Büyük Ustanın ölümünün 14.yıldönümü

İslam'i kesimin yetiştirdiği en önemli sanatçılarından biri olan büyük usta şair, yazar, tiyatrocu ve oyuncu.Hasan Nail Canat'ın vefatının 14.yıldönümünde özlemle anıyoruz.

Hasan Nail Canat Kimdir?

25 Ekim 1943 yılında Kayseri'de doğan Hasan Nail Canat, Kayseri İmam Hatip Lisesi öğrencisi iken okul müsamerelerinde arkadaşları ile küçük çaplı oyunlar sahneye koyarak sanat hayatına ilk adımını attı. Mezun olduktan sonra Kayseri Hava İkmal ana tamir fabrikasında çalışırken sanatla ilgisini devam ettirmek istediği zaman her seferinde babası karşı çıkıyor; 'Tiyatrocu mu olacaksın, soytarı mı olacaksın' diyerek Hasan Nail Canat'ı engellemeye çalışıyordu. 1967 yılında 'Yalnızlar Rıhtımı' isimli şiir kitabı yayınlandı. Şiir kitabı Hasan Nail Canat'ın tiyatroya olan aşkını daha çok pekiştirdi. 1968 yılında Rusya'nın Bolşevik ihtilalinde Türk kökenli insanlara yapmış olduğu zulümden etkilenerek 'Moskof Sehpası' isimli ilk eserini yazan Hasan Nail Canat, büyük bir heyecanla profesyonel tiyatro hayatına başlamış oldu. 7-8 inançlı, şuurlu, fedakar genç ile birlikte Anadolu turnesine çıktı. 'Moskof Sehpası' o yıllarda çok büyük ilgi gördü ve 1200 kez sahnelendi. Hasan Nail Canat bu başarısı sayesinde muhafazakar kesimin büyük ilgi ve alakasına mazhar oldu. 'Soytarı mı olacaksın' diyen babası, Kayseri Müftüsü'nün daveti üzerine Kayseri Din Görevlileri Derneği'nin organize ettiği 'Moskof Sehpası' isimli oyunu izlemeye geldi. Oyun sona erdikten sonra 'Oğlum, oyununu heyecanla seyrettim. Yanılmışım. Artık seni özgür bırakıyorum. Sanatını Allah yolunda kullandığın müddetçe yolun açık olsun' diyerek Hasan Nail Canat'a dua etti. Bu duanın bereketi ile Hasan Nail Canat, artık sanata kendisini tamamen adadı. Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in sohbetlerine katılarak Allah yolunda sanatını kullanmanın püf noktalarını, mesaj kaygılarını, yol haritasını en ince ayrıntılarına kadar öğrenip sırası ile; 'Günahkar Baba', 'Dilsiz Şeytan', 'Bir Avuç Ateş', 'Afganistan Dramı', 'Bir Demet Gençlik', 'Ebabil Kuşları', 'Bana Mahşeri Anlat', 'Sokak Kızı Elif', 'Süper Bekçi', 'Mindrella', 'Cimcime Tavşan', 'Aynalar Yolumu Kesti' isimli eserleri hem yazarak hem yöneterek hem de oynayarak sanatını icra etti. Ayrıca Salih Tuna'nın yazdığı 'Şeytan Üssü Haber Merkezi' ve 'Kara Geceler Efendim', İbrahim Sadri'nin yazdığı 'Efendi Hayrettin Süperstar' ve 'İnsanlar ve Soytarılar', İranlı yönetmen Muhsin Mahmelbaf'ın yazdığı 'Başkasının Ölümü' ve Erkay Yavuz'un yazdığı 'Demedim mi?' ve 'Metropol ve Kadın' isimli tiyatro eserlerinde de başrolde oynadı.
