İstanbul Şehir Üniversitesi Gerçekleştirdiği Basın Toplantısında Önemli Açıklamalarda Bulundu

Kuruluşu 1986 yılına dayanan, Bilim ve Sanat Vakfı yöneticilerinin, mensuplarının ve bağışçılarının büyük fedakarlığı ile temeli atılmış olan ...

Kuruluşu 1986 yılına dayanan, Bilim ve Sanat Vakfı yöneticilerinin, mensuplarının ve bağışçılarının büyük fedakarlığı ile temeli atılmış olan İstanbul Şehir Üniversitesi, bugünlerde yaşanan bazı durumlar sebebiyle adından sıkça bahsedilmesine yönelik gerçekleştirdiği basın toplantısında bir takım açıklamalarda bulundu.

556 tam zamanlı 202 yarı zamanlı toplam 758 çalışan bulunan İstanbul Şehir Üniversitesi, binlerce öğrencisi ve yüzlerce öğretim elemanı ile Türkiye'nin en güzide yükseköğretim kurumları arasında yer alırken, mali zafiyete düşürerek çalışılamaz hale getirmeyi amaçlayan kasıtlı girişimler nedeniyle gerçekleştirdiği basın toplantısında şu açıklamalara yer verdi ;

''Ülkemize yüksek kalitede, memleketimizin değerleri ve evrensel ilkeler çerçevesinde eğitim veren küresel çapta bir yükseköğretim kurumu kazandırmak idealiyle kurulan İstanbul Şehir Üniversitesi bugün 7100’ü geçen kayıtlı öğrencisine eğitim hizmeti vermektedir. Bunlar arasında %15’lik grubu oluşturan 1064 uluslararası öğrenci 87 farklı ülkeden gelerek İstanbul Şehir Üniversitesi’ni tercih etmiştir.'' 

Toplantıda katılımcıların  sorularına cevap olarak hazırlanan slayt ve sunumda paylaşılan bilgiler şu şekilde aktarıldım :

 - DRAGOS KAMPÜS ARAZİSİNİN ÜNİVERSİTEYE İNTİKALİ: İstanbul Şehir Üniversitesi’nin halen içinde bulunduğu Dragos Kampüs arazisi 2009 yılında Özelleştirme İdaresi tarafından Üniversite’ye tahsis edildi. 


 - 2009 tarihli tahsis kararından 2015 yılında yapılan devir kararına kadar Sendikalar ve bazı meslek kuruluşları tarafından 16 kez farklı dava açıldı. Bu davalardan 15’i lehimize sonuçlandı.  Aleyhimize sonuçlanan bir dava dolayısıyla Danıştay tarafından arazi tahsisi iptal edildi. 


 - 2010 yılında 4046 sayılı Özelleştirme Kanununda yapılan değişiklikle , Özelleştirme Yüksek Kurulu yasanın verdiği yetki ile eğitimde kullanılmak şerhini tapuya işleyerek araziyi 2015 yılında İstanbul Şehir Üniversitesine devretti. 


 - Müteakiben, davaların neticelenmesi ve inşaat ruhsatlarının alınmasıyla Halk Bankasından temin edilen yatırım kredisi kullanılarak kampüs inşaatına 2016 yılında başlandı. Dragos kampüs arazisini rehin göstererek alınan kredi ile kampüs inşa edilip, 2017-2018 Akademik Yılında eğitim ve öğretime yeni kampüste başlandı. 


 TMMOB DAVA SÜRECİ: TMMOB tarafından kampüs arazimizin devrine ilişkin olarak açılan son dava ise önce İdare Mahkemesi sonra Bölge İdare Mahkemesi tarafından reddedilmiştir. Ancak TMMOB davayı Danıştay’a taşıdı ve Danıştay 13. Dairesi Özelleştirme İdaresi’nin söz konusu devir işleminin önce yürütmesinin durdurulması yönünde karar almış, daha sonra da işlemin iptaline karar vermiştir. 

 DANIŞTAY’DAKİ GELİŞMELER: Söz konusu karar, Özelleştirme İdaresi ve Üniversitemiz tarafından temyiz edilmiştir.  Dava Danıştay Dava Daireleri Kurulunda görüşülmek üzere önümüzdeki haftalarda gündeme alınacaktır. Kesinleşmiş bir hüküm söz konusu olmayıp, dava süreci devam etmektedir.

ÜNİVERSİTENİN HALK BANKASI İLE YAŞADIĞI SORUNLAR

YATIRIM KREDİSİ VE TEMİNATI: 2016 yılında Halkbank’tan kampüs inşaatı için 300 milyon TL yatırım kredisi alınmış ve karşılığında 8 parselden oluşan kampüs arazisi teminat olarak gösterilmiştir. 

