"Kadınların anksiyete düzeyi erkeklere oranla daha yüksektir”

Ekotürk Pembe Masa TV programı sunucusu, Uzm. Psk. Özlem ADAKUL özellikle pandemi ile birlikte daha çok duyduğumuz, çoğu insanın hayatının bir parçası olan depresyon ve anksiyete bozukluğunu kaleme aldı

Depresyon geriye doğru düşüncelerle, anksiyete ileride olabileceklerle ilgili düşüncelerdir.

Eskiye dair olumlu fikirlerin aklımıza gelmesi olumsuz fikirlerin aklımıza gelmesinden daha düşüktür, olumsuz düşünceler otomatik gelir. Yaşadığımız andan öncesini düşünmenin bizlere bir faydası olmadığını, değiştirebileceğimiz bir durumun olmadığını bilmek bizi ruhen güçlendirir.

Ruhsal belirti olarak depresyon günlük yaşamın üzgün geçtiği, hüzün ve mutsuzluğun çok olduğu, normal dışı bir duygu durumudur. (mood) Önemli derecede kilo kaybı ya da kilo artışı,uykusuzluk yada aşırı uyku, psikomotor ajitasyon ya da reterdasyon, yorgunluk hissetme, enerji kaybı, değersizlik hissi, uygun olmayan suçluluk duyguları, kararsızlık, bir konu üzerine yoğunlaşamama gibi hayat kalitemizi bozan belirtilerin iki ya da fazlasının bulunması durumudur.

Anksiyete ise tanımlanması zor bir korku ve endişe halidir. Kalp çarpıntısı, midede boşluk duygusu, baş ağrısı, terleme, hemen tuvalete gitme gibi durumlar eşlik edebilir. Ortada somut bir tehlike yokken olacakmış gibi düşüncelerle ortaya çıkan korku,endişe ve aşırı tedirginlik halidir. Yeterli bedensel incelemeler yapıldıktan sonra tam olarak açıklanamayan bu şikayetlerin psikiyatrik incelemelerinin yapılması uygundur.

"Anksiyete ruhsal dengemizi zorlayan bir şeyler olduğunu haber verir"
Ağrı nasıl vücutta bir şeylerin yolunda gitmediğini haber veriyorsa anksiyete de ruhsal dengemizi zorlayan bir şeyler olduğunu bize haber vermektedir. Önemli olan hiç korku ve anksiyetemizin olmaması değil, bu durumun ruhsal bozukluk haline gelmemesidir. Yaşam için belli miktarda korku ve anksiyete hayatta kalmamızı sağlar.

Anksiyete ve depresyonun bir arada değerlendirilmesinin sebebi toplumda yapılan epidemiyolojik çalışmalar temel alındığında, depresyonu olan birinde ek olarak anksiyete gelişme riskinin olduğu, diğer yandan anksiyete bozukluğu olan birinin 1 yıl içinde depresyon geçirme riskinin artmasından kaynaklanmaktadır.

Özellikle pandemi döneminde üzerimizdeki psikolojik yükün artması, ne zaman biteceği ve bu hastalığa yakalanırsak ne olacağı ilgili düşünceler, hareket kaybı, sosyal iletişimin azalması, iş hayatının olumsuz etkilenmesi, gelecekle ilgili bilinmezlikler, kaygı bozukluklarının ve depresyonun artmasına sebep olmuştur. Sadece pandemi koşullarında değil, sürdürülen çalışmalarda kadınların anksiyete düzeyinin erkeklere kıyasla anlamlı olarak yüksek olduğudur.

"Ruhen kendi normallerimize döneceğiz"
2 yıldır süren pandeminin ardından, kısıtlamaların kalkması, bildiğimiz normallere dönülmesiyle birlikte bizlerde süreç içerisinde ruhen kendi normallerimize döneceğiz. Düşüncelerimizi bu günden önceki olumsuz konularla meşgul etmezsek depresyondan, bir daha olumsuz bir şeylerle karşılaşır mıyız gibi düşüncelerden uzaklaşırsak anksiyeteden kendimizi korumuş oluruz.

Güzel bir metaforla yazımı bitirmek isterim. Gökyüzü zihnimiz olsun bulutlarda olumsuz düşünceler, gökyüzündeki bulutların gelip geçtiği gibi,olumsuz bizi rahatsız eden tüm düşüncelerimizde gelip geçecektir.

İnstagram: @ozlemesraadakul

25 Mar 2022 - 22:32 - Sağlık




Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Mercek Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mercek Haber değil haberi geçen ajanstır.


İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (544) 375 03 30
Reklam bilgi


Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?