ÜRETKEN BİR SANATÇIYDI
12 Eylül 1980 ihtilalinden sonra mecburi olarak tiyatro hayatına ara veren Hasan Nail Canat, maddi açıdan çok büyük sıkıntılar çekmesine rağmen üretken bir sanatçı olduğunu 'Bir Küçük Osmancık Vardı', 'Nur Dağındaki Çocuk', 'Yaralı Serçe', 'Günahkar Baba', 'Yasemen', 'Kırımlı Murat Destanı', 'Bir Avuç Ateş', 'Gül Yarası' ve 'Kiralık Zindan' isimli romanları yazarak kanıtladı. İlk romanı Milli Gazete'de tefrika halinde günlük yayınlandıkça sevincine diyecek yoktu. 'Olacak, beni göremeyenler beni okuyacak ve ne olursa olsun bu insanlara mesajımı vereceğim' diyerek 9 esere imza attı. 'Moskof Sehpası' isimli ilk eserini 'Kırımlı Murat Destanı' adında kitap haline getirdi. 'Bir Avuç Ateş' isimli romanı 'Çöküş' ismi ile yönetmen Mesut Uçakan tarafından beyaz perdeye aktarıldı. 'Bir Küçük Osmancık Vardı' isimli kitabı da Milli Eğitim Bakanlığı'nın '100 Temel Eser'i arasında yer almaktadır. Ayrıca Hasan Nail Canat'ın 'Kiralık Zindan' adlı eseri kayıptır ve bulunamamıştır. Hasan Nail Canat, rahmetli olmadan evvel yeni yayıncılığa başladığını belirttiği genç bir yayınevine 'Kiralık Zindan' isimli eserini orijinal dosya halinde sözleşme yaparak teslim etmiştir. Aradan 13 yıl geçmesine rağmen ne yayıncıdan ne yayınevinden yazılı veya sözlü olarak Hasan Nail Canat'ın ailesine ulaşılmamıştır.
İNANÇ VE AHLAK ÜZERİNE ESERLER YAZARDI
Şiir, roman ve tiyatro eserleri incelendiği zaman eserlerinin sadece ve sadece inanç ve ahlak üzerine olduğu açıkça belli olan Hasan Nail Canat, insanlara hayvan sevgisi ile insan sevgisi arasındaki tezatı yani kaniş köpeğini evine alıp babasını huzur evine yatıran insanın hayvan sevgisine karşı, Allah'a borcunu ödemek isteyenlerin kul hakkına riayet etmemelerine karşı ve ilahlaştırılan tabulara karşı uyguluyordu.
ÇOK SAYIDA FİLM VE DİZİDE OYNADI
