Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti ve ABD Başkanlar Toplantıları

İstanbul Gedik Üniversitesi (İİSBF) Uluslararası İlişkiler Bölümü Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süha Atatüre; Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri Başkanlar Toplantılarının ayrıntılarını kaleme aldı.

Büyütmek için resme tıklayın

Prof. Dr. Süha Atatüre

İstanbul Gedik Üniversitesi

İİSBF Uluslararası İlişkiler Bölümü

Bölüm Başkanı

İŞTE O MAKALE:

İş adamlığından devlet adamlığına geçmenin yarattığı bazı üstünlükler ve olumlu gelişmeler olduğu gibi olumsuzluklar ve sorunlar yarattığını da geçtiğimiz hafta (24 Şubat 2019) Vietnam, Hanoi’de ABD’nin işadamı Başkanı Trump ile Kim Jong-un arasındaki görüşmede yaşadık. Benzer durumu Türkiye’de de Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ABD Başkanı George Bush Dönemindeki ilişkilerde görmüştük.

Diplomasi, savaşı barışa dönüştüren ve barışı da savaşa karşı direngen kılan bir uluslararası ilişkiler olayı, diplomatlar ise onun yürütücüsü aktörlerdir. Onlar devletlerinin dışişleri bürokrasisinin muazzam birikiminin kullanıcısı olarak liderlerinin son imzaları atacakları ortamı karşılıklı olarak ve anlaşarak hazırlayan kişilerdir. Bu uygulama, yapılan görüşmelerin olumlu sonuçlanması ve kalıcı olmasını sağlayan temel ilkedir. Bunun tersi ise Hanoi’de gördüğümüz gibi liderler arasında karşılıklı görüşmelerdir ki çok etkili gibi görünse de başarı şansı düşük olduğu gibi kalıcı da olamaz.

Nitekim, Başkan Trump ve Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, “liderler diplomasisi” Vietnam'ın Hanoi kentinde 26-27 Şubat günlerinde gerçekleşti ancak, görüşmeler sonunda beklendiği halde bir anlaşma yapılamadı. Bunun nedeni de görüşmelerde; Trump’ın Kim Jong un’dan nükleer füze geliştirmesi ve testlerini sona erdirmesini isterken, Kim Jong un da Trump’dan Güney Kore’deki askeri varlığını sonlandırmasını ve yaptırımları kaldırmasını bu olmazsa testlere de devam edeceğini bildirmesi olmuştur.

Kuzey Kore’nin nükleer güce ve füzelere sahip olmasının engellenmesi Amerika Birleşik Devletleri için vazgeçilmez bir hedeftir. Bundan önce de Jimmy Carter 1994’de Kuzey Kore’yi ziyaret eden ilk Başkan olurken, 2009’da Bill Clinton ve 2010 yılında eski Başkan olarak Jimmy Carter yeniden Kuzey Kore’yi ziyaret eden Başkanlar olmuştur. Bazen ikna denemeleri bazen tehditle süren müzakerelerden bir sonuç alınamamıştır.

Yaptırımların kaldırılmaması ve ABD’nin Bölgedeki askeri gücü de Kim Jong un için yaşamsal bir sorundur. Bu nedenle anlaşma aslında bu iki koşula veya bunların uzlaşarak orta noktada buluşacakları çözümde olacaktır.

Bundan önce 12 Haziran 2018 günü ABD Başkanı Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un Singapur'un Sentosa Adası'nda bir araya gelmiş ve bu görüşmeden sonra Trump, bire bir görüşmeden memnun olduğunu belirtirken, Kim Jong-un ise açık fikirlerle geldiklerini belirterek her ikisi de umutlu bir durum sergilemişlerdi.