DANIŞTAY DAVA SÜRECİ VE HALKBANK’IN YAKLAŞIMI: Danıştay 13. Daire tarafından Özelleştirme İdaresi’nin söz konusu devir işleminin sadece bir parsel üzerinde yürütmesinin durdurulması yönünde almış olduğu ara karar üzerine Halkbank tarafından yatırım kredisinin teminatının riske girdiği iddia edilmiş ve kredi limitlerimize Banka tarafından kullandırılmamıştır. Ardından kredimize kat işlemi uygulanmış ve yapılan görüşmeler neticesinde, Üniversitemiz mülkiyetindeki 115 dönümlük Tuzla’daki arazimiz iyi niyet çerçevesinde ek teminat olarak gösterilmiştir. 

Söz konusu 8 parselden sadece bir parsel üzerine açılmış bir dava olması, onun da temyiz sürecinin halen devam ediyor olmasına, diğer 7 parsel ile ilgili herhangi bir dava olmamasına ve ek teminat gösterilmesine rağmen Halkbank kredi teminatının riske girdiği iddiasıyla krediyi geri çağırmıştır. 


KREDİNİN KAT EDİLMESİ VE YENİDEN YAPILANDIRMA TALEBİ: Halkbank’tan alınan yatırım kredisi ile ilgili yükümlülükler Bankanın söz konusu dava nedeniyle kredi limitlerimiz üzerine tedbir koyması ve kat işlemini başlatmasına kadar eksiksiz olarak yerine getirilmiştir. 

Sorunun çözülmesi amacıyla, hiçbir kanuni zorunluluk olmamasına rağmen, Üniversitemiz mülkiyetindeki bir başka arazinin ek teminat gösterilmesi yoluyla görüşmelerin iyi niyet çerçevesinde devam ettirilmesi sağlanmıştır. 


Ülkemizin geçen yıl yaşamış olduğu ekonomik kriz dolayısıyla özellikle kamu bankalarının kredi yeniden yapılandırma imkanı sağladığı bir ortamda Üniversitemizin yeniden yapılandırma talebi Halkbank nezdinde karşılık bulmamıştır. 


Müteakiben yeni çıkan 7186 sayılı Kanun ile sağlanan haklar çerçevesinde Banka ile kredi yapılandırma görüşmeleri yeniden başlamış, Üniversitemiz yetkilileri ile Banka yetkilileri arasında görüşmeler kesintisiz sürdürülmüştür.


Son olarak 09.10.2019 tarihinde düzenlenen kredinin yeniden yapılandırılması toplantısında Banka yetkililerine bir fizibilite raporu sunulmuş ve 

(i) Üniversitemizin kredisinin yeniden yapılandırılma imkânının olduğu, (ii) sunmuş olduğumuz projeksiyonun ve ödeme tablosunun yeterli olduğu ve (iii) bu haliyle dosyamızın Halk Bankası Yönetim Kurulu’na götürüleceği hususları toplantıda hazır bulunan Banka yetkililerince beyan edilmiştir.


İHTİYATİ HACİZ KARARI

İHTİYATI HACİZ KARARININ ALINMASI: Söz konusu toplantıdan bir gün sonra, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ihtiyati haciz kararına istinaden muhtelif bankalarda mevcut Üniversitenin tüm hesaplarına ihtiyati haciz konulmuştur.

Banka alacaklarının teminatı olan ipotek akit belgelerini Mahkemeye sunmamış ve başvuru dilekçesinde alacağın ipotek ile teminat altına alındığı bilgisini dahi Mahkemeden gizlemiştir. İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, Halk Bankası’nın ihtiyati haciz başvuru dilekçesinde ipotekler hakkında hiçbir bilgiye yer vermemesi nedeniyle, Halk Bankası’nın yapmış olduğu ihtiyati haciz başvurusunu kabul etmiş ve 11.10.2019 tarihinde verdiği ihtiyati haciz kararının gerekçesini “alacağın rehinle temin edilmemiş olması”na dayandırmıştır.


Kredi yeniden yapılandırma görüşmeleri devam ederken, Halkbank’ın banka hesaplarımıza yapmış olduğu hukuksuz haciz işlemi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (“2004 sayılı Kanun”) en temel emredici prensiplerine ve dürüstlük kuralına aykırıdır. Buna ek olarak, banka çıkarlarını koruma amacı gütmeyen bu hukuksuz ve tuhaf işlem, Kanun, yerleşik Yargıtay içtihatları ve doktrin görüşlerine aykırı şekilde alelacele gerçekleştirilmiş bir işlemdir.  


Akademik ve idari çalışanlarımızın maaşlarını, öğrenci burslarını, Erasmus, TÜBİTAK, AB hibelerini, proje fonlarını, şebeke giderlerini ve günlük rutin harcamaları ödediğimiz hesaplar üzerinde uygulanan hacizler, 2004 sayılı Kanun’un 45. maddesi ile “Rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeğe yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoluyla takip edebilir.” şeklinde düzenlenen ve yerleşik Yargıtay uygulaması ile de kabul gören “önce rehne müracaat zorunluluğu” ilkesine açıkça aykırılık teşkil etmektedir. 