Hasan Nail Canat, yaklaşık 10 yıldır Altunizade Kültür Merkezi'nde Üsküdar Belediyesi Tiyatrosu'nda oyunlarını sahneliyordu. Geleneksel tiyatronun örneklerini sunan Hasan Nail Canat, 'Keloğlan', 'Sokak Kızı Elif', 'Mindrella', 'Süper Bekçi', 'Cimcime Tavşan' gibi çocuk oyunları ile 'Bir Avuç Ateş', 'Demedim mi?', 'Metropol ve Kadın' adlı oyunlarını da yetişkinler için sahnelemişti. Altunizade Kültür Merkezi'nde çocuk ve yetişkinlere tiyatro eğitimi de veren Canat; 'Reis Bey', 'Minyeli Abdullah', 'Sahibini Arayan Madalya', 'Çizme', 'Sürgün', 'Beşinci Boyut', 'Bize Nasıl Kıydınız?' ve 'Gülün Bittiği Yer' adlı sinema filmleri ile 'Kara Bir Gün - Süleyman Nazif', 'Su Perisi Kayıklar', 'İnsanlar Yaşadıkça', 'Kaşağı', 'Müslüman'ın 24 Saati', 'Müslüman'ın 365 Günü', 'Siyah Pelerinli Adam', 'Hasret', 'Köstekli Saat', 'Camgöz', 'Deli Balta-Uçurum Adası', 'Evlere Şenlik', 'Bizim Ev', 'Ortaklar', 'Şark Kahvesi', 'Beyaz Savaş', 'Sır Kapısı', 'Deli Yürek', 'Ekmek Teknesi', 'Çobanın İbadeti', 'Kenan'da Bir Kuyu' ve 'Kalp Gözü' adlı TV dizilerinde rol almıştı.
'HASAN NAİL CANAT'LAR UNUTULMAMALI
Hasan Nail Canat, 1994-2004 yılları arasında Üstad Necip Fazıl Kısakürek'ten almış olduğu 'Sanat, Allah yolunda nasıl kullanılır?' düsturunu tiyaro öğrencisi yetiştirerek inançlı, şuurlu oyuncuları ülkemize kazandırmayı, belden aşağı olmadan komedi yapmayı, salya-sümük demogoji yapmadan dram oynamayı, adaba ve edebe uygun ortaoyunu ve müzikal sergilemeyi yüzlerce çocuğa öğretti. O gençler şimdi 'Hasan Nail Canat'lar unutulmamalı diyor ve birçok tiyatro eserlerinde, dizilerde inançlı oyuncu, sınırları olan oyuncu olarak rol alıyorlar.
'SANAT HAKK İÇİNDİR' FELSEFESİNİ BENİMSEDİ
Hasan Nail Canat, 'Sanat sanat içindir' ve 'Sanat halk içindir' düşüncelerini hiçbir zaman dikkate almayıp 'Sanat Hakk içindir' felsefesinden hareket ederek ülkemizdeki dini, ahlaki, sosyal eksiklikleri hem yazarak hem yöneterek hem de oyunculuğu ile sahne hayatına taşımıştır. 41 yıllık sanat yaşamında inançlı ve muhafazakar kesimin kalplerinde haklı yerini alarak 21 Ekim 2004 tarihinde Ramazan ayının ilk haftasında son oyunu olan 'Aynalar Yolumu Kesti' isimli oyununu Üsküdar Belediyesi İftar Vapuru'nda son kez sahneledikten sonra Sayın Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım Bey'den de son ödülünü aldı. Evine geldikten sonra aniden fenalaşarak kalp krizi sonucu sanatını Hakk için yapan Hasan Nail Canat ruhunu Hakk'a
teslim etti.
Gazetemizin genel yayın yönetmenimiz, eğitimci- yazarımız Mehmet Zengin'in büyük usta hakkındaki görüşleri şöyle:
Hasan Nail Canat, tabiri caizse "adam gibi" adamdı

