logo

“Yunanlı Avukatlar Rumları Dava açmaya teşvik ediyor”


facebooktwitter
Yurdagül BEYOĞLU ATUN
yurdagulbeyoglu@hotmail.com

Rumların ABD’deki mahkeme hezimeti, Rum Dışişleri Bakanlığı’nın “bireysel dava açmayın” uyarısına neden olurken, Kıbrıslı Türklerin avukatı Haberal Kıbrıslı’ya konuştu.

“Rumları, Yunan avukatlar dava açmaya teşvik ediyor”

Yurdagül ATUN

*Atun: “ABD yargısı, karar merciinde Yunanlı hakimlerin ve Helen hayranı hakimlerin yer aldığı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin hatasına düşmedi ve duygusal değil, yürürlükteki hukuk kurallarına göre karar verdi”

ABD’de, Rumların Kıbrıslı Türkler aleyhine açtıkları mülkiyet davasında Kıbrıslı Türkleri başarıyla savunan avukat David S. Saltzman, Haberal Kıbrıslı Gazetesi’ne yaptığı açıklamada, “Yunanlı avukatlar Kıbrıslı Rumları aldatmakta ve kendilerine doğruları söylemeden, hayali gerekçelerle Kıbrıs’taki mallarıyla ilgili olarak dava açmaya teşvik etmekteler” dedi.

ABD Mahkemesi’nin tokat gibi gelen kararı, Rum Dışişleri Bakanlığı’nın “bireysel mülkiyet başvurusu yapmayın” uyarılarına neden oldu.

Kıbrıslı Rum davacılar adına avukat Michali Toumazou, Athan Theodore Tsimpedes, Robert J. Shelist’in, KKTC aleyhine 2009 yılında  “Birleşik Devletler Columbia Bölgesi, Yerel Mahkemesi’nde açtıkları dava yaklaşık 5 yıl sonra, istinaf mahkemesine açılan dava ise geçtiğimiz ay sonuçlandı.

İstinaf Mahkemesi Hakimleri Henderson, Griffith ve Kavanaugh’ın yazdıkları kararda, Toumazou ve diğerlerinin davasının reddedildiği, alt mahkemenin kararının tasdik edildiği, buna ilaveten mahkemenin, şikayet konusu başta mülkiyete ilişkin konuların, ilgili mahkemenin yetki alanına girmediğini ve davacının da iddialarının hiçbirini kanıtlayamadığı sonucu çıktı.

Haberal Kıbrıslı Gazetesi’nin ulaştığı bilgilere göre Avukatlar, David S. Saltzman, Steven R. Perles, Edward B. MacAllister, Andrew John Pincus ve Michael Orth Ware tarafından savunulan KKTC, “Lanham Yasasına karşı gelmek, mülkiyet haklarına müdahale ve inkar etmek, uluslararası ve geleneksel yasalara aykırı

davranmak, resmi sahtekarlık ve adil olmayan zenginleşme” suçlarıyla itham edildi.

Atun: “Kıbrıslı Türklerin ABD’deki mallarına dahi el koyacaklardı”

Konuyla ilgili olarak Haberal Kıbrıslı Gazetesi’ne konuşan Profesör Dr. Ata Atun, başından beri takipçisi olduğu ABD’den çıkan sonucun Kıbrıslı Türkler adına çok önemli bir kazanım olduğunu ifade etti. Rumların bu dava ile KKTC’nin ABD’deki tüm mülklerine ve KKTC’de İTEM Yasasına göre eşdeğer veya da tahsis olarak aldığı Rum mallarına ilaveten ABD’deki taşınır ve taşınmaz mallarına el koymayı hedeflediklerini kaydeden Atun şunları söyledi: “Bu davada KKTC’yi arkadaşım David S. Saltzman, Steven R. Perles, Edward B. MacAllister, Andrew John Pincus ve Michael Orth Ware savundu.

“KKTC Meclisi’nin kabul ettiği yasalar doğrultusunda mülk sahibi olmanın, adil olmayan zenginleşme kapsamına girmediği sonucuna varıldı”

Davanın görüşülmesi ve bir karara varılması tam 5 yıl sürdü ve Columbia Bölgesi, Yerel Mahkemesi 30 Eylül 2014 tarihinde kararını açıkladı. Karara göre davacılar ve davacı taraf, iddialarının destekleyecek somut, güvenilir ve resmi belgeler sunamadılar ve iddialarını da kanıtlayamadılar. Buna ilaveten, dava açılmasına konu edilmek istenen mülkiyet konusu ile ima edildiği gibi KTFD Meclisi ile KKTC Meclisi’nin kabul ettiği yasaların, örneğin İTEM yasasının, resmi sahtekarlık olmadığı ve bu yasalar sayesinde mülk sahibi olan kişilerin de adil olmayan zenginleşme kapsamına girmediği ve en önemlisi de davanın açıldığı Columbia Bölgesi, Yerel Mahkemesi’nin söz konusu iddiaları yargılamak yetkisi olmadığı belirtildi.