Halkbank’ın başlatmış olduğu hukuksuz haciz işlemine ilişkin olarak Üniversite tarafından noter aracılığıyla Halkbank’a 16.10.2019 tarihinde ihtarname çekilmiş ve aynı zamanda, ihtiyati haciz kararını alan İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne de itirazda bulunulmuştur.


İhtarnamede hukuksuz işlemin gerekçeleri açıklandıktan sonra işlemin iptali talep edilmiştir.


İHTİYATİ HACİZ KARARINA NİÇİN İTİRAZ EDİYORUZ?: 

Mevzuata göre, ancak “alacağın rehinle temin edilmemiş olması” durumunda ihtiyati haciz kararı alınabilecekken Halkbank elinde bulunan rehinlerimizi Mahkeme’den saklamış ve Mahkemeye sunulan eksik bilgi yoluyla Mahkeme yanıltılmaya çalışılmıştır.
Üniversitemize ait Dragos’taki 8 taşınmazın toplam değerinin 1.761.902.250,00 TL olarak tespit edildiği, Danıştay’da davası devam eden 237 parsel hariç diğer 7 parselin toplam değerinin ise 516.616.036,00 TL olarak tespit edildiği ve gerek ipotek limitleri bakımından gerekse ipotek konusu taşınmaz değerleri bakımından banka alacağının fazlasıyla teminat altına alındığı ekspertiz raporlarıyla birlikte Mahkemeye sunulmuş ve ihtiyati haciz kararının kaldırılması talep edilmiştir.
Halk Bankası’nın ihtarnamesine itiraz ettiğimiz için Bankanın alacağı henüz kesinlik kazanmamıştır.

18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN KARARI

KARARA İLİŞKİN SORUNLAR: İtirazlarımıza karşı olarak Halkbank, Mahkemeye hatalı ve hukuka aykırı tespite dayalı yeni bir ekspertiz raporu sunmuştur. Söz konusu raporda, ipotek konusu olan Dragos’taki 8 adet taşınmazın ekonomik değerinin olmadığı ve 3. Kişilere satılamayacağı belirtilmiş, Tuzla’daki 3 adet taşınmazın ise değeri 42.150.000,00 TL olarak tespit edilmiştir. Böylece teminatın alacağını karşılamadığını ve bu nedenle ihtiyati haciz kararının sürdürülmesi gerektiğini savunmuştur. 

İstanbul Şehir Üniversitesi ise, Dragos’taki taşınmazların değerini tespiti için SPK Lisanslı Gayrimenkul Değerleme şirketine yaptırdığı 05.11.2019 tarihli Ekspertiz Raporunu İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne sunmuş ve söz konusu raporda Dragos’taki 8 taşınmazın toplam değerinin 1.761.902.250,00 TL olarak tespit edildiğini, Danıştay’da davası devam eden 237 parsel hariç diğer 7 parselin toplam değerinin ise 516.616.036,00 TL olarak tespit edildiğini ve gerek ipotek limitleri bakımından gerekse ipotek konusu taşınmaz değerleri bakımından banka alacağının fazlasıyla teminat altına alındığını ileri sürmüştür. 


18. Asliye Ticaret Mahkemesi teminatlarımızı Halk Bankasının hatalı ve hukuka aykırı tespite dayalı ekspertiz raporunu dikkate alarak yok saymıştır. 


SONUÇ:

Hukuka aykırı olarak alınmış olan ihtiyati haciz kararına hukuki bir gerekçe üretmek amacıyla Halkbank tarafından sunulan hatalı ve hukuka aykırı tespite dayalı ekspertiz raporuna dayanarak teminatı olan bir borç teminatsız hale getirilmiş ve ihtiyati haciz kararının devamı yolunda bir karar alınması sağlanmıştır. İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin bu kararı İcra İflas Kanununun 45. Maddesinde düzenlenen “önce rehine müracaat kuralına” ve 257. Maddesinde düzenlenen kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğu için Üniversitemiz tarafından karara karşı derhal itirazda bulunulmuş ve istinaf yoluna başvurulmuştur. 


Ayrıca Mahkeme’den, hatalı ve hukuka aykırı tespite dayalı ekspertiz   raporunu hazırlayanlar hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 257. Maddesinde düzenlenen "Görevi Kötüye Kullanma Suçu" ve Türk Ceza Kanununun 288. Maddesinde "Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçu" yönünden Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulması talep edilmiştir. 

Toplantı misafirlerin ve mensupların sorularının yanıtlanması sonrasında sona erdi.

12 Kasım 2019 - Eğitim



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (530) 912 22 78
Reklam bilgi


Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?