Varoluşun Temel İlkeleri ve Tekâmül

Ceza İnfaz Kurumları Cumhuriyet Savcılığı ve Kurum Müdürlüğünün ortaklaşa düzenlediği "Varoluşun Temel İlkeleri ve Tekâmül" konulu konferansta konuşan Çapa Haber Yazarı Abdullah Haktankaçmaz, “Yaratılan her şey zamanla tekâmül ederek değişmektedir, gelişmektedir” dedi.

Büyütmek için resme tıklayın

Ceza İnfaz Kurumları Cumhuriyet Savcılığı ve Kurum Müdürlüğünün ortaklaşa düzenlediği "Varoluşun Temel İlkeleri ve Tekâmül" konulu konferansta konuşan Çapa Haber Yazarı Abdullah Haktankaçmaz, “Yaratılan her şey zamanla tekâmül ederek değişmektedir, gelişmektedir” dedi.

Keskin Ceza İnfaz Kurumları Cumhuriyet Savcılığı ve Kurum Müdürlüğünün ortaklaşa düzenlediği "Varoluşun Temel İlkeleri ve Tekâmül" konulu konferans yoğun ilgi gördü. Kırıkkale Valisi Mehmet İlker Haktankaçmaz, Yahşihan Kaymakamı, Karakeçili Kaymakamı, Ceza İnfaz Kurumları Cumhuriyet Savcısı Cihan Ergün, Kırıkkale İl Garnizon Komutanı, Keskin T Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumları Kurum Müdürleri, Keskin Cezaevi Jandarma Bölük Komutanı, Keskin Halk Eğitim Müdürü, Kırıkkale Ticaret Odası Başkanının katıldığı konferansı personel ve hükümlü/tutuklular da izledi.

"Varoluşun Temel İlkeleri ve Tekamül" konulu konferansta konuşmacı olarak katılan Çapa Haber Yazarı, Emekli Öğretmen, Şair Abdullah Haktankaçmaz, “Yaratılan her şey zamanla tekâmül ederek değişmektedir, gelişmektedir. Birçok şeyden üstün ve mükemmel yaratılmış olan insan, bu tekâmülde başı çekmektedir” dedi.

mg-2147-1530644305.jpg?

Bu biyolojik ve ruhsal gelişmede ‘ilkelinsan’ın varlığını bedeni üzerinden tanıdığını, bedenine hizmet ederken de ruhu fark edip sosyalleştiğini belirten Haktankaçmaz, konferansına şöyle devam etti:

“Şimdilerde ise: İnsan; ruhu kavradıkça kendini bileceği ve tekâmülü derecesinde, gitmesi gereken yere doğru yol almaktadır.

Bu yolculuğun varoluş ilkesi; tekâmül basamaklarını çıka, çıka mükemmele kavuşmaya çalışmaktır. Üzüntü, başarısızlık, sakatlık, yokluk, kuraklık, hastalık, kıtlık, sabır, musibet, tevazu, korku, açlık, ölüm vb…Tekâmül yolculuğunun gerçeklerinden bazılarıdır. Bütün bunlar insan ruhunu olgunlaştırmak, tekâmül ettirmek için Yaratıcının koyduğu aşamalar ve sınavlı geçitler dizisidir.

Dikkatimizi biran insandan, insanın bulup geliştirdiklerine çevirelim. Örneğin: Basit bir abaküsün insan tarafından basamak, basamak geliştirilerek nasıl önce hesap makinesine, sonra bilgisayara dönüştürüldüğüne çok kısa bir göz atalım: Sayı saymak insanlık tarihi kadar eskidir.

İnsan önceleri bunun için parmaklarını kullanıyorken, bundan 5000 yıl önce abaküsü bulmuş, uzun zaman sonra rakamların kullanılmaya başlamasıyla ilk hesap makinesini yapmıştır.

MENTAL ARİTMETİĞİ

Günümüzde Japonların geliştirdiği ve Mental Aritmetiğin temel aracı olan soroban (sayma tepsisi) de bir abaküstür. Tarihin en büyük buluşlarından biri olan bilgisayarın çalışma prensibine dayanan ilk hesap makinesini 19. yy da İngiliz Charles Babbage yapmıştır.

Ama adına Analytical Engine (çözümlemeli veya analitik makine ) dediği buhar güçlü tarihin ilk bilgisayarı düşünce aşamasında kalmıştır. 1948 de transistorların keşfi ile bilgisayar hızla gelişmiş, birçok aşamadan sonra bu gün kullandığımız özellikteki bilgisayarlar yapılmıştır. Tarih buna bezer örneklerle doludur. Bu buluşların ortak özellikleri hepsinin bulunduktan sonra zamanla değişmeleri ve gelişmeleridir. Çok değil önümüzdeki beş yıl sonunda teknoloji firması IBM’e göre bilgisayarlar:

Duymak, koklamak, görmek ve dokunmak gibi fiziksel hisleri taklit edebilecek. İnternet alışverişleri ürünlere dokunularak yapılabilinecek. Doktorlar hastalarını bir tablet aracılığı ile muayene edebilecek. Bilgisayar gördüğünü anlayabilecek, bebeklerin neden ağladığını söyleyebilecek. İnsanların duymadığı sesleri duyabilecek.

mg-1981-1530644288.jpg?