Oysaki 2019 Hanoi buluşmasında bu umutlu durum bir uzlaşma getirmemiş ve bir anlaşma yapılamadan çözüm üçüncü görüşmeye bırakılmıştır. Anlaşmanın yapılamamasında temel neden ABD’nin uyguladığı yaptırımlardan ödün vermemesi, oysaki yaptırımların Kim Jong un için yaşamsal olmasıdır. Nitekim yaptırımların bu denli yaşamsal olması küçümsenecek bir durum değildir. Çünkü Kuzey Kore aslında yaptırımlarla sarılmış durumdadır. Bunun hangi boyutta olduğu yaptırım uygulayan aktörlerin BM, ABD, Japonya, Güney Kore ve Avrupa Birliği olduğu bilinirse Kim için sorun daha iyi anlaşılacaktır.

Birleşmiş Milletler Yaptırımları

Kuzey Kore’ye yaptırımlar Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 15 Daimi ve Geçici tüm üyelerinin de onayladığı değişik kararlarla yürürlüğe sokuldu. 6 Ağustos 2017 tarihli son Karar olan 2371 nolu resolution oy birliği ile kabul edildi. Kararda, Kuzey Kore'nin kömür, demir, demir cevheri, kurşun, kurşun cevheri ve deniz ürünleri de dâhil olmak üzere başlıca ihracatı hedefleniyor. Bankalar ve yabancı şirketlerle ortak girişimler gibi diğer gelir akışlarını da engelliyor.

Ayrıca silah ve askeri teçhizat, çift kullanımlı teknolojik araçlar(hem askeri hem sivil amaçlı kullanım), endüstriyel makineler ve metal ticaretini yasaklamak; Nükleer programa katılanların varlıklarını dondurmak; elektrikli teçhizat, kömür, mineral, deniz ürünleri ve diğer gıda ve tarım ürünleri, odun, tekstil ve taş ihracatını yasaklamak; Kuzey Kore emek ihracatını sınırlamak; petrol ve rafine edilmiş petrol ürünlerinin ithalatı; doğal gaz ithalatını yasaklamak ve balıkçılık haklarını kısıtlamak. Yalnızca insani yardım için ise herhangi bir kısıtlama söz konusu değil. Görüldüğü gibi BM yaptırımları görülmemiş bir sınırlamalar listesi oluşturuyor. Üstelik yaptırım uygulayan aktör yalnızca BM’de değil.

Amerika Birleşik Devletleri Yaptırımları

Amerika Birleşik Devletleri’nin, Kuzey Kore'ye uyguladığı yaptırımlar adeta BM yaptırımlarını bütünler nitelikte ve BM yaptırımlarından çok daha fazla kişi ve iş listesini içeren bir yapıda. Ayrıca da Pyongyang’ın füze ve nükleer teknoloji geliştirmesini engellemek için koyulmuş bir dizi sınırlamalar. Amerika Birleşik Devletleri birkaç kez, nükleer programını dondurmaya ve tesislerinin parçalarını sökmeye söz vermesi karşılığında Kuzey Kore'ye yönelik yaptırımların bir kısmını kaldırdı. Ancak, Pyongyang, vaatlerini yerine getirmeyince ABD Kongresi, 2016'da Kuzey Kore'ye yaptırımları arttırdı.

2017’de yürürlüğe giren “Amerika’nın Yaptırımlar Yasası” cumhurbaşkanının kitle imha silahlarının yayılması gibi faaliyetlerde bulunan herkesi cezalandırmasını gerektiriyor. Yasa Amerika’nın düşmanlarıyla işbirliği yapanlara, Kuzey Kore’ye (İran ve Rusya’ya olduğu gibi) yönelik yaptırımlar getirmektedir. Kuzey Kore'ye yardım eden yabancı hükümetlere de belirli ABD yardımı türlerini yasaklamakta.

