logo

reklam
21 Mayıs 2016

YORULDUN MU EY RUH !


facebook
Ahmet AL
alahmet53@hotmail.com

Bazen bir gazete haberi, bazen sosyal Medya’da paylaşılan bir terör faciası, bazen de açlıktan bir deri, bir kemik kalmış, bir Afrikalı çocuk resmi bizi derinden hüzne itmiş, göz  yaşlarımızı tutamadığımız çok olmuştur. Bedenimiz zarar görmemesine rağmen.

Sosyal hayatımızı etkileyen ve bize en yakın olan fakat en az bildiğimiz RUHUMUZU ne kadar tanıyoruz; veya ruh dediğimiz soyut varlık mıdır; yoksa somut varlık mıdır.

İnsanoğlu yaratıldığından beri insanın sadece bedenden ibaret olmadığı Yunus’un diliyle “Bir ben vardır, benden icerü” ifadesiyle, bedenden başka ikinci bir varlığın olduğunu bildiğidir. Bu varlık hakkın da ne Kuran-ı Kerim’de nede Hz. Peygamber’den bu konuda net bir bilgi yoktur.Mahiyeti ( içeriği) hakkında bilgisi olmayan varlığında Kuran’da “ Hakkında bilgi sahibi olmadığın birşeyin ardına gitme” buyruğu üzerine ihtilaflar olmuş. Mesele Cüneyd Bağdadi, İmam-ı Sükkı gibi zatlar Ruh’un mahiyetinin araştırılmamasını istemişlerdir. Bazı alimlerde Allah-ı tanımanın yolu ruhu tanımaktan ve bilmekten geçti ğini ve vacip olduğunu buyurmuşlardır.

Ruhu araştıranlarda zaman içinde ayrışmışlar, kimi somuttur demiş. Beden içinde bir gezen atomlar olduğunu demişlerdir. Bazı alimler ise soyut olduğunu ve kalpte,dimagda, ciğerde üç kuvvet olduğunu savunmuşlardır.

Görülüyor ki; tüm alimler beden sarayımızın içinde 2. Bir varlığın olduğunda hem fikirdir. Ruhumuz var olduğu gibi aynı zamanda duyduklarımızla, gördüklerimizle de etkileniyor ve üzerimizde etki bırakıyor. Bu etkiler bazen negatif bazen de pozitif olabiliyor, ama en çok olumsuz etkiler bizi yorgun bırakıp bitkin ve mutsuzluklar oluşturup, hayata karşı karamsızlığa ve ümitsizliğe  sevk edebiliyor, bunlar bize soyutta olsa RUHUN bakıma ihtiyacının olduğunu gösteriyor.

Ruhumuz sadece duyduğunuz, gördüğümüz nedenlerle değil zaman zaman işlediğimiz, günah yaptığımız haram ve iman zafiyetimizde kalbi karartarak ruhun mekan tuttuğu kalbi karartıyor ve yoruyor.

Ruhumuza sosyolojik olarak ta baktığımızda Ruhumuz moda gibi, kültür ve medeniyet farklılıklarından da etkileniyor, uymadığımız zaman ruhumuz etkileniyor, bize etki yaparak bizi yönlendiriyor. Mesela içeriği  ve işlemi aynı olmasına rağmen kullandığımız bazı moda ürünlerini farkında olmadan maddi bedel ödeyerek değiştirmemiz gibi.

Ruhumuzu kısaca tanıdıktan sonra ve Modern ve vahşi tüketimin yaraladığı Ruhumuzu nasıl koruyabiliriz. Bazı Allah dostları, bedeni kafese, ruhu ise kuşa benzetmişlerdir. Bu benzetmeden anlıyoruz ki, bedenin ruh için olduğunu, dolayısıyla bedenin çok güçlü olması veya büyük olması veya güzel olması , ruhun güzel olması anlamına gelmiyor.

Zira, kafesin boyanması ile kuş güzelleşmediğine göre bedeni de çok geliştirmekle ruhu geliştirip güzelleştiremiyoruz, demektir.

Ruhu  güzelleştirmek, yorgunluktan, elemden ve sıkıntıdan kurtarmak için insanın Allah’a yönelmesi gerektiği görülüyor.

İnsan Cenab-ı haktan uzaklaştıkça ruhsal sorunlar artıyor ve telafisi olmayan ölüm ve hastalıklara duçar oluyor.