“ABD Mahkemesi AİHM’nin hatasına düşmedi”

Bu karara itiraz eden Yunanlı avukatlar, alt mahkemenin kararını Columbia Bölgesi İstinaf Mahkemesi’ne götürdüler. ABD yargısı, karar merciinde Yunanlı hakimlerin ve Helen hayranı hakimlerin yer aldığı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi AİHM’nin hatasına düşmedi ve duygusal değil, yürürlükteki hukuk kurallarına göre karar verdi. Bu kararla da KKTC’nin ve Kıbrıslı Türklerin “Hukuksal bir felaketin” eşiğinden döndüğü de bir başka gerçek. Ortak bir devlet kurmak için yıllardır müzakereleri sürdürdüğümüz, yüzümüze güler gözüken ama arkamızdan da kuyumuzu kazmak için her fırsatı değerlendirmekten kaçınmıyorlar.”

****

HSBC Bankasına da dava…

KKTC aleyhine “Lanham Yasasına karşı gelmek, mülkiyet haklarına müdahale ve inkar etmek, uluslararası ve geleneksel yasalara aykırı davranmak, resmi sahtekarlık ve adil olmayan zenginleşme iddiaları ile dava getirilirken banka ve şubeleri ile ilgili olarak da bilinçli olarak KKTC’nin düzmece mülkiyet entrikasına yardım etmek ve desteklemek” iddiasıyla dava açan Rumlar, Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıs’ta bulunan gerçek ve kişisel mülklerinin ABD’de satılması ile ilgili olarak, HSBC Holding, HSBC PLC ve HSBC Bank of USA ile kötü amaçlı işbirliği girişiminde bulunduğunu iddia ettiler.

Karardan alıntılar

Toumazou’nun temsil ettiği kişiler, KKTC’nin kurulmasına yol açan olaylar esnasında yer değişmek zorunda bırakıldıkları iddia edilen bir grup Kıbrıslı Rum’dan oluşuyor. Haberal Kıbrıslı Gazetesi’nin ulaştığı karar metninde, özetle şu ifadeler oluşuyor: “Sayısız taleplerde bulunan bu Rumların iddialarının tümünü reddeden yerel mahkeme, aynı zamanda da bu grubun hukuksal yollardan bu mahkeme kararına itiraz dosyalamayacağına da karar verdi.

Bu grup, yerel mahkemenin ileri sürülen konular temelinde KKTC hakkında

kişisel yargılama hakkına sahip olduğu konusunda yetki sahibi olduğunu ispatlayamamıştır. Davacıların sadece temelsiz iddialarla ve sonuç içeren beyanlarla bu davayı sürdüremez.

“İddialarını ispatlayamadılar”

Davacılar, ABD’de ve özellikle de Columbia bölgesinde sahip olduklarını iddia ettikleri taşınmaz malların satılması ile ilgili herhangi bir satış işlemi evrakı veya da reklam malzemesi göstermeyi başaramamışlardır.

Aynı zamanda davacılar mahkeme huzurunda yaptıkları açıklamada, bu mahkemenin genel kişisel yargılama konusunda yetkisi bulunduğuna dair bir zemin olduğunu doğrulayamamışlardır.

İddialarını ispatlamaları için tekrar tekrar kendirline fırsat verilmesine rağmen davacı grup iddia ve taleplerini açık olmayan, müphem tanımlamalarla devam ettirmiş ve KKTC’nin sunduğu hükümetin yetki ve nüfuzuna dair kanıtları da vasıfsızlandırmayı sürdürmüştür. Yerel mahkeme bu nedenle kararının temyiz edilmesini, kendi yetkilerini kullanarak yasaklamıştır.

HSBC Bankası hakkında ileri sürdükleri iddiaları mahkemenin reddetmesi ile ilgili olarak mahkemenin yanlış yaptığına dair davacı grup kabul edilebilir veya uygulanabilir bir argüman ileri sürememiştir.”

Avukat: “Avukatları doğruları söylemiyor”

Karardan duyduğu memnuniyeti belirten Avukat David S. Saltzman, Haberal Kıbrıslı Gazetesi’ne yaptığı açıklamada, “Yunanlı avukatlar Kıbrıslı Rumları aldatmakta ve kendilerine doğruları söylemeden, hayali gerekçelerle Kıbrıs’taki mallarıyla ilgili olarak dava açmaya teşvik etmekteler” dedi.

ABD Mahkemelerinde KKTC aleyhine açılmış 2 tane daha, -Fouris Davası ve Latchford- dava bulunuyor.

Share
328 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+7 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Şehidin Son Mektubu

    27 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bir Çanakkale Şehidinin Son Mektubu Valideciğim, Dört asker doğurmakla müftehir şanlı Türk annesi! Nasihat-amiz mektubunu, Divrin Ovası gibi güzel, yeşillik bir ovacığın ortasından geçen derenin kenarındaki, armut ağacının sayesinde otururken aldım. Tabiatın yeşillikleri içinde mest olmuş ruhumu, bir kat daha takviye etti. Okudum, okudukça büyük dersler aldım. tekrar okudum. Şöyle güzel ve mukaddes bir vazifenin içinde bulunduğumdan sevindim. Gözlerimi açtım, uzaklara doğru baktım. Yeşil yeşil ekinlerin rüzgara mukavemet edemeyerek eğilmes...
  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
UA-36507442-2