Kuzey Kore'ye Yaptırım Uygulayan Diğer Aktörler

Birleşmiş Milletler ve ABD dışında Güney Kore ve Japonya’nın yanı sıra Avrupa Birliği de Kuzey Kore’ye BM Güvenlik Konseyi’nin dayattığı önlemlerin ötesinde yaptırım uygulamakta.David E. Sanger 28 Şubat 2019 günlü yazısında Güney Kore Cumhurbaşkanı Moon Jae-in uluslararası yaptırımlara destek verirken ve ABD ile savunma işbirliğini güçlendirirken, Kuzey ile Güney ilişkilerini geliştirmek için de Kim ile dört kez görüştüğünü açıkladı. Moon’un, ikili mübadeleleri barış içinde bir arada yaşama yolu olarak genişletmeye çalışarak daha uzlaşmacı bir yaklaşım seçtiğini, Seul’un Pyongyang'a 1991-2015 yılları arasında genellikle gıda ve tıbbi yardım olarak 7 milyar dolar yardımda bulunduğunu ve bunun da bazı uzmanların bu tür politikaların yaptırımların etkilerini hafiflettiğini bildirdi.

Japonya 2006’dan başlayarak Kuzey Kore ile ticari ve diplomatik ilişkiyi kısıtladı. Kuzey Kore nükleer ve füze testlerine cevaben Şubat 2016'da ve yine Ağustos ve Aralık 2017'de yeni yaptırımlar uyguladı. Bu önlemler bazı Kuzey Kore ve Çin varlıklarını donduruyor, Kuzey Korelilerin girişini yasaklıyor ve 880 $ 'dan daha fazla değerdeki paraları yasaklıyor. Japonya ayrıca bölgesel sulardaki Kuzey Kore kargo transferlerini takip ederek bir yaptırım izleme rolü oynamıştır.

Avrupa Birliği’nin ek ekonomik kısıtlamaları, Kuzey Kore’nin silah programını kolaylaştıran, Kuzey Korelilerin özel eğitim alanlarına erişimini engelleyen, safkan atlardan kayak ekipmanlarına kadar uzanan lüks ürünlerin ihracatını yasaklayan, Kuzey Kore ekonomik sektörlerinde AB yatırımını ve Kuzey Kore'ye para yatırmayı yasaklayan bir dizi yaptırım uygulamakta.

Bundan Sonra Ne Beklenir?

Başkan Trump ve Kim Jong un Hanoi buluşmasından beklenen sonucun çıkmaması ve bir anlaşma yapılamaması Kuzey Kore’ye uygulanan yaptırımların süresi, boyutu ve kapsamında gizli. Yalnızca ABD değil, Birleşmiş Milletler, Güney Kore, Japonya ve Avrupa Birliği yaptırımlar uygularken aslında Kuzey Kore yaptırımlarla sarılmış durumda. Çin ile ilişkileri ve ticareti de sınırlı. Kaldı ki Çin Halk Cumhuriyeti bile BM’nin Güvenlik Konseyi Daimi Üyesi olarak Yaptırım kararlarını onaylıyor.

Kim Jong un’un Trump’la görüşmelerinde hedefinde olan tek şey öncelikle yaptırımların kaldırılmasını sağlamak. Bunu başarması, aslında yine de kendisine fazla güvenilmemekle birlikte, sorunun önemli bir bölümünü çözecek. Nükleer silah geliştirmeye ve testlerine, en azından gizlice ve yeniden başlamadığı sürece, önce rahat bir nefes alınacak, sonra da yaptırımlarından kurtulmuş bir Kuzey Kore küresel ekonomik sistem içine girebilecektir. Trump’ın bu umudu canlı tuttuğunu ve bunu etrafına hissettirme çabası içinde olduğunu düşünüyorum. Nitekim daha önce de yaptığı gibi Nisan ve Mayıs aylarında Güney Kore ile birlikte yapacakları geniş çaplı askeri tatbikatı geciktirecek ya da erteleyecek.

Aksi halde yaptırımlardan ödün vermeksizin hatta daha da arttırarak Kim’i yola getirme seçeneği mutlaka ters tepecek ve Kim yapabileceği en etkin şeyi yapacak. Nükleer silahlanmaya devam etmek. İşte BM ve ABD başta olmak üzere Batı’nın bu durumda ne yapabileceklerine şimdiden karar vermeleri yaşamsal bir görev sayılmalıdır.

06 Mart 2019 - Dünya



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (544) 375 03 30
Reklam bilgi

Anket SİZCE SEÇİME ŞAİBE KARIŞTI MI?