HASTALIĞI ÖNCEDEN HABER VERECEK

Hastalığımızı önceden haber verebilecek. Üç boyutlu yazıcılarla, kobay olarak kullanılacak iç organlar üretilebilinecektir. İleriki zamanlarda da bu özelliklere daha neler ekleneceğini belki tam olarak bilemeyiz ama mükemmele doğru yol alınacağını tahmin edebiliriz.

Ele aldığımız bu örnekten de anlaşılıyor ki: Allah insana tekâmül etme ve ettirme görevini yüklemiştir. Diğer bir ifadeyle: Gelişme ve tekâmül ilahi bir kanundur.

Bize düşen ise: Okuyarak, görerek, düşünerek, sorgulayarak, araştırarak, öğrenerek ve uygulayarak bu ilahi emre uymaya çalışmak, her tedbire rağmen verdiğine sabırla hamd etmektir.

Nasıl ki tohumdan bitki olur, sonra yaprak ve çiçek açar, çiçek meyveye dönüşür, sonra olgunlaşır, lezzetlenir, tohumunu verir ve bu dönüşüm tekrar eder. İnsan ruhu da böyledir: İyi veya kötü yaşadıklarından, gördüklerinden, deneyimlerinden ders çıkarır, okuyan, merak eden, öğrenen, düşünen, sorgulayan, araştıran ve bunlardan elde ettikleri deneyimleri özümseyerek kendini geliştirmeye çabalar.

HİÇ BİLENLE BİLMEYEN BİR OLUR MU?

Ve çabası derecesinde olgunlaşır, tekâmül eder. Kur’an-ı Kerimin: “ Oku! ”, ” Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu? ”,“ Aklınızı kullanın” , “ Allah musibeti aklını kullanmayanların üzerine yağdırır “ ,“ İlim sahipleri daha iyi anlar ”, ” Ey insan! Kuşkusuz sen Rabbine doğru çaba üstüne çaba sarf etmektesin, nihayet ona varacaksın.” Gibi emir ve duyuruları, Hz. Muhammed’in: “ İki günü bir olan zarardadır.”, “İlim Müslüman’ın yitiğidir, gördüğü yerde onu almalıdır.” Gibi hadisleri, düşünenlerin: “ Gerçek yaşam düşüncedir.”, “ Ancak merak, coşku ve cesaretini sürdürebilenler yeteneklerini kullanabilirler.”, “ Varoluş tekâmüle bağlıdır.”, “ Beyinin gıdası öğrenmedir. Gibi söylemlerin hepsi varoluş temel felsefesinin tekâmül olduğunu söylerler.

Mevlana bu konuda çağlar ötesinden şöyle seslenirken: ”Taş olarak ölmüştüm, bitki oldum. Bitki olarak öldüm ve hayvan oldum. Hayvan olarak öldüm, o zaman insan oldum. Öyleyse ölümden korkmak niye? Hiçbir sefer kötüye dönüştüğüm, ya da alçaldığım görüldü mü? Bir gün insan olarak ölüp, ışıktan bir yaratık, rüyaların meleği olacağım. Fakat yolum devam edecek. Allah’tan başka her şey kaybolacak. Hiç kimsenin görüp duymadığı bir şey olacağım. Yıldızların üstünde bir yıldız olup, doğum ve ölüm üzerine parlayacağım.” der.

TEKÂMÜL ETMEYE ÇABA GÖSTERMEK

Sonuç olarak: İnsan, ancak; olgunlaşmaya ve tekâmül etmeye çaba gösterdiği derecede, Tin suresinde bahsedilen esfelesafilinden, yani atıldığı aşağıların aşağısından kurtulup, gitmesi gereken yere, mükemmele, Yaradan’ına doğru yol alır…

Ne mutlu hedefine mükemmelliği koyup yaşamınca ona varmaya çabalayanlara, selam ve muhabbetim onlara gitsin…”

Konferansın sonunda, Kırıkkale Valisi Mehmet İlker Haktankaçmaz ve Cumhuriyet Savcısı Cihan Ergün, kurum hükümlüsünce yapılan bir resmi Abdullah Haktankaçmaz’a armağan etti

04 Temmuz 2018 - Yaşam



Yorum yazarak Mercek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mercek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

03

Selma Yilmaz - Yüreğinize, emeğinize sağlık hocam faydalı bir konferans oldu teşekkür ederiz. Saygılarımla

Yanıtla . 0Beğen 08 Temmuz 23:32
02

Mehmet - Çok faydalı bir çalışma oldu.

Sayın Hocamızın ağzına yüreğine sağlık.

Allah ömrüne bereket versin

Yanıtla . 1Beğen 08 Temmuz 13:25
01

Ahmet Çayir - Saygıdeğer Abdullah hocam insanların sizden böyle güzel bilgiler alması kadar güzel birşey olamaz inşallah herkes konuşmamızdan bir bilgi edinmiştir. Siz değerli hocamızın Kırıkklale Kültür merkezinde konuşmacı olarak görmekten gurur duyar o günü heyecan ile bekliyor olacağız.

Yanıtla . 1Beğen 08 Temmuz 12:53

Anket Hangi haber sitesini daha sık takip ediyorsunuz?