha sınıftaki öğrencisini tanımamaktadır. Her iki dönemde yapılması gereken sınıf zümre toplantılarının yapılıp, yapılmadığını kimse denetlememektedir. Müfettiş mekanizmaları yeteri kadar çalışmıyor mu? Bütün bu olumsuzluklar karşısında okul idarelerinin yetki ve denetlemedeki konumu iyi etüt edilmelidir. Seneler önce uygulanmaya başlayan disiplin cezalarındaki yumuşama da bu olayların artmasına belki de neden olmaktadır. Okul idarelerinin, öğretmen üzerindeki etkisizliği bu sorunu daha da artırmaktadır. 

Öğrenci disiplin yönetmeliği tekrar gözden geçirilmelidir. Devamsızlık konusu çok önemlidir. Ödüle dayalı bir disiplin yönetmeliği daha cazip olabilir. 

Bence artık, Lise eğitimi birinci sınıf eğitim ve öğretim programı tamamen hayata hazırlık anlamı taşıyan uygulamaların gençlere kazandırıldığı bir süreç olması gerekir. O, yıl boyunca, gençler topluma nasıl uyum sağlayacaklarını yaşanılır örnekleri ile kazanmalıdırlar. Hayatın temeli sayılacak iyi ve güzel davranışlar yıl boyu yapılan egzersizlerle, uygulamalarla, gencin hayatında yaşanılabilir refleksler haline dönüştürülmelidir. Bu yıl hayata hazırlanmasının temel ögelerini öğrenen bir öğrenci kardeşimiz, gelecek yıllarda kendinin geleceğini belirleyecek olan eğitim öğretim sürecini daha iyi değerlendirecektir.  

Bir nevi eskiden ders olarak verilen vatandaşlık bilgisi, yıl boyu uygulamalı olarak yapılmalıdır. Toplumda uyulması gereken kurallar, sevgi, saygı çerçevesinde yaşanılır hale getirilmelidir. Ahlaklı, dürüst, herkesin özenerek bakacağı bir gençliğe ihtiyacımız vardır. Nesiller arasındaki bağı anca k bu sayede güçlendirebiliriz. Bugün sadece okullarda verilen öğretim ile sosyal hayatın içerisinde yer alan eğitimli gençlerimiz davranış bozukluğu ve çevre rahatsızlığı hareketleri ile, tüm taraflardan tepki almaktadır. Yani eğitim ve öğretimden amaçlanan hedef, gerçekleşmemektedir. Bir de sadece geleceğe ait başarı için, bilgi deposu haline getirilmeye çalışılan neslimiz, farkında olmadan bilgisayar oyunlarının esiri olmaktadır. Sanal dünya ise, tüm değer yargılarımızı hedef almaktadır. Böylece aile içerisinde bile, kendi aralarında kopuk ilişkiler olan bir yaşama biçimi ile karşı karşıyayız...

Yaşanılan hayat açısından davranışın, kişiliğin, duruşun, efendiliğin, değer yargılarına bağlılığın, kişiler arasındaki ilişkilerin düzenliliğinin, insana saygının, ne denli önemli olduğunu yapılan örneklerle, kendilerine sunulan iyi, güzel deneyimleri davranış refleksi olarak kazanmalıdırlar. Uygulamalar ile bu davranışlar pekiştirilmelidir. Bu uygulamalar hayatın her alanını kapsayacak kadar geniş tutulmalıdır. Bu davranışların kazanılması ile, insanca yaşanabilir bir ortamın oluşmasına katkı vermesi gerektiğini bunun kendisi ve toplumu için ne kadar önemli olduğunu öğrenmesi, bilmesi gerekecektir. 

Örnek nesiller, örnek rol modeller ve örnek çevre oluşumları ile elde edilir. Bunu da ancak benim teklif ettiğim şu anda hayal gibi görünen belki teknik ayrıntıları ile genç ve gelecek neslimize umut olacak projelerle hayat bulacaktır. O nedenle lise bir çağına gelmiş bir insan için, O sosyal hayata alışma ve hayatı tanıma adına yapılacak olan tüm davranışlar, güzel hal ve hareketler kazanma süreci bir kayıp değil, Ülkemiz için bir kazanç olacaktır. Hatta bu yılın sonunda meslek eğitimini seçecek gençlerin de önünü açmak lazım. Ara insan sıkıntımızı gidermek için...

İyi, güzel, örnek davranışlar, Güzel ahlak, Aileden başlayarak, çevre, arkadaş gurubu, hatta tüm toplumun her katmanında uygulanabilir bir tavır olarak ortaya konmalıdır. Bu açıdan sorumlu bir bireyin ne kadar toplum için gerekli olduğunu anlamış olmalıdır. Tam tersine sorunlu bir bireyin toplum için ne kadar zararlı bir birey olarak yetişmesinin toplumun her katmanına ne kadar zarar verdiğini yaşayarak görmelidir. 

Bir sepetteki çürük meyvenin, tüm meyveleri çürütmeye aday olduğunu unutmayalım... 

İyi, güzel, ahlaklı, örnek teşkil edecek davranışlar ödüllendirilmelidir. Yanlış, kötü ve anormal davranışlardan uzak kalınması gereği beyinlere aşılanmalıdır. 

Böylece bir yıl bunun uygulamalı olarak eğitimini alan gençlerimiz daha sonraki hayatlarına daha hazır bir hale gelmiş olacaklardır. O, yaşlarda lise birinci sınıfın ağır müfredatı altında da ezilmemiş olacaklardır. Öyle bir müfredata bir yıl tecrübe kazandıktan sonra, daha hazır bir halde baş etmeye çalışacaklardır. Öğretim açısından da çok önemli bir aşamadır. 

Başarılı olamayan bir öğretmen, başarısız olan yüzlerce öğrenci demektir. Öğrencisine örnek davranışları ile, yol göstermeyen bir eğitici, baştan negatif bir durumdur. Öğrencinin hayatına bir yerden dokunmak, atılacak ilk adım olabilir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Orhan ARSLAN - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Mercek Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mercek Haber değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (544) 375 03 30
Reklam bilgi

Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?