Sevgili Hasan Nail CANAT abimizi Adana'da tanıma bahtiyarlığına eriştim. Kendileri tabiri caizse "adam gibi" adamdı.

Keşke teşrik-i mesaimiz daha uzun olabilseydi!.. Ama kendisini kısa bir süreliğine de tanımış olmaktan çok mutluyum.

Hasan Nail Canat'a Allah'tan rahmet diliyorum. Mekânı cennet olsun..
MEHMET ZENGİN
Hasan Nail Canat'ın yakın dostlarından biri olan şair-ressam-yazar Recep Garip kendisini böyle anlatmıştı:
Hasan Nail Canat vefa bekliyor

Bir edebiyatçının, bir tiyatrocunun unutulmaması gerekiyor. Türkiye'de yaşayan, yediden yetmişe bütün insanımıza aşkın anlayış ve kavrayışlarla sahnede hayatın bizâtihi oyununu oynayarak gerçek hayattan farkı olmadığını bize hatırlatmıştır Hasan Ağabey.

Hasan Nail Canat önce romanlarıyla ilköğretim öğrencilerine kendisini okutmuş, ardından oyunculuğu ve tiyatroculuğu ile bütün insanlara yaşamanın anlamını hatırlatarak SAKARYA TÜRKÜSÜ ile finaller yapmıştır. Onu hep koşarken gördüm. Dostluğunu, kardeşliğini, müminliğini ve inanmışlığını gençlerle beraberliğinde ve oyunlarında izledim. Herhangi bir konserde, bir sergide, bir açılışta, bir kitap fuarında Hasan Nail Canat orada olurdu. Sürekli mütebessim çehresiyle bir coğrafya hüznünü taşırdı. Sohbetlerinde muhabbetin edeple inşirahı yer alır, her an yeni şeyler üretmek için gayret ederdi. Sahnede onlarca gence bildiklerini öğretmek için çırpınan Canat, sanki yeni oyuncularla, yeni vizyonlar kazandırarak hayata karşı duyarlılık aşılamanın peşindeydi. Düşünen gençlere yatırım yapılmasını tavsiye ederdi. Kendisi de onu yapardı. Bir çay bahçesinde oturduğunu görseniz birkaç delikanlının, genç kızın kendisiyle muhabbet ettiğine tanık olurdunuz. Sürekli eylem halinde olan bir tiyatro ustasından, bir romancıdan, bir şairden ve bir sinemacıdan söz ediyoruz. Çeşitli filmlerde oynamış olan Canat, zaman zaman Ulvi Alacakaptan ile de aynı sahneyi paylaşmıştır. Hüseyin Goncagül ile beraberliğini de unutmamakta fayda vardır.

1991 yılındaki 'Çizme' filminde 'Sessiz Radyocu' rolüyle Altın Portakal'da 'En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu' ödülü 'Bu sanatçı bizden değil' diyerek verilmediğini kendisinin dilinden dinlemiştim. Kendisini o ödülü almamakta ahirete iyi bir azık hazırladığını anlatır ve şöyle söylerdi; "Eğer o ödülü bizden diye bana verselerdi yarın mahşerde Allah'ın huzurunda cevap veremezdim. Ben sanatımı sadece Allah yolunda kullananlardanım." İşte bu duyguyu ömrünce sürdüren bir yazarın, bir duruş ve söylem adamının, bir şairin arşivi Türk toplumunun yüreğindedir. Aşağıdaki kitapları öğretmenlik dönemimde severek okumakla kalmayıp öğrencilerime de okuttum. Yetişmekte olan evlatlarımızın kitapla olan temasında onların zelve bu ülkenin geleceğine dair yatırımlarımız adına okumalarında ısrarla fayda görmekteyim. Romanları; Bir Küçük Osmancık Vardı, Nur Dağındaki Çocuk, Yaralı Serçe, Günahkar Baba, Kırımlı Murat Destanı, Yasemen, Bir Avuç Ateş ve Gül Yarası. Piyesleri; Moskof Sehpası ve Cimcime Tavşan. Şiir Kitabı; Yalnızlar Rıhtımı.

Belki bundan sonra söylenmesi gereken; daha çok kendisinden uzun yıllar eğitim almış, dizlerinin dibinde bulunmuş, tiyatro oyunculuğuyla iş imkânları ya da farklı işlerde yerleşme imkanı bulmuş öğrencilerinin bir VEFA duygusuyla harekete geçmeleridir. İstanbul'daki belediye başkanlarımızdan herhangi birinin, ki buna en uygun düşen belediye Üsküdar, sonra Ümraniye belediyeleridir. Yakışır bir kültür merkezine ismini vermeleridir. Büyükşehir Belediye Başkanımız ise Hasan Nail Canat Tiyatro Sahnesi'ni hayata geçirmelidir. Bunu bir kültür ve sanat adamı olarak beklemekte olduğumuzu ifade etmeliyim.

21 Ekim 2004 tarihinde tiyatrocu, romancı, şair, sinema oyuncusu ve bir Müslüman sanatçıyı kaybettik. Aramızdan ayrılarak ebedî âleme göç etti. Kendisini rahmetle anıyorum.
RECEP GARİP

21 Eki 2018 - 10:40 - Kültür-Sanat



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Mercek Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mercek Haber değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Mercek Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (530) 912 22 78
Reklam bilgi


Anket Bize öğretilen tarihimizin doğru olduğuna inanıyor musunuz?