Ruhu, müzikle, kesimle, sanat, spor ve imani, estetik, ahlaki değerlerle coşturulmalı  çünkü; sanat ve güzellikler ahlak değerleri içerisinde insanı marifete götürebilir.

Ruhumuzu en iyi dinlendiren yorgunluktan arıtan bir diğer şeyler ise Mefküre ve İdeal sahibi olmaktır.

Zira hepimizin hayatı bir gaye ile anlam kazanmıyor mu.?

Ruhumuzu iradeyi  cüzimizle  nefis ve şeytandan uzak tutup, Allah’ı  ve Peygamberi sevdirebilirsek  ikisi de soyut olan ve mahiyetinin ilmini ve içeriğini  bilmediğimiz ruhla hakkı bedende buluşturduğumuz da kafeste güzel  olur, kuşta güzel olur. Tüm güzelliklerde bizim olur.

Kaynak- Artık Ruhunu da besle ( Ender Saraç)

 

Ahmet AL

 

Share
747 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+6 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bugünün işini, yarına bırakma!

    23 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bugünün işini, yarına bırakma! Buhara’da yetişen Evliyadan Seyyid Emir Burhan hazretleri “rahmetullahi aleyh“, bir gün bir gence; - Ey kıymetli oğlum! Bugün, her istediğini kolayca yapabilecek bir haldesin. Gençliğin, sıhhatin, gücün, kuvvetin, malın ve rahatlığın bir arada bulunduğu bir zamandasın, buyurdu. Sonsuz saadete kavuşturacak sebeplere yapışmayı, yarar işleri yapmayı yarına bırakma, hemen yap. Delikanlı sordu. - Ne yapmamı tavsiye edersiniz efendim? - İnsan ömrünün en iyi zamanı olan bu gençlik gün...
  • DURDURAMADINIZ BÜYÜK TÜRKİYE YÜRÜYÜŞÜNÜ!

    22 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    BÜTÜN DÜMENLRİNİZİ BİLİYORUZ. Bu ülke 35 yıldır sadece terörle mücadele etmiyor, bu ülke 35 yıldır terörün bataklığında üreyen işte bu kirli zihniyetle de mücadele ediyor. Terörü bir geçim kapısı haline getirmiş, yoksul çocukların ölümünü kendisine bir rant haline getirmiş kan baronlarıyla da bu ülke mücadele ediyor. İnanın, bunlar için en iyi Kürt ölü Kürt’tür, bunlar için en iyi Alevi ölü Alevidir. Vatanına ihanet eden, ama mütedeyyin maskesi takan örgütlerin dizinin dibine çökerler, ama gerçek mütedeyyinden korkar, onu yok etmek için her şe...
  • Ahlak ilmi çok mühimdir

    22 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Ahlak ilmi çok mühimdir Edirne’de medfun bulunan büyük Velilerden Şücaeddin-i Karamani hazretleri ”rahmetullahi aleyh“, bir gün sohbetinde; - Ahlak ilmi, kalb ve ruh temizliği bilgisi demektir, buyurdu. Tıp ilminin, beden sağlığı bilgisi olmasına benzer. Çünkü fena huylar, kalbin ve ruhun hastalıkları, zararlı işler de bu hastalıkların alametleridir. Şöyle devam etti: - Ahlak ilmi, çok şerefli, pek kıymetli, en lüzumlu bir ilimdir. - Neden efendim? dediler. - Çünkü, kalbin ve ruhun kötülükleri bu ilimle tem...
  • Kötü arkadaşlardan ayrıl!

    17 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kötü arkadaşlardan ayrıl! Şırnak civarında yetişen Velilerden Şeyh İbrahim Hakkı hazretleri “rahmetullahi aleyh“, bir gün fena arkadaşlara aldanan sevdiği bir genci görüp, şefkatli bir sesle; - Görüyorum ki, “Allah adamları” ile görüşmekten sıkılıyor, zenginlerle, dünyaya düşkün olanlarla bulunmak istiyorsun, buyurdu. Delikanlı mahcup bir eda ile önüne bakıyordu. Devam etti: - Aman oğlum! O kötü arkadaşlarla düşüp kalkmak, insanı sonsuz felakete götürür. Onların yağlı, tatlı yemekleri, zehir gibi gönlü öldür...
UA-